Gergerlioğlu: Memlekette ne işler dönüyormuş!
07 Haziran 2024 12:33

Gergerlioğlu: Memlekette ne işler dönüyormuş!

DEM PARTİ Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Genel Kurulda yaptığı konuşmada Eski Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e “Yargı bağımsızdır diyordunuz. Kimin tutuklanacağına, kimin ihraç edilip görevine iade edileceğine siz karar veriyormuşsunuz.” ifadeleriyle yüklendi

AK PARTİ ve MHP sıralarına seslenen Gergerlioğlu, “Siz bir kayyım ve KHK rejimi kurmuş durumdasınız. Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş bir televizyon kanalında neler anlattı? Çok vahim şeyler anlattı. KHK'larla ilgili vahim hadiseleri ben burada defalarca, haftalarca Sayın Abdulhamit Gül'e soruyorum, cevap vermiyor, veremiyor. Ayşe Ateş demiş ki: "Sinan Ateş'e isimler geliyordu, yaklaşık 10 bin kişilik bir isim listesi toplamda vardı. Bunlar, ülkücü olduğunu söyleyen, 'FETÖ'yle irtibatımız yok, bizim bir suçumuz yok.' diye gelen insanların bilgilerini, belgelerini topluyordu. Sonrasında arıyordu birilerini, bulundukları yerlerde onlardan referanslar alıyordu. Bakın, ne işler dönüyor. Ondan sonra bu listeyi de AKP'deki Darbe Komisyonuna götürüyordu. O zaman da başında Abdulhamit Gül vardı, kendisine iletiyordu. Onlar da artık kendi araştırmalarına göre son kararı verip FETÖ'cü ya da değil, cezaevindeyse çıkacak ya da göreve iade edilecek; onun kararını veriyordu." Vay vay vay, memlekette ne işler dönüyor. Suçları örtbas ediyorlarmış. MHP kulislerinde neler dönüyormuş, oradan AK PARTİ'ye pas ediliyormuş. Sayın Abdulhamit Gül Komisyonun Başkanıymış.” ifadelerini kullandı.

Yargı bağımsızdır diyordu kimin tutuklanacağına kendi karar veriyormuş!

Adalet Bakanıyken Abdulhamit Gül’ü ziyaret ettiğini söyleyen Gergerlioğlu, "Abdulhamit Gül’e niye bu usulsüzlükler, haksızlıklar var? Yargı niye böyle?” dediğimde "Ömer Bey, yargı bağımsız, biz karışamayız; ne bilelim biz, yargı bağımsız." diyordu. Ama kimin cezaevine girip girmeyeceğine, kimin iade edilip edilmeyeceğine bir komisyon karar veriyormuş, başında da Sayın Abdulhamit Gül varmış. Bir aydır kendisine soru soruyorum, cevap vermiyor; nasıl bir skandaldır bu ya, nasıl bir skandaldır. Yani bir hukuk devletinde Adalet Bakanlığı yapmış birisinin, "Yargı bağımsızdır." diyen birisinin bu kadar vahim ifadelerden sonra çıtı çıkmıyor. Buyurun Sayın Abdulhamit Gül, açıklama yapın, buyurun; ben sizi açıklamaya davet ediyorum ama kurduğunuz düzen buna müsaade etmiyor. Öylesine bir haksızlık, hukuksuzluk düzeni kurdunuz ki üçüncü kez kayyum atıyorsunuz, yüz binlerce kişiyi KHK'lerle ihraç ediyorsunuz, insanları darbeci ilan ediyorsunuz ve bir rant düzeni devam ediyor. Ayhan Bora Kaplanlar, Sinan Ateş'in öldürülmesi, usulsüz krediler gırla 550 milyon lira Halk Banktan krediler veriliyor. İnsanları "şucu" "bucu" diye ilan ediyorsunuz. Gariban sözleşmeli erleri, kursiyer teğmenleri darbeci ilan ediyorsunuz. Eline silah almamış, silah sıkmamış, darbe olduğunu anladığı anda bırakmış, gitmiş insanlara müebbet veriyorsunuz.” şeklinde konuştu.

Emir verme yetkisi olmayan gariban erlere nasıl müebbet verilir?

Sevinç Çakır’ın fotoğrafını gösteren Gergerlioğlu, “Sayın Abdulhamit Gül bu kadın sizin Bakanlığını yaptığınız Adalet Bakanlığının önünde günlerdir nöbet bekliyor. Çocuğu çok başarılı bir çocuk ve kursiyer teğmendi; hiçbir şeye karışmamış, tek bir kurşun sıkmamış. Sonunda ne oluyor? Ağır bir şekilde, haksız hukuksuz müebbede mahkûm ediliyor. Kadın ne diyor? "15 Temmuzu kim yaptıysa müebbedi o yatsın. Oğluma özgürlük istiyorum.” Adalet Bakanlığının kapısında Emine Şenyaşar anneyle beraber bekliyor. Ne diyor? "Kursiyer teğmenlerin emir verme yetkisi yoktur. Onlar, yeni mezun, asıl görevlerine atanmadan önce kurs alan öğrencilerdir." Ama sizin düzeniniz bu gariban erleri içeri atıyor. Sözleşmeli er ya, cezaevinde ziyaret ediyorum, Cüneyt Öztürk, Kocaeli Darıca'da oturuyor. Depresyon hastası olmuş, eşiyle birlikte perişan bir aile, gariban, fakir bir ailenin çocuğu. Ama siz onları o zindanlarda çürütüyorsunuz, müebbet cezalarla çürütüyorsunuz çünkü siz bir yağma ve talan düzeni kurdunuz, suçsuz, günahsız insanları müebbet cezalara çarptırdınız, ağırlaştırılmış müebbetlerde o kuyuların dibine atıp seslerinin soluğunun çıkmamasını sağlamaya çalıştınız. Bunun hesabını verin ve bir açıklama yapın Sayın Abdulhamit Gül.” ifadelerini kullandı.

Komisyon legal değildi

Abdulhamit Gül’ün başkanlığını yaptığı komisyonun legal bir komisyon olmadığını belirten Gergerlioğlu, “Sayın Abdulhamit Gül, Sinan Ateş eski MHP Milletvekili İsmet Büyükataman’ın danışmanıydı değil mi? Ne diyor? “Bizim yaptığımız işler normalin dışında olduğu için ‘Bana belge verin, ben bu işleri yapıyorum.’ dedim, vermediler belge.” Yani illegal bir komisyondan bahsediyoruz Sayın Abdulhamit Gül. MHP’de İsmet Büyükataman... AK PARTİ’de Celalettin Güvenç’in neler yaptığını çok duyduk. O illegal komisyonlar, borsalarda neler döndüğünü iyi biliyoruz.” İfadelerini kullandı.

Alın size belge

Çin’le ilişkiler konusunda konuşan Gergerlioğlu,  “Burada 2019’daki Türkiye-Çin Anlaşması’nı gündeme getirdiğimizde Leyla Şahin Usta bir kadın olarak çok ilginç, çok absürt bir cevap vermişti bana. Demişti ki “Adamsanız getirin o anlaşmayı.” Allah Allah, nasıl bir dildir bu anlamak mümkün değil. Bakın, tutanaklar da burada. Leyla Şahin Usta buraya gelsin. İşte kapı gibi o anlaşmanın belgesini burada gösteriyorum. Mevlüt Çavuşoğlu'nun bir “tweet”i. “Wang Yi’yle enerji ve yatırımlar başta olmak üzere ikili konuları görüştük. Uygur Türklerinin durumunu ele aldık. Çin Halk Cumhuriyeti’nin daveti üzerine Sincan’a bir gözlem heyeti gönderiyoruz.” demiş. Tarihi ise 30 Temmuz 2019, Mevlüt Çavuşoğlu'un “tweet”i bu. Şimdi 2024’teyiz, herhangi bir faaliyet oldu mu? Hayır, hiçbir şey olmadı. Onun yerine ne oluyor? Hakan Fidan koşturup Çin’e gidiyor değil mi?” şeklinde konuştu.

Kayyum atadıkları için Batıdan yüz bulamadılar, Çin’e yöneldiler

Çin’e yönelmelerinin sebebini açıklayan Gergerlioğlu, “Van’a kayyım atamaya çalıştığınız zaman Avrupa Parlamentosu Raportörü Nacho Sanchez Amor demişti ki: “Siz Mehmet Şimşek’i ülkelerde boş yere dolaştırıyorsunuz, 5 kuruş da bulamazsınız çünkü işiniz gücünüz kayyım atamak.”  Bundan sonra ne oldu? Tabii, Batı’dan yüz bulamadı AK PARTİ-MHP Cumhur İttifakı, koştu Çin’e. Şimdi, beş yıl önceki bu sözlerinde duramadıktan sonra ne oldu? Yani düşünün, güya gidip toplama kamplarını ziyaret edeceklermiş ama o kadar antidemokratik bir ülke ki işi gücü sağa sola kayyım atamak, KHK’ler çıkarmak ve Batı bloğundan kopmuş, Çin’e koşturup “Ne olur bana biraz para ver.” diye yalvarmaya gidiyor. Hakan Fidan beş yıl önceki anlaşmanın gereğini yapmadığı gibi, koşturdu, Çin’de anlaşma yapmaya çalışıyor. Peki, Çin’de kaybolan insanların hesabını sordu mu oraya gidip? Hayır. Cezaevlerindeki Uygurlarla ilgili bir şey sordu mu? Hayır. Bakın, ne dedi: “Çin’i karıştırmaya yönelik uluslararası girişimleri doğru bulmuyoruz.” ve “Efendim, BRICS’e girmeye çalışıyoruz.” dedi. Ya, sen hani Avrupa Birliğine girmeye çalışıyordun? Şimdi, Brezilya, Çin, Rusya ve Hindistan’ın oluşturmuş olduğu birliğe girmeye çalışıyormuş, koşturmuş Çin’e. Tabii, demokrasiyle falan bir alakan yok senin, pusulan şaşar; bir oraya gidersin, bir buraya gidersin. Şimdi, Batı’yla koptu, işte, işi gücü kayyım atamak, KHK’ler çıkarmak, Anayasa'yı çiğnemek; koşturuyor, Çin’e BRICS’e girmek istiyormuş. Yahu, bu hikâye yine, bakın, şuna dönecek: S400'lerle ilgili bir hikâye vardı biliyorsunuz. İşte, güya Batı'ya kapris yaptılar “Bak, biz F-35’lerden vazgeçiyoruz S-400 alırız.” dediler; Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldular, ikisini de beceremediler, başaramadılar ve ülkeyi çok büyük bir zarara soktular. Hakan Fidan’ın Çin ziyaretindeki amacı nedir? Yani mesela, şu anda, Geri Dönüş Anlaşması’yla ilgili, ülkedeki Uygurları Çin’e göndermeyle ilgili bir adım mı atılacak? Bilemiyoruz, neler yapılacak?” ifadelerini kullandı.

15 Temmuzda yaşanan şaibeler aydınlatılmalı

15 Temmuz gecesi yaşananlarla ilgili çok büyük şaibeler olduğunu ve bunların aydınlatılmadığını söyleyen Gergerlioğlu, “Darbenin Allah belasını versin ama darbeci olmadığı hâlde insanlar darbeci ilan edilebildi. Sayın Hulusi Akar burada yok ama kendisi ne diyordu? Bakın Mehmet Dişli için “Benim kalbimdir.” Mehmet Partigöç için “Benim beynimdir.” diyordu. Akın Öztürk dosyalara da yansıyor “Hulusi Akar’la sabah namazını birlikte kıldık.” diyor.  Birisi darbeci oluyor, öbürü darbeye karşı çıkan oluyor. Bakıyorsunuz, Abidin Ünal ilk savcılık ifadesinde Akın Öztürk’e toz kondurmuyor, ardından Akın Öztürk darbeci ilan edildi. Nasıl bir muamma var, anlamak mümkün değil. Askerler de burada, onlar da işin içinde neler döndüğünü az çok biliyordur. Genelkurmayla da konuştuğunuz zaman bunun nasıl bir şey olduğunu anlamadıklarını söylüyorlar ama işte, bütün bu anlaşılmayan olayların içinde bir askerlik kanununu konuşuyoruz ve iktidarın orduya iyice hükmedeceği bir yasa çıkarılmış oluyor. Buna da sanırım askerlerin itiraz etmesi gerekiyor çünkü iktidarın partisel gücüyle kendilerini dikte etmesine herhâlde karşı çıkmaları gerekir.” şeklinde konuştu.

 

Güncelleme: 07 Haziran 2024 12:35
BENZER HABERLER
X