Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kocaeli Ticaret Odası eski Başkanı Murat Özdağ bugün ilk duruşma için İzmit’e getirildi. Murat Özdağ 'Terör örgütü üyesi olma ve örgüte finans sağlama' suçlamasıyla bugün MOBESKO eski Başkanı Ramazan Baştürk'ten sonra hakim karşısına çıktı. 15 Temmuz’da yaşanan ve sonrasında gelişen operasyonların ardından yaklaşık 8 ay sonra hakim karşısına çıkan Murat Özdağ üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 13.30'da başlayan duruşmada Murat Özdağ'ı, Ramazan Baştürk'ü de savunan Kocaeli Barosu eski Başkanı Av. Ersayın Işık savundu. İddianamenin okunmasıyla başlanan duruşmada eski çalışanlarının da Murat Özdağ'dan davacı olduğu belirtildi. İddianamede Murat Özdağ için özellikle, FETÖ okulları adına açılan hesaplar ve para transferleri konularındaki suçlamalar yer aldı. Bunun üzerine Özdağ'ın Bank Asya'da hesaplarının bulunmadığı belirtilirken Özdağ'a İsviçre bankalarına para transferleri yapılıp yapılmadığı soruldu.
KİMSENİN HİMAYESİNE GİRMEM
"Beni emniyet güçleri apar topar aldı ve avukatımla hiç gorüşemedim" diyen Özdağ "Ben kimsenin himayesi altına girmem. Beni Kocaeli'de tanıyanlar bilir. Ben KOTO seçimlerine 1.5 yıl önce başladım. Tabana hitap ettim ve bugüne kadar KOTO'da olmayan bir seçim ve katılım gerçekleşmiştir. Biz kapı kapı dolaştık. KOTO seçimlerini kazanırken diğer partiler de olduğu gibi AK Parti yöneticilerin de bu seçimi kazanırken desteği olmuştur. Kesinlikle KOTO seçimlerini kazanmamda dışarıdan bir destek ve müdahale olmamıştır. BİMER'e beni ihbar eden Mehmet Saka isimli kişiyi tanımıyorum. Bu sahsın belirttiği gibi örgüt toplantılarına katılmışlığım yoktur. Kimseden talimat almadım. İddinamade ismi geçen Hüseyin Elgin isimli şahsı tanımam. İddia edilenleri de kabul etmiyorum. Dogru degildir. Paralel yapının adayı olarak seçimlere girmedim. 7 bin kişi o dönemde oy kullanmıştır. Ben her kesimden oy aldım. Ben Meclis'te siyasi partisi bulunan üyelerden KOSİAD, MÜSİAD gibi birçok kesimden oy aldım" dedi.
BANK ASYA'YA HİÇ GİTMEDİM
Savunmasına devam eden Özdağ ''Ben Bank Asya'ya hiç gitmedim. Hüseyin Ergün'ü tanımam. Öğrendiğim kadarıyla bankanın bireysel kısmında çalışıyormuş. Erdal Yıldız'ı da tanımıyorum. Güvenlik görevlisiymiş, onunla muhattap olmam mümkün değildir. Şahin Turgun'u tanırım 10 yıldır arkadaşım TV41'in sahibidir" dedi. Şahin Turgun'un iddialarına yanıt veren Özdağ daha önceden not aldığı dosya üzerinden mahkeme heyetine savunma yaptı. Özdağ, "FETÖ'ye ait olduğu iddia edilen eğitim kurumlarında çocuklarım okuyordu. O zamanlar öğretmenlerin de katıldığı dini vaazların yapıldığı toplantıya ara sıra katıldım. O toplantıya Şahin Turgun da katılmıştır. Turgun'un bana farklı şeylerden kızgın olduğu için böyle bir suçlama yaptığını düşünüyorum. Turgun bana kendisine ait telefonların dinlendiğini söylemiştir. Turgun ile şahsi bir sorunum yoktur. Ersin Şahin isimli şahıs benim yanımda calışanımdı. Diğer çalışanlarla sorunu olduğu için, beni zarara uğrattıgından dolayı işten çıkardım. Kendisiyle bu nedenle davalık olduk. Davayı kazandı. Biz de kendisine yüklü bir tazminat ödedik. Bana tamamen şahsi hırsından dolayı iftira atmıştır." dedi. Özdağ, hakkında yapılan tüm şikayetlerin tamamen yalan ve çekemediklerinden dolayı yapılan karalamalar olduğunu belirtti.
ERSİN ŞAHİN'İN UYDURMASIDIR
Özdağ savunmasında ''Huriye Özdemir benim yanımda asistandı. Gönderilen paraların tamamı yurt dışındaki çocukların okuması için yapılan bir para aktarımıdır. Asistanımın söyledikleri doğrudur. 1 milyon 500 bin TL parayı Fetullah Gülen’e gönderdiğim doğru değildir. Bu Ersin Şahin’in uydurmasıdır. Ersin Şahin bu parayı finans genel müdürüm Mustafa Tamer ve asistanımdan duyduğunu ifadesinde söylemiştir. Asistanım ve Mustafa Tamer ise savunmalarında böyle bir şeyi kabul etmemişlerdir. Olsa onlar zaten bilirlerdi. KOTO seçimlerini kazandıktan sonra KOTO’ya kadrolu şoförüm olarak alınan Sinan Cangil, yedek şoför almak istediğimde mesai ücretine ihtiyacı olduğunu bana belirtmişti. Darbe girişiminden sonra kendini kurtarmak için üzerime atılan bir iftiradır. Tamamen gelecek kaygısı nedeniyle bunları yaptığını düşünüyorum. Ben hayatım boyunca tek telefon kullandım. Herkeste bu numaram vardır. Seçim süresince ve toplantılarda olduğum zaman telefonumu şoförüme yönlendirirdim. Bunu sadece Sinan Cangil için değil beni arayanların ulaşması için diğer personellerime de yaptığım bir durumdur'' dedi. Özdağ yerel gazetelerde hakkında 'Paralel yapı ile yakınlığı vardır' haberlerini de kabul etmedi.
OKUL PARASI GÖNDERDİK
Özdağ, yurt dışında okuyan yeğenleri ve onların eğitimleri için aktardığı para transferleri hakkında da açıklama yapıp ''Ailede ayrı gayrı yoktur. Yeğenim üniversiteyi burada kazanamadığı için kendi isteğiyle Amerika’ya gönderdik. Ağabeyimin Amerika’da okuyan kızı Firuze’ye 10 bin dolar yurt parası 10 bin dolar da okul parası yolladık. Hatta daha fazla gönderdik. Okul amaçlı gönderilen paranın bir kısmı kayıtlarda yok. Hakim ''Yeğeninizin Amerika’daki okula gitmesine talebiniz oldu mu, yoksa kendisi mi istedi'' diye sordu. Özdağ ise ''Yeğenim kendisi istediği için bu okula gitti. Amerika’daki bu okulun Fetullah Gülen okulu ile ilgisi olduğunu öğrenince önemsemedik. Fetullah Gülen cemaatine kesinlikle para transferi yapmadım. Gönderdiğim paranın 40-50 bin doları yeğenimin eğitimi içindir. Yine iki çocuğumu 2010 yılında dil eğitimi alması için Doğa Koleji vasıtasıyla Kanada'ya gönderdim. Bu gönderdiğimiz paralar çok gibi gözükebilir, örgütsel bir bağı yoktur. Dolar yüksek, o dönemlerde bu gönderdiğim para yetersiz geliyordu'' dedi. Murat Özdağ'ın bilgisayarında ve cep telefonunda ByLock iletişim sistemine dair herhangi bir delil çıkmadığı belirtildi. Mahkeme tarafından açıklanan kararda, Murat Özdağ'ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma tarihi 18 Mayıs olarak açıklandı.

