Hemen arkasından Şanlıurfa ve Adıyaman’da sel felaketi…
Ülkede iyi gitmeyen işler deprem ile birlikte daha kötü bir hal aldı.
İnsanlar yoruldu…
Hemen hemen herkes kötümser…
***
Sokakta, kahvehanede, çarşıda, kasabada, şehirde insanların morali bozuk.
Büyük bir karamsarlık havası var…
Sadece dışarıdan gelen sığınmacılar iyimser, onlar hallerinden memnun ve iktidarın yaptıklarını beğeniyorlar…
***
Geriye kalan herkesin morali bozuk…
İnsanlarda bir endişe, bir umutsuzluk var…
Halk tepkili…
Halk isyan ediyor…
***
Peki bundan sonra ne olacak böyle mi gidecek?
İnsanlar artık bir birbirlerine soruyorlar “nereye gidecek bu iş”…
Herkes büyük merak içinde.
Bu nereye varacak?
***
Bütün kurumların içinin boşaltıldığı kirlendiği ve kirletildiği bir süreçten geçiyoruz.
Yargı, medya. Parlamento, bağımsız kurumlar kuruluşlar dâhil her şeyi bitirdiler…
Kızılay, AFAD, TSK, YÖK depremde en çok eleştirilen kurum oldular…
***
Herkes sindi, sessizleşti…
Yaşadığımız topraklara özgürlük, bağımsızlık, kimlik, onur ve şeref veren cumhuriyetin tartışıldığı süreç yaşanıyor…
Kırgınlıklarımız var güvenimizi yitirdik…
***
Deprem bölgesinin haline bakıyoruz, on binlerce ölü ve yaralı, milyonlarca evsiz aile…
“Benim memleketim hâlâ mı ders almadı” diye üzülüyoruz.
Bu rahatsız edici, dahası kahredici bir duygu.
Ama böyle…
***
Bu böyle mi gidecek?
Elbette hayır…
Ben iyimserim, iyimserliğim aslında halka olan güvensizliğimden…
Toplumun yarısı “Tayyipçi” gözüküyor…
Hatırlayın 12 Eylül’de herkes “Evrenci” olmuştu, hem de yüzde 92 ile…
Sonra bir baktık “Özalcı”…
Arkasından “Tansucu” oldular.
***
Cumhuriyetin aydınlık insanları hariç, her dönem hep olumsuz bir süreç ve döneklik yaşanmıştır.
Böyle olunca ben döneklerin dönekliğine de güveniyorum…
Her şeye rağmen bu halk bu cumhuriyeti Abbas’a bırakmaz.
Her şeye rağmen Cumhuriyeti ve vatanını seven insanlar var…
Cesur gençler var…
Cıvıl cıvıl çocuklar var…
Yürekli kadınlar var…
Emekçiler var…
***
Onca baskıya, tehdide şantaja ve korkuya rağmen bu toplumun yarısı bunları istemedi…
Doğrudan ve gerçekten yana olanlar er geç kazanırlar…
***
Köprüden önceki son çıkış 14 Mayıs…
14 Mayıs Cumhuriyetin, hukukun, demokrasinin, aydınlığın, çocukların, gençlerin, kadınların, emekçilerin, kısacası ülkece enkazdan kurtulduğumuz günün adı olacaktır…
***
Gün, iktidara “hoş geldin güle güle” deme zamanıdır…

