Fuat bey, ülkede hiç seçim havası yokken, hatta erken seçim isteyenler ciddi eleştirilirken birden bire bir seçim kararı alındı. Yeni kurulan bir parti olarak İYİ Parti erken seçime nasıl yakalandı. Seçime hazır mıydınız?
Biz 24 Haziran seçimlerine hazırlıksız yakalanmadık. Bu karar alınmadan önce Türkiye genelinde teşkilatlanmalarımızı tamamlamıştık. Özellikle Kocaeli bazında baktığımızda bütün ilçe teşkilatları da hazırdı. Meral hanım zaten erken seçimi söylüyordu. Neden erken seçim yaptılar? Bunun birkaç nedeni var. İYİ Parti’yi seçim dışında bırakmak gibi bir kurgu olduğu görülse de ekonomik olarak çok ciddi bir bitiklik var ülkemizde. Ben 26 yıldır sanayiciyim, bundan önceki kırizlerin hepsini yaşadım ama hiçbiri böyle değildi. İş ivmesi artıyordu, devalüasyon oluyordu falan. Şu anda ciddi manada 9 aydır sıkıntı var. Büyük firmalarla çalışıyoruz, hepsi yatırımları durdudular. Bu güven ile ilgili bir şey. Bu karamsar bir tablo. Seçimin sonucu ne olursa olsun Türkiye ciddi manada bir ekonomik buhran yaşayacak. Şu anda yaşıyoruz, daha da artacak. Seçim sürecinde bazı şeyler baskılanıyor, örneğin akaryakıtın önünü kestiler, dövize bir şekilde faiz ile müdahale etmeye çalışıyorlar fakat Dolar yine 4.80 olmuş.
BÖYLE BİR DÜNYA YOK
Sizin partiniz Millet İttifakı’nın içinde. İttifak uyumlu çalışıyor mu. Gözlemleriniz neler?
Millet İttifakı çok uyumlu bir şekilde gidiyor. Burada baktığınız zaman CHP, Türkiye’nin en köklü partisi, Saadet Partisi benim için çok büyük bir anlam taşıyor. Çünkü şuanki iktidar Saadet Partisi, yani Milli Görüş’ten ayrılıp 16 yıldan beri bu ülkeyi yöneten bir parti. Saadet Partisi’nin bizim yanımızda olması ayrıca bir özellik taşıyor. Bu iki partide kurumsal olarak oturmuş partiler. Keza Demokrat Parti var, o da yine rakamsal olarak olmasa da o da ciddi bir kültürü temsil ediyor. Burada bir araya gelmek zaten bir zorunluluktan dolayı oldu. Herkes bunun farkında. Bizim ittifakta olduğumuz partilerin ortak kaygısı demokrasi, Atatürk ilke ve inkılapları, cumhuriyet… İktidar partisi, ‘Taraf olmayan, bertaraf olur’ mantığıyla hareket ediyor. Ben de onlara diyorum ki biz taraf falan olmak zorunda değiliz. Biz bertaraf olmayacağız. Biz bu ülkenin insanlarıyız. Ülkenin yarısını, düşüncesini yok sayamazsınız. Böyle bir dünya yok.
ARA ELEMAN SORUNU VAR
İş dünyasından bir isimsiniz, ekonomiden de biraz bahsettiniz ama özellikle sanayicinin durumunu bir kez daha sormak istiyorum.
Bu ülkede ciddi manada kalifiye eleman sorunu var. Ben KOTO yönetimindeyken de bunu söylüyordum. Bizim şirkette çırak olarak girip emekliliği gelmiş olan insanlar var. Biz bundan 5 sene sonra ara eleman sorunu yaşayacağız. Artık ara eleman yetişmiyor. Bunu artık bilinçli yaptıklarını düşünüyorum. Bu neyi tetikliyor, üretim ekonomisinden çık anlamına geliyor. Herkesin üniversite mezunu olduğu, herkesin beyaz yakalı olduğu, böyle istihdan edilmeye çalışıldığı bir ülkede üretim olmaz. Birileri bir şeyler yapmak zorunda. Böyle giderse Türkiye’de KOBİ dediğimiz işletmeler eleman bulamayacak. Bu noktada da büyük endüstriyel firmalar bu anlamda zarar görecek. Çünkü bunların bir çok işini, revizyonlarını bu KOBİ’ler yapıyor. Bilinçli olarak tarımı bitirdiler, tarım hayvancılık yok. Oradaki genç nüfus şehirlere göçtü. Sanayin sanayi değil, tarımın tarım değil, hayvancılığın hayvacılık değil. Biz nereden geçineceğiz, ne yapacağız? Bir şey üreteceksin ki bir şey satasın.
O klasik soruyu ben de sorayım; Kocaeli’de kaç vekil çıkaracaksınız?
Partimizin gönlünden geçen, benim de gönlümden geçen 6 vekil. Partimiz Kocaeli’de 6 vekil hedefliyor ama ben reel olarak 2 vekil çıkartacağımızı düşünüyorum. 3’ü de zorluyoruz.
MİTİNG ÇOK MORAL OLDU
Meral Akşener’in Kocaeli mitingini nasıl görüyorsunuz. Bunun teşkilatlara nasıl bir etkisi oldu?
Ben bu son mitingimizin kalabalık olacağını bekliyordum. Bu beni şaşırtmadı. Bu mitingimiz teşkilatlarımıza ciddi moral oldu. Ama ben samimiyetle söylüyorum bu kalabalığa ben hiç şaşırmadım. Çünkü sahadayız biz. Ben günden yaklaşık bin kişinin elini sıkıyorum. İnsanların beden dilini anlıyorsunuz, göz teması kuruyorsunuz. İşin aslını sorarsanız mitingimiz için çok ciddi, aşırı bir duyuru da yapamamıştık. Hafta içi bir gündü, ciddi yağmur vardı. Taşıma kesinlikle olmadı. Artık İYİ Parti’de herkesin moralı çok daha yüksek. Herkesin yüzü gülüyor. Aksi olsaydı cidden çok üzülürdüm. Kocaeli, kızına sahip çıktı. Bu bir gerçek. Özellikle kadınların bu işi sahiplendiğini görüyorum. Kadınlar sahipleniyorsa bu iş olmuş demektir. Onların önünde kimse duramaz.

PROVAKASYON YAPIYORLAR
Sayın Berna, uzun zamandır sahadasınız. Sahadan nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Ben sahada üç çeşit insan profili gördüm. Birincisi bizi çok sevenler. Gözlerinin içi gülüyor, gönülden seviyor. Bir grup ise nefret ediyor. Bir grup daha var, renk vermiyor. Esnaf ağzı deriz biz, renk vermiyor. Onu da biliyoruz ki o renk vermeyenler bizimle birlikte. Sanırım biraz korkuyorlar. O keskin sevmeyen grup ise bana göre insanlığını kaybetmiş. Olabilir, sevmeyebilirsin, Derince’de şöyle bir şey geldi başıma. Derince teşkilatı ile bir program yaptık, en son bir iş yerine girdik. Bir beyefendiye elimi uzattım, o bana sırtını döndü. Bir şey demedi ama surat ifadesi çok kötüydü. Bu bana çok acı geldi, gerçekten üzüldüm. Biz bu kadar Türk toplumu insanlığını kaybetmiş olmamalı. Nasıl böyle oluyor, ben onun düşmanı değilim ki…
Size yaşadığımız ilginç bir şeyi daha anlatmak istiyorum. Yahya Kaptan Mahallesi’nde Millet İttifakı’nın bir iftarı vardı. Orada iftar yaparken, bir genç bayan geldi. ‘Biz arka tarafta aç kaldık, siz burada nasıl yiyorsunuz, mutlu musunuz böyle’ diye çıkıştı. Sonra bu hanım burayı terk etti, bizim arkadaşlar takip ettiler, AK Parti seçim arabasına bindi, gitti. Bunları yaşadık. Yani buraya kadar düştü bu zihniyet, kendi akıllarınca provakasyon yapıyorlar.
BİZİMKİSİ KARINCA MİSALI…
Ben Kocaelililere şunu diyorum; vallaha bu seçimden öte bir şey artık. Yani insanların aklını, vicdanını, bütün yaşanmışlıklarını şöyle bir gözden geçirip, öyle oy kullanmalarını istiyorum. Bu bana göre köprüden önce son çıkış. Belki de başka şansımız olmaz. Bu bir ülke, bu bir varoluş meselesi. Bizim yaşlarımız 50’li yaşlara geldi ama çocuklarımız, onlardan sonra meydana gelecek olan çocuklara bizim bir sorumluluğumuz var. Ben 6 ay öncesine kadar siyasetçi falan değildim. Arkadaşlarla bir araya geldiğimiz zaman kendi aklımızca ülkeyi kurtarıyorduk, bir şeyler yapıyorduk. Baktım ki kendi aramızda konuşmakla ile bir şey olmuyor. Artık taşın altına elimizi, gövdemizi koymamız gerekiyor. Bundan yıllar sonra torun sahibi olduğumuzda, çocuklar derseki, ‘Ya dede, son o zamanlar sen iyi adammışsın,elin kolun varmış, çevren varmış, ne yaptın bu kötü gidişat için?’ Ben artık bunun cevabını verebileceğim, İYİ Parti’de bunları yaptım… Onun kuruluşunda çalıştım, muhasipliğini yaptım, nasip oldu vekil adayı oldum. Benim elimden bu geldi bunu yaptım. Bizimkisi karınca misali, su taşıyan karınca gibi. Bizim de safımız bu şekilde, İYİ’lerle birlikte oldu. Son olarak da şunu söylemek isterim, Meral hanımın o MHP’deki kopuş sürecinden itibaren duruşu, hiç yalpalamayışı, insanlara umut oldu. Meral hanın en son yapılan referandumda tek başına çalıştı, Türkiye’yi ilçe ilçe, sokak sokak gezdi. Bunlar basında çıkmadı. Ama o insanlara dokuna dokuna buraya kadar geldi. Kendisine çok şey borçluyuz.
Ergün DEMİR

