Arı
Kasım’ın son güneşli günleri.
Bahçedeki hurma ağacı biraz mahcup gibi sanki. Her yıl gövdesi zorlansa da dallarında taşımaktan gurur duyduğu hurmalar bu yıl öyle az, öyle küçük ki… Onlar da didik didik didiklenmiş, kargaların hizmetindeler…
Üzüntüsünü, erkenden döktüğü yapraklarıyla anlatıyor.
Ağlar gibi…
Üstelik üstüne basıla basıla yürünen sararıp kuruyan yapraklarının ezildiğini gördükçe, erkenden kuruyup kırılıyor dalları da…
“Ahh!“ diyorum, “Ahh sevgili ağacım, bir bilsen biz de nelere üzülüyoruz! Sen de haklısın. Ama önümüzdeki yıl yine gurur duyabilirsin. Sağlam olsun yeter ki kökün, toprağın… Bir de düşün, yok edilen ağaçları, kuşları…
Suçsuz ama tutsak insanları…”
Camda şaşkın bir arı. Son güneşli günlerinden yararlansın diye pencereyi açıyorum. Hiç oralı olmuyor. Camın altında konuşlanmış. Yukarıya doğru yol alıyor ama çok geçmeden başlangıç noktasına, geldiği yere geri düşüyor…
Toparlanıp, yeniden deniyor. Az sonra hoop yine geldiği yere…
Düşe kalka inatla sürdürüyor yolculuğunu…
Sonunda en tepede pervazda duruyor.
“N’oldu, başın göğe mi erdi?” diyecekken, başı pervaza erdi!
Vazgeçer, vazgeçecek diyorum, ama hayır! İnatla deniyor.
Başını aşağıya çevirip, bu kez son derece dikkatle, yavaş yavaş kenardan kenardan aşağı indi.
Ve evet, yeniden bir hamle yaparak bu kez oldukça kararlı ve hızlı bir şekilde tırmanışa geçti. Ama yine bir çıkış yolu bulamıyor. Dikkatle aşağıları gözlemliyor. Çok yoruldu. İn çık in çık derken yürümekte zorlanmaya başladı.
Bundan sonra vereceği karar kaderini belirleyecek.
Ya “olduğu kadar, olmadığı kader” diyecek…
Ya da…
Bu arada, gözünün önündeki camın bir kanadı açık. Hedefe ulaşacağım diye görmüyor sanırım. Belki de görmemezlikten geliyor.
Bunca hırs niye arı kardeş?
Belli ki yoruldun. Zorlanıyorsun. Çık dışarı, özgürce yaşa şu son güneşli günleri…
Bak, önümüz kış!
Kim bilebilir, kim görebilecek ki gelecek baharı…
Arıların kulağı delik midir, değil midir bilmiyorum; ama sanırım “Hep denedin, hep yenildin. Olsun, gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.“ sözünü duymuş olmalı bir yerlerden…
Hava serinledi birden.
Üşüdüm.
Anladım, iflah olmayacak!
Pencereyi kapadım!
20 Kasım 2025
Yahya Kaptan - İzmit
- Toplam 2 yorum
Meltem Çömlekçioğlu 09:27 - 24 Kasım 2025
Küçücük arıdan büyük bir ders bize gösteren ,yazan kaleminize , hissettiren düşündüren yüreğinize sağlık ….
Gülgün Çankaya 13:09 - 23 Kasım 2025
Sanırım onlar da yorgun, üzgün ve şaşkın olan bitene... Yine çok güzel bir yazı, teşekkürler...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- İçimizdeki boşluk... 08 Kasım 2025 Cumartesi
- İçimizdeki çocuk 25 Ekim 2025 Cumartesi
- Sesler kokular fotoğraflar... 10 Ekim 2025 Cuma
- Yalnızlık 25 Eylül 2025 Perşembe
- Çekmeceler 09 Eylül 2025 Salı
- Görülmemiştir kötülüğün böylesi! 25 Ağustos 2025 Pazartesi
- Su ve sabun 06 Ağustos 2025 Çarşamba
- Yanmak 24 Temmuz 2025 Perşembe
- Harese 08 Temmuz 2025 Salı
- Tezgâhlar... 20 Haziran 2025 Cuma