Pazartesi, 17 Ağustos 2026 17.08.2026
18°C
USD 47,90
EUR 55,55
Altın 6.799
Benzin 85,21
Dizel 80,04

Cengiz Sarıbay: Başkanlık sisteminin freni yok balatası yok!

Referandum çalışmalarını değerlendiren CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay, “Bunların önerdiği sistemin freni yok, balatası yok, kontrol mekanizması yok. Hukuk sistemi ortadan kaldırılınca hiç kimsenin denetleme hakkı, yetkisi, haddi olmayacak” dedi

Cengiz Sarıbay: Başkanlık sisteminin freni yok balatası yok!

*Sayın Başkan, malum ülkenin ve Kocaeli’nin gündemi referandum. Siz Kocaeli’de nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

-Şimdi zaman zaman, yolda şöyle tepkiler alıyorum; ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ni göremiyoruz’ diyorlar. Vatandaşlarımız, Cumhuriyet Halk Partisi’ni göremeyebililer. Vatandaşlarımız hiç üzülmesinler. Çünkü bu bir seçim çalışması değil. Çünkü biz konvoylarla, otobüslerle, kornalarla bir seçim çalışması yapmıyoruz. Ama ne yapıyoruz; bir mahalleye giriyoruz, bir kahvede oturup bir çay içiyoruz, sohbet ediyoruz, bize sorulan soruları yanıtlıyoruz. Yani halkımızı dinlemek suretiyle, onların sorularına yanıt vererek çalışıyoruz. ‘Niçin bizden 'Hayır' istiyorsunuz?’ sorusunu cevaplıyoruz. Bunu hiçbir zaman CHP-AKP yarışına dönüştürmek istemiyoruz. AKP ne kadar bunu dozundan çıkartıp bir seçim yarışına döndürmek istese de biz buna sebebiyet vermiyoruz. Bizim Genel Başkanımız da bunu söylüyor. Genel Başkanımız, ‘Aman kesinlikle polemiğe girmeyin, vatandaşa bunun bir referandum olduğunu, seçim çalışması olmadığını anlatın’ diyor biz de bunu yapıyoruz.

YARGI BAĞIMSIZLIĞINI YİTİRİRSE…

*Referandum çalışmasını hangi temel argümanlar üzerine oturttunuz?

-Tabi bu referandum sürecindeki en büyük sıkıntı bir defa yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kalkacak olmasıdır. Bir hukukçu olarak ben bunu çok daha fazla görüyorum ve hissediyorum. Ekonomi kötü olabilir, düzelir, efendim şu yasa kötü, düzelir, her şey düzelir ama yargının bağımsızlığının ortadan kalkıyor olması çok kötü. Parlamenter sistemin ortadan kalkıyor olması çok kötü. İşte biz bunları anlatıyoruz, anlattığımız zaman da olumlu tepkiler alıyoruz. Geçen pazara gittik, Perşembe Pazarı’nda 150 kişiyle görüştük, belki 2-3 kişiden tepki almış olabiliriz. Bu iki kişi ‘Biz AKP’liyiz, 'Evet'çiyiz’ dedi. Biz de siz bizim kardeşimizsiniz, görüşlerinize saygı duyarız dedik. Aynı şekilde mahalle çalışmaları da böyle sürüyor. Biz yarın mesela Akmeşe’nin pazarına gideceğiz. Sonra da bölgedeki köyleri gezeceğiz. Esnafla, halkımızla buluşacağız. Niçin 'Hayır' demeleri gerektiğini, niçin 'Evet' dememeleri gerektiğini anlatacağız.

DEMOKRASİ ÇOK SESLİLİKTİR

*Eğer 'Evet'​ çıkarsa ciddi bir sistem değişikliği olacak. AKP’lilerin referandum sonucunda neler olacağını tam olarak öğrendiğini düşünüyor musunuz. Bu konu insanlara yeterince anlatıldı mı gerçekten?

-Ak Partililer bu değişikliğin ne getireceğini, ne götüreceğini biliyor mu? Bunların bildiği bir tek şey var, tek seçici, tek yönetici Recep Tayyip Erdoğan olsun istiyorlar. Yargı da ona bağlı olsun, yürütme de ona bağlı olsun, yasama da ona bağlı olsun istiyorlar. 80 milyonluk bir ülkeyi o yönetsin istiyorlar. Bunun mahsurlarını hiç düşünmüyorlar. Şartlanmış vaziyetler. Bizim onlara bunu anlatmamız mümkün değil. Bizim anlattığımız kişiler, memleketini seven sade vatandaşlar. Bunun doğru olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. 12 kişilik bir apartmanın yönetiminde bile bir başkanın olduğunu ama üç de denetçinin olduğunu biliyoruz. Efendim “Çok başlılıkmış”, hiç alakası yok çok başlılıkla. Demokrasi zaten çok sesliliktir. Bunların önerdiği sistemin, freni yok, balatası yok, kontrol mekanizması diye birşeyi yok. Hukuk sistemi ortadan kaldırılınca hiç kimsenin denetleme hakkı, yetkisi, haddi olmayacak.

DÖRTTE BİRİ 'HAYIR' DER

*Peki AKP’nin tabanından 'Hayır' oyu bekliyor musunuz?

-Şöyle söyleyeyim, Ak Parti’ye oy vermiş vatandaşlarımızın içinde memleketini seven, parlamenter sisteme bağlı, laik, Atatürkçü insanlarımız da var.  Ülkesini seven Ak Partililer, ‘Evet biz Tayyip Beyi seviyoruz, ama biz bu sistemdeki anayasaya 'Evet' demeyeceğiz, 'Hayır' diyeceğiz’ diyen birçok tanıdığımız, dostumuz, ahbabımız var. Onlar da bunu kendi partililerine anlatmakta zorlanıyorlar. Kendi partililerini konsolide edememiş durumdalar. Dolayısıyla bizim umudumuz, Ak Parti içerisinden en az 4’te bire yakın insanın bu referandumda 'Hayır' oyu vermesi. Buna inanıyoruz. MHP’de ise yüksek oranda 'Hayır' çıkacağını düşünüyoruz. MHP’lilerin çoğu ‘Biz bu tek adamlığa 'Evet' demeyeceğiz’ diyor. Mesela Ahmet Davutoğlu gibi bir sürü Ak Parti’de görev almış kişi var. Babacan, Arınç vs. Bunlar da bu partinin kurucuları arasında. Bunlardan hiçbirisinin hiçbir şekilde 'Evet' demeyeceğine inanıyorum. Ama çıkıp ortaya, açık bir şekilde bunu ifade etmezler. Çünkü böyle davranırlarsa ertesi gün FETÖ’cü diye alınırlar.

BALATALAR SIYRIK

*Türk tipi başkanlık sistemini siz kırılgan bir sistem olarak mı görüyorsunuz?

-Tabi ki çok kırılgan. Şimdi Cumhurbaşkanı böyle bir sistemde akşam bir karar alarak, ‘Kardeşim ben parlamentoyu fesh ettim’ dedi. Var mı yetkisi, var. Mesela, ‘Avukatlık mesleğini ortadan kaldırdım’ dedi. Var mı yetkisi var. ‘Muhtarlıkları ortadan kaldırdım’ dedi. Var mı yetkisi var. Ne yapacak muhtarlar. Dava mı açacak? Kararname çıkartmakla bunları yapabilir. Onun için öyle bir sistemde o kişinin ne yapacağını kestiremezsiniz. Ve yaptığının doğru veya yanlış olduğunu değerlendirecek, tartacak bir mekanizma yok. Fren yok, balatalar yok, balataların hepsi sıyrık.

CEYHAN’A HODRİ MEYDAN

*Siz Türkiye’deki yurttaşlara ‘Evet’ veya ‘Hayır’ın tam anlamıyla anlatıldığını düşünüyor musunuz?

-Şimdi şöyle, düşünmüyorum. Anlatılamadı daha, anlatılamıyor da. Bu zor bir konu tabii. Mesela Ak Parti İl Başkanı bizim karşımıza çıksa. Medyanın önünde. Bir moderatör eşliğinde. MHP İl Başkanı için de geçerli. Bir açık oturum yapsak. Tartışsak. Benim niçin 'Hayır' dediğimi anlatmam lazım. Ak Parti de niçin 'Evet' dediğini anlatsın. Vatandaş bizi izlesin, bir karar sahibi olsun. Yani bu konuyu sizin aracılığınızla duyurmak istiyorum. Hodri meydan diyorum ve o il başkanlarını davet ediyorum. Ama kabul edeceklerini sanmıyorum. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan da, Binali Yıldırım da, bizim genel başkanımızın medya önünde oturalım, tartışalım önerisine yanıt vermiyorlar. Çünkü bunlar vatandaştan bazı şeyleri kaçırmak durumundalar. Vatandaşı uyutmak istiyorlar. Daha, bir aydan fazla süre var. Vatandaş bunu yutmayacak, anlayacak. Biz anlatmaya devam edeceğiz.

KAVGADAN BESLENMEK İSTİYORLAR

*AKP, 'Evet'in gerekçelerini tabanına anlatamadı mı size göre?

-Bunlar panik içindeler. Kesin olarak 'Evet'in içeriğini dolduramıyorlar. Bundan dolayı agresifleşiyorlar. Biz önceki gün Adapazarı’nda 5 bin kadının katılımıyla bir toplantı yaptık. Ben de oradaydım. Buradan giden kadınlar da vardı. Biz miting bittikten sonra sessiz bir şekilde meydana gittiğimiz zaman etrafımızda AKP’nin bir minibüsü yüksek sesli bir şekilde tur attı. Tabi bu öncelikle bir nezaketsizliktir. İkincisi kavga çıkartmak istiyorlar. Bizim gençler bağırmaya başladılar. Biz sakinleştirdik. Bizi o kavga ortamına çekmek istiyorlar ama vatandaşımız bize inansın, biz o kavgaya girmeyeceğiz. Biz 'Hayır'ı anlatmaya devam edeceğiz. Onların yaptığı bu kavga ortamından beslenmek. Bunların karşılarında bir düşman olması lazım. Biz onlara, ne derlerse desinler düşman olmuyoruz, çıldırmak üzereler. Panik içindeler. Biz üzerine basa basa bunun bir referandum olduğunu, siyasi yarış olmadığını anlatacağız. Bakın Almaya geriliminin anlamı da bu zaten. Buradan bir çıkış yakalamak istiyorlar.

KADINLARI YÜRÜTMEDİLER

*Siz Cengiz Sarıbay olarak Almanya’nın yaptığını onaylıyor musunuz?

-Bakın Almanya’nın izin vermemesini tasvip etmiyoruz. Yanlış anlaşılmasın. Bu Türkiye Cumhuriyeti’ne vurulan bir tokattır. Biz CHP olarak Almanya’yı bu konuda protesto ediyoruz. Genel Başkanımız da bunu söyledi zaten. Ama siz AKP olarak Bulgaristan’dan gelen milletvekiline burada çalışma yapmasına izin veriyor musunuz, hayır. Dün İzmit’in sokaklarında 8 Mart için kadınların yürüyüşüne izin verdiniz mi? Vermediniz. Ne var sanki şurada kadınlar yürüse. Kıyamet mi kopar. 15 Temmuz hain darbe girişiminde vali, belediye başkanı ve ben yürüdük. Ne var sanki Dünya Kadınlar Günü’nde vali gelse, belediye başkanı gelse, ben de gelsem, hep birlikte yürüsek. Kadınlara çiçek versek. Kadınlar günü siyasi bir aktivite midir? Ama bunlar her şeyden korkar hale geldiler. Düşünen, yürüyen, konuşan insandan korkar hale geldikleri için böyle bir yürüyüşü engellediler. Efendim bu Yürüyüş Yolu siyasete kapalıymış. AKP’nin yürüyüş yolunun ortasında standı var. Bizim imza toplamak isteyen arkadaşlarımıza ise polis engel oluyor. Cumhuriyet Parkı’nın orada 3 kadın kermes yapmak istedi, polis engel oldu.

15 YILDIR NEREDEYDİNİZ?

*Hükümet ve hükümete yakın kişiler istikrar vurgusu yapıyor. Başkanlığın bir istikrar getireceğini düşünmüyor musunuz?

-7 Haziran ile 1 Kasım arasında 500 insan öldü, patlamalar oldu, şehitler verdik. Bunların sorumlusu elbette siyasi iktidardır. Şimdi bir iktidar düşünün ki 2002’de iktidara gelmiş, sene 2017 hala istikrar yok, hala istikrarı devam ettiremiyor. Sen 15 senedir neredeydin, niye istikrarı temin edemedin? Hangi terörle ilgili yasayı getirdin de çıkartamadın. Hangi ekonomik paketle ilgili yasayı getirdin de çıkartamadın. Hangisine biz 'Hayır' dedik. Biz hepsine Evet dedik. Yani burada maksat istikrarı sağlamak, terörü önlemek değil. Ben AKP İl Başkanı Şemsettin Ceyhan’a şunu soracağım, bu anayasadaki hangi maddeyle siz terörü önleyeceksiniz? Anayasa bunları öngörmez bakınız. Anayasa halkın özgürlüklerini korumak adına yapılır, kime karşı korur, devlete karşı korur. Bizim anayasamız tam tersine tek kişiyi koruyan, halkın özgürlüklerini kısan bir anayasa. Anayalar uzlaşmayla oluşturulur. Bizde tam tersi oluyor. Halkın özgürlükleri kısıtlanarak bir anayasa yapılmak istenmekte. Bu işin başında ilk düğme yanlış iliklenmiştir.

OHAL DE KURTARMAYACAK

*Başbakan Binalı Yıldırım’ın OHAL’in 3 ay daha uzatılması açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Şimdi tabi OHAL bunların yasa tanımazlığının maşası. Ama OHAL de bunları kurtaramayacak. OHAL de bunların 'Evet'ini çıkartmaya yetmeyecek. Çünkü halk artık bunların 15 yıllık iktidarlarında neler olduğunu anladı. Terörü önleyememiş, işsizliği önleyememiş, ekonomiyi batırmış bir siyasi iktidar var. Bakın bir vatandaş bana mektup yazmış, el yazısıyla yazmış, birkaç satır size de okumak istiyorum. Diyor ki, ‘FETÖ ile hükümet ortağı olan CHP mi?’, ‘Kandil’e heyet gönderen CHP mi?’, ‘PKK ile masaya oturan CHP mi?’, ‘Öcalan’a heyet gönderen CHP mi?’, ‘Kürt halkını kandıran CHP mi?’, ‘Pensilvanya’ya bakan gönderen CHP mi?’, ‘Hocama laf söyletmem diyen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ CHP’li mi?’, ‘Buradan değerli hocama selam gönderiyorum diyen Belediye Başkanı Melih Gökçek CHP’li mi?’, ‘FETÖ’nün okullarının olimpiyatlarına katılan Başbakan Tayyip Erdoğan CHP’li mi?’, ‘Hadi gelin artık, özledik diyen lider CHP’li mi?’, ‘Hırsızlık yapan bakanların çocukları CHP’li mi?’, ‘Ne istediniz de vermedik diyen CHP’li mi? İşte bunların hepsini vatandaş artık anlamış durumda.

KENDİSİ İÇİN DE TEHLİKELİ

*Referandumda 'Evet' çıkması durumunda siz çok büyük bir sıkıntı çıkacağını düşünüyor musunuz, ülkede ne değişecek?

-Bunu ben düşünmek istemiyorum. Çünkü 'Evet' çıkmayacak. 'Evet' çıktığı zaman, ‘Ben yüzde barajını yüzde 30’a çıkarttım’ derse? CHP de yüzde 29 oy alsa kim ne diyecek? Ülke elden gidiyor. Bunları tek kişinin ağzına bırakamayız. Kanun her zaman değiştirilir ama anayasa her zaman değiştirilemez. Böyle bir yönetim olsa olsa İran’da olur, Libya’da olur, Afganistan’da olur. Ama demokrasiyle yönetilen hiçbir ülkede bir kişiye bu kadar yetki verilmez. Bu, o yetkiyi alacak kişi için de tehlikeli. Ne gerek var, siz cumhurbaşkanısınız. Biz ona cumhurbaşkanımız diye sarılmalıyız. Ama o bizi istemiyor. Ne zaman gitsek biz itikleniyoruz. ‘Siz CHP’lisiniz’ diyor. Biz CHP’liyiz ama bu ülkenin kurucu partisinin üyeleriyiz. Ülkemizi seven, milliyetçi, devrimci, laik insanlarız. Aynı düşüncede olmayabiliriz ama ülkemizi sevdiğimiz için bizim de cumhurbaşkanımız olmanız lazım. Ve bizi bağrına basması lazım. Yalnız bizi değil tabi, kendisinden olmayan herkesi. Mesela yarın MHP de aynı durumda olabilir.

*Kocaeli için referandum tahmininiz nedir?

*Kocaeli için tahminin, ben 'Hayır'ın yüzde 55-56’dan aşağıya düşmeyeceğini düşünüyorum.

GÜZEL BİNA OLDU

*Siz partinize bir il binası sözü vermiştiniz. Bu sözünüzü yerine getirdiniz. Bu konuda bir şey söylemek ister misiniz?

-Gerçekten ilimizde CHP’nin bir il binasına ihtiyacı vardı. Seçime girerken ilk sözüm bu partiye bir il binası kazandırmak olmuştu. İşte bu binayı genel merkezden biraz yardım almak suretiyle, çok büyük oranda da biz ve partililerimiz olmak üzere destek vererek oluşturduk. Çok az eksiği kaldı. Taşındık. İşlev olarak güzel bir hale getirdik. 4-5 tane toplantı salonumuz var. Kadın kolları, gençlik kolları, komisyon, disiplin kuru vs. hepsinin odasının olduğu bir bina burası. Ben bu konuda mutluyum. Partime böyle bir bina kazandırdığım için gerçekten mutluyum. Ben burada emeği geçen, destek veren partililerimize, kurul üyelerine, bu partiye gönül vermiş iş adamları ve sivil toplum örgütlerine teşekkür ediyorum. Güzel bina oldu. Burada inşallah güzel çalışmalar yapmaya devam edeceğiz.

Yorum yazın

Kocaeli Çınar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin