Cuma, 9 Ekim 2026 09.10.2026
23°C
USD 49,22
EUR 55,21
Altın
Benzin 85,10
Dizel 90,50

Kaz Dağları’ndan Saros’a ekoloji mücadeleleri yan yana: Marmara için dayanışma ağı kuruluyor

Kaz Dağları’ndan Saros’a, Ergene’den İzmit Körfezi’ne Marmara’nın farklı bölgelerinde ekoloji mücadelesi yürüten 11 örgütten ve Değişim Elçileri programından 2 kişi olmak üzere toplam 22 doğa hakları savunucusu, 2–4 Ekim’de Armaş Vakfı’nın ev sahipliğinde Kocaeli’de bir araya geldi

Kaz Dağları’ndan Saros’a ekoloji mücadeleleri yan yana: Marmara için dayanışma ağı kuruluyor

Katılımcıların birlikte oluşturduğu harita; Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte birini ve sanayisinin neredeyse yarısını barındıran Marmara’da madencilik, enerji, sanayi, yapılaşma ve tarım kaynaklı ekolojik baskıların bölgenin tamamına yayıldığını ortaya koydu. Beş başlıktaki baskının kesiştiği ortak alan ise Marmara Denizi oldu. Buluşmanın sonunda katılımcılar, yerel mücadeleleri birbirine bağlayacak Marmara Yan Yana’yı kalıcı bir dayanışma ağına dönüştürme kararı aldı.

Armaş Vakfı’nın düzenlediği GEF Küçük Destek Programı (SGP) tarafından desteklenen “Marmara Yan Yana: Ekolojik Haklar ve Dayanışma Buluşması”, 2–4 Ekim 2026 tarihlerinde İzmit Akmeşe’deki Armaş Vakfı Mekânı’nda gerçekleşti. Bursa, Edirne, İstanbul, Balıkesir, Çanakkale, Kırklareli, Tekirdağ ve Kocaeli olmak üzere sekiz ilden, dernek, platform ve dayanışma ağlarını temsil eden 22 kişi buluşmaya katıldı. Buluşma GEF Küçük Destek Programı (SGP) tarafından desteklenmiştir.

Katılımcılar arasında Bursa Su Kolektifi, Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kazdağı Kardeşliği, Çan Çevre Derneği, Trakya Toprağıma Dokunma Platformu, Şarköy Ekolojik Yaşam ve Kültür Derneği, GÜMAP Güney Marmara Adaları Dernekleri Platformu & AGRiDA Tarım ve Turizm Derneği, Kocaeli Çevre Platformu (Kocaeli ÇEP), Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği (KEYAD) ve Saros Gönüllüleri yer aldı. Armaş Vakfı ve Türetim Ekonomisi Derneği’nin geçen yıl tamamladığı ortak program “Marmara’nın Ekoloji Savunucusu Değişim Elçisi Kadınları”ndan iki değişim elçisi de buluşmaya katıldı.

Kaz Dağları’ndan Saros’a ekoloji mücadeleleri yan yana: Marmara için dayanışma ağı kuruluyor

Marmara’nın ekolojik tablosu birlikte haritalandı

Buluşma programı üç tema etrafında şekillendi: birbirini tanımak, birbirinden öğrenmek ve dayanışmak, birlikte hareket etmek. Tanışma ve topluluk anlaşmasıyla başlayan programda katılımcı örgütler çalışmalarını, önceliklerini ve ihtiyaçlarını paylaşırken Marmara’nın ekolojik tablosunu da birlikte haritaladı. Program kapsamında “COP31 ve Halkların İklim Zirvesi” başlıklı bir bilgilendirme oturumu da gerçekleştirildi.

Buluşmanın en çarpıcı çıktılarından biri, katılımcıların kendi deneyimlerinden ve sahada yürüttükleri mücadelelerden hareketle oluşturdukları Marmara haritası oldu. Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte birinin yaşadığı ve ülke sanayisinin neredeyse yarısının bulunduğu Marmara Bölgesi’nde, madencilik, enerji, tarım, yapılaşma ve sanayi başlıklarında yüzlerce sorun noktası haritaya işlendi. Ortaya çıkan tablo, ekolojik baskıların bölgenin belirli noktalarıyla sınırlı olmadığını gösterdi.

Katılımcılar Marmara’da yaşananları birbirinden bağımsız projelerin yol açtığı yerel sorunlardan ziyade; toprağı, suyu ve denizi birlikte etkileyen sistematik bir ekokırım süreci olarak tanımladı.

Beş farklı baskının kesiştiği ortak alan: Marmara Denizi

Haritalama çalışmasında bütün şehirlerin etkilediği ortak alan olarak Marmara Denizi öne çıktı. Madencilik, enerji, tarım, yapılaşma ve sanayi olmak üzere beş kategorideki baskının etkilerinin kesiştiği denizin; kıyılardaki sanayi atıkları, Ergene’nin derin deniz deşarjı, liman tarama çamurlarının Çınarcık Çukuru’na dökülmesi, balık çiftlikleri ve yanlış balıkçılık politikaları nedeniyle taşıma kapasitesinin sınırına geldiği ifade edildi.

Katılımcılar, 2021’de yaşanan müsilaj felaketinin ardından ilan edilen koruma statüsüne rağmen Marmara Denizi üzerindeki baskının ve tahribatın devam ettiğine dikkat çekti.

Madencilikten acele kamulaştırmaya: Karadaki baskılar da ortaklaşıyor

Karada ise madencilik, enerji projeleri ve acele kamulaştırma uygulamaları öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Kaz Dağları’ndaki altın madeni projeleri ile Marmara Adası’ndaki mermer ocaklarının ormanları, su kaynaklarını ve zeytinlikleri tehdit ettiği vurgulandı. Kırklareli’nde İğneada ve Kıyıköy’de nükleer santral projesine yönelik çalışmalar yürütüldüğü aktarılırken, kaya gazı aramaları kapsamında Trakya’nın üç ilini ve Gelibolu’yu kapsayan acele kamulaştırma kararının meralar, ormanlar ve tarım toprakları üzerindeki etkileri gündeme getirildi.

Katılımcılar, kaya gazı faaliyetlerinin yoğun su ihtiyacının Trakya’nın halihazırda baskı altındaki yeraltı su kaynakları açısından yeni bir risk oluşturduğuna dikkat çekti. Arazi toplulaştırması uygulamalarının tarım alanları üzerindeki etkileri de tartışıldı. Katılımcılar, verimli tarım topraklarının giderek farklı kullanımlara açılmasıyla Trakya’nın “tahıl ambarı” niteliğinin zayıfladığına işaret etti.

Kaz Dağları’ndan Saros’a ekoloji mücadeleleri yan yana: Marmara için dayanışma ağı kuruluyor

“Yerelde yalnız kalan mücadeleler bölgesel dayanışmayla güçlenebilir”

Buluşmada yalnızca ekolojik sorunlar değil, bu sorunlara karşı verilen mücadelelerin önündeki ortak engeller de ele alındı. Daralan hukuki yollar, “üstün kamu yararı” gerekçesiyle itirazların etkisizleşmesi, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası çevre sözleşmelerinin uygulanmasını takip edecek mekanizmaların yetersizliği ve mücadelelerin büyük ölçüde gönüllülerin kendi imkânlarıyla sürdürülmesi öne çıkan başlıklar oldu.

Tek tek yerellerde yalnız kalan mücadelelerin ancak bölgesel dayanışmayla güçlenebileceği, üç günlük buluşma boyunca en sık dile getirilen ortak tespitlerden biri oldu.

Marmara Yan Yana kalıcı bir dayanışma ağına dönüşüyor

Buluşmanın kapanışında katılımcılar, Marmara Yan Yana’yı tek seferlik bir buluşma olarak bırakmayıp kalıcı bir dayanışma ağına dönüştürme kararı aldı. Marmara Denizi’nin kirletilmesi, nükleer santral planı, Kaz Dağları’ndaki maden projeleri ve Trakya’daki acele kamulaştırma kararı, yalnızca bulundukları yereli değil tüm bölgeyi ilgilendiren öncelikli başlıklar olarak belirlendi.

Ağ, Kasım ayından itibaren her ay düzenli olarak bir araya gelecek; koordinasyonu ise dönüşümlü olarak her ay farklı bir örgüt üstlenecek.

Armaş Vakfı Direktörü Gonca Doğan, buluşmanın çıkış noktasını şöyle anlattı: “Marmara Bölgesi’ndeki yoğun kentleşmenin, sanayileşmenin ve madenciliğin bedelini önce doğa, sonra bu topraklarda yaşayan insanlar ödüyor. Öte yandan Marmara’nın on bir ilinde uzun süredir devam eden ekoloji odaklı mücadelelerden gelen çok değerli bir birikim ve bu birikime sahip örgütler var. Marmara’nın on bir ilinde bu kadar değerli bir birikim olmasına rağmen, bu yapılar çoğu zaman birbirini yeterince tanımıyor, birbirinin deneyiminden haberdar olamıyor. Marmara Yan Yana Buluşması tam da bu ihtiyaçtan doğdu.”

Bursa Su Kolektifi adına buluşmaya katılan Candan Göz ise şöyle konuştu: “Burada umut doğdu ve bu umudun kırılmasını istemiyoruz. Farklılıklarımıza rağmen bir araya gelebileceğimizi, birlikte bir şeyler yapabileceğimizi hissettik.”

Buluşmanın çıktıları COP31’e taşınacak

Buluşmanın çıktıları bir rapor halinde tüm katılımcı örgütlerle paylaşılacak ve 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında SGP Konsorsiyum Pavilyonu’nda kamuoyuna sunulacak.