Özmural, “Meslek örgütleri, sendikalar, dernekler gibi sivil yapılar demokrasiyi besleyen önemli unsurlardır. Yok etme yerine güçlenmelerine destek olunmalıdır” dedi.
Ünal Bey öncelikle kendinizi biraz anlatır mısınız?
1963 Kütahya doğumluyum. İlk ve ortaokulu Kütahya’da bitirdim. 1979 yılından beri Kocaeli’de yaşıyorum. Liseyi İzmit lisesinde bitirdim. 1985yılında Yıldız Teknik üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldum. O zamandan bu yana da özel sektörde çalışıyorum. Yöneticilik yapıyorum. Meslekte 30 seneyi tamamlamış biri olarak birikimlerimi oda üzerinden genç meslektaşlara aktarmaya çalışıyorum.
BİR ÖZVERİ GEREKTİRİYOR
Siz Makina Mühendisleri Odası’na ne zaman üye oldunuz? Üyelikten, başkanlığa uzanan süreci biraz anlatır mısınız?
Makina Mühendisleri Odası’na mezun olduğum günden beri üyeyim. Odada değişik dönemlerde yönetim kurulu üyeliği yaptım. Son dönemlerde de iki yıl sekreterlik, iki yıl saymanlık, dört yıla yakın da yönetim kurulu başkanlığı yapıyorum. Kocaeli şube olduktan sonra ben dördüncü şube başkanıyım. Benden önce Serhat Girgin, Çınar Ulusoy ve Nedim Kara arkadaşlarım görev aldılar. Hepsinin önemli katkıları oldu. Benim onlardan tek farkım ücretli çalışan olmam. Ne şekilde çalışırsanız çalışın fedakarlık isteyen bir iş. Profesyonel işiniz aileniz ve oda işlerini iyi dengelenmiş olmanız gerekiyor. Aday olduğum zaman ideallerimden biri de ücretli mühendislerin de bu görevleri yapabileceğini ispatlamaktı. Eğer bunu başarabilirsem mutlu olacağım. Çünkü üyelerimizin çoğunun ücretli olduğunu düşünürsek bu konu önemli. Ancak şunu özellikle belirtmek gerekir ki benimle beraber çalışan farklı sektörlerden altı asıl, yedi yedek olmak üzere toplam 13 yönetim kurulu arkadaşım daha var. Biz yedek asıl ayırımı yapmaksızın birlikte üretmeye çalışıyoruz. Tüm kararlarımızı oy birliği alıncaya kadar ikna süreçlerini çalıştırıyoruz. Buda hata yapma ihtimalini azaltıyor
TMMOB KÜLTÜRÜNÜ ANLATIYORUZ
MMO Kocaeli Şubesi nasıl çalışıyor, neler yapıyor?
MMO Kocaeli Şube’nin yönetim kurulunun tamamı diğer şubelerde olduğu gibi profesyonel düşünce ile ama amatör olarak görev yapan arkadaşlardan oluşuyor. Herhangi bir ücret ve maaş almıyoruz. Böyle olunca bu makamlara çıkar amaçlı grupların girmesine engel olmuş oluyoruz. Onun dışında tabi MMO Kocaeli Şubesi’nin bir de profesyonel çalışan kadrosu var. Bunlar maaşlı çalışan mühendis arkadaşlarımız, onun dışında idari personellerimiz var. Bunlarla da odanın profesyonel işlerini yürütüyoruz.. Etkinliklerimize gelince; üyelerimizi dört ana gruptan oluşuyor. Birincisi fabrikalarda veya atölyelerde ücretli çalışanlar, ikincisi eğitimine devam eden öğrencilerimiz, üçüncüsü emekli olan arkadaşlarımız, dördüncü grup ise kendi işlerini yapanlar. Doğal olarak bu grupların ihtiyaçları da farklılık gösteriyor. Örneğin öğrenciler için yapılan işler genelde üniversitedeki eğim konularındaki eksikliklerin giderilmesine yönelik faaliyetler oluyor. Genelde iş bulmalarına yardımcı olacak eğitimleri seçiyoruz. Staj yeri bulma, yaşama hazırlık için yaptığımız söyleşi ve paneller var. Ayrıca senede bir defa olmak üzere yaz kampları yapıyoruz. Burada da öğrencilere TMMOB kültürünü anlatıyoruz. Ücretli çalışanlara ve serbest çalışanlara ise mesleki alanlardaki gelişmeleri aktardığımız eğitim faaliyetlerimiz oluyor. Emekli olan meslektaşlarımızdan ise mümkün olduğunca eğitmen olarak faydalanıyoruz. Genç kuşaklara tecrübelerini aktarmalarını sağlayacak ortamlar yaratıyoruz. Bütün bu faaliyetlerimizi yaparken devletten herhangi bir katkı almıyoruz. Kendi imkanlarımızı kullanarak yapıyoruz.
BİZİM BÜTÇEMİZ ŞEFFAFTIR
TMMOB’u, MMO’yu diğer meslek örgütlerinden ayıran, farklı kılan şey nedir?
TMMOB 1954yılında kurulduğundan bu yana çizgisinden taviz vermemiş, sürekli ülkenin ve halkın çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan demokratik bir meslek örgütüdür. Gücünü örgütlü üyesinden alır. Her koşulda bağımsızlığını korur. Hiç bir siyasetin arka bahçesi olmamıştır. Tüm kararlarını demokratik ortamda alır. Her zaman toplumun vicdanı olmuştur. Elini taşın altına koymaktan ve kral çıplak demekten çekinmemiştir. Tüm bu faaliyetleri yaparken şeffaflığa dikkat eder. Aldığı karalardan bütçesine kadar tüm işleyiş şeffaftır. TMMOB ve MMO en kritik dönemlerde bile düşüncelerini ifade etmekte çekinmemiştir. Bu nedenle çoğu zamana da siyasetçilerin hedef tahtası olmuştur. Bedel ödetilmeye çalışılmıştır. Örneğin Türkiye’nin en kritik süreçlerinden biri olan 15 Temmuz’dan bir gün sonra “NE DARBE NE DİKTA” diyerek tepkisini göstermiştir. Bugün yaşananlara baktığımızda tespitin ne kadar doğru olduğunu anlayabilirsiniz.
BİR YÖNETİCİ GELMEZ Mİ?
Çok fazla basına yansımasa da TMMOB’un kamuoyunu ilgilendiren çok çalışması var. Bunu biliyorum. Biraz bu çalışmalardan bahseder misiniz?
TMMOB’un ve MMO’nun meslek alanları ile ilgili çok fazla çalışması olmuştur. Onlarca sempozyum ve kongre değişik şehirlerde düzenliyor. 12-13 Ekim 2017 de Kocaeli Üniversitesi’nde enerji verimliliği kongresini Kocaeli MMO olarak yapacağız. Bunları yaparken devletten tek kuruş almıyoruz. Buradan ürettiklerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz. Ancak ne yazık ki ülkeyi yönetenlerden katılım göremiyoruz. Umarın bu sefer böyle olmaz. Herhalde sonuçlarından pek hoşlanmıyorlar. Oysaki buralarda çok önemli birikimler aktarıyoruz. Ülkenin değişik yerlerinde birçok uzman birikimlerini aktarmak için bu kongre ve sempozyumlara katılıyor. Buna basın pek değer vermiyor. Okunabilirliği kaygısı ile pek haber yapmıyorlar.. Çünkü çoğu teknik rapor. Bizler kamuoyunu ilgilendiren mesajları halkın anlayacağı şekli ile kamuoyuna vermeye gayret ediyoruz. Oysa TMMOB’un kamuoyunu ilgilendiren o kadar çok yayını var ki. İsteyenler bunlara internet den ulaşabilir. Mesela kentler ile ilgili olarak birçok kentte, o kentin problemlerinin tartışıldığı kent sempozyumları düzenliyoruz. Kentlerin problemlerini masaya yatırıyoruz. Aynı ilgisizliği buralarda da görüyoruz. Yerel yöneticiler maalesef bu konulara da ilgisiz. Meslek örgütleri, sendikalar, dernekler gibi sivil yapılar demokrasiyi besleyen önemli unsurlardır. Yok etme yerine güçlenmelerine destek olunmalıdır. Bu arada yetiştirebilirsek Kocaeli Kent Sempozyumu’nu bu yıl içinde gerçekleştirmeye çalışacağız.
Sizce yöneticiler sizin çalışmalarınıza neden ilgisiz kalıyor?
iki nedeni olabilir. Birincisi söylenenlerden rahatsız olmaları, ikincisi ise söyleyecek karşı tezleri bulunmaması. Yerel yönetimlerin yaptığı işlere baktığınızda nerdeyse hepsi bizim meslek alanlarımızla ilgili. Büyükşehir Belediyelerinin bütçeleri nerdeyse bir çok bakanlık bütçesi kadar. Büyük projeler yapılıyor. Ancak kadroları bunu yapacak yeterlilikte olmadığı gibi siyasi nedenlerle yapılan atamalar nedeniyle nitelik problemi de var. Sonuçta nitelikli iş çıkmıyor. Çoğu iş defalarca yapılmak zorunda kalınıyor. Bedelini de toplum olarak ödüyoruz. Eskiden kamu kurumlarından zarar ediyor diye şikayet ediliyordu. Şimdi en büyük israflar belediyelerde. Belediyeler halka hizmeti eşit götürmek yerine yandaşına hizmet götürme, yandaşına iş vererek bu şekli ile siyasi iktidarını sürdürme politikasını güder hale geldiler. Belediyeler artık hükümetlerin siyasi iktidarını sürdürmenin en önemli aktörleri. Bunu birçok yerel ve genel seçimde gördük. Paraların nasıl hovardaca harcandığını, kamu kaynaklarının nasıl har vurup harman savrulduğuna tanık olduk. Bu da toplum olarak hepimizin vicdanını rahatsız ediyor. Denetimsiz, bilim ve teknolojiye uygun yapılmayan işlerin bedelini zaman geliyor sel baskınları, zaman geliyor depremle zaman geliyor büyük yangınlar ile toplum olarak ödüyoruz. İşte bizim siyasiler ile kavgamız bu noktada başlıyor. Ranta dönük, halka hizmet etmeyen her türlü iş ile mücadele bizim görevimiz. Bunun için hukuk mücadelesi başta olmak üzere sokak eylemleri dahil her türlü reaksiyonu gösteriyoruz, göstermeye devam devam edeceğiz. TMMOB’un felsefesi bu..
MMO’NUN ÜYESİ 110 BİN
Ünal Bey, biraz Makina Mühendisleri Odası’ndan bahseder misiniz? MMO, TMMOB’un neresinde. MMO’un üye sayısı kaç?
Bir kere Makina Mühendisleri Odası, TMMOB’un içinde üye sayısı en yüksek odalardan bir tanesi. Yaklaşık 500 binin üzerinde TMMOB’un üyesi var. Makine Mühendisleri Odası’nın üye sayısı neredeyse 110 bin. MMO’un kuruluşu da 1954 yılında. Yani TMMOB ile aynı. Oradan gelen bir birikim var. MMO’un kamuya dönük çok işi var. Böyle olunca biraz daha fazla tanınır oluyor. Mesela biz oda olarak endüstriye yönelik bir sürü hizmet yapıyoruz. Tüm Türkiye’de 18 şubemiz var. Diğer illerde de temsilciliklerimiz var. Ülke çapında örgütlü bir odayız. Örgütlenme olarak bu kadar yaygın örgütlenen bir yapı yoktur. TMMOB gibi bir yapının da dünyada bir benzeri yoktur. MMO Kocaeli Şubesi’nin üye sayısı ise 6 bini aştı.
DEMOKRATİK ANAYASA YOKSA…
Sayın Başkan, TMMOB geçtiğimiz referandum sürecinde ‘Hayır’ tarafında olduğunu açık açık duyurdu ve ‘Hayır’ çıkması için uğraştı. Siz neden ‘Hayır’ tarafında durdunuz?
Hangi mesleği yapıyorsanız yapın, bu gazetecilik olabilir, avukatlık olabilir, mühendislik olabilir… Bir kere hepimizin bir Anayasa korumasına ihtiyacınız var. Anayasanın tüm ülkede yaşayan insanları kucaklayabilmesi lazım. Bu Anayasa’nın da tüm kamuoyu tarafından çoğunlukla kabul edilmiş ve benimsenmesi lazım. Toplumun düzgün bir şekilde yönetilmesi için bu gerekli. Eğer bir anayasa toplumun ihtiyaçlarına cevap vermiyorsa, demokratik bir anayasa değilse bu kabul edilmez. Eğer bir anayasa bizim gibi yapıların sesini kesecek bir anayasa ise biz bunu karşı çıkarız. Toplumu kucaklamayan anayasaya destek olmamız bizim varlığımızı sorgulamamız anlamına gelir. Bu şuna benziyor; eğer oksijen yoksa bir insan kısa sürede ölür. İnsan için oksijen ne kadar önemli ise demokratik bir anayasa da toplum için o kadar önemlidir. Eğer demokratik bir anayasa yoksa, mühendis olmuşsun, doktor olmuşsun, öğretmen olmuşsun önemi yok. Eninde sonunda mesleğinizi yapamaz hale gelirsiniz. Bunu bildiğimiz için bu Anayasa’ya biz “Hayır” dedik. Sonuç olarak gördüğünüz gibi Türkiye’nin yarısı bu Anayasa’ya “Hayır” dedi. İkinci bir konu ise gelişmiş ülkelerin anayasalarında yetkiler yukarıya doğru azalır ve denetleme mekanizmaları güçlüdür.. Oysa bu yeni anayasa tam tersine, yetkilerin tek elde toplanması ve denetlenebilirliğinin nerdeyse imkansız olmaması ile anılıyor. En büyük problem bu. Bundan dolayı anayasanın sürdürülebilirlik yanı yoktur.
TÜRKİYE’Yİ KAOSA GÖTÜRÜR
Yetkilerin hep yukarıda olması sizce ne gibi sıkıntılara neden olur. Bunun ülke için hiçbir avantajı olmaz mı?
Anayasa seçiminden önce de sonra da muhalifleri sindirmek için çıkarılan Kanun Hükmündeki Kararnameler toplumda rahatsızlık yaratmıştır. Sonucunda ADALET yürüyüşü olarak toplumda karşılık bulmuştur. Ayrıca yetkilerin tek kişide toplanması o kişiye biat etmeyi doğurur ki bu da bir toplumun gelişmesinin önünde en önemli engeldir. Toplumları geliştiren tek seslilik değil çok sesliliktir. Bu anayasa toplumu maalesef ikiye bölmüştür. Gerçek olan budur… Tartışarak fikir üretmeyen bir anlayış Türkiye’yi kaosa götürür. Biz tüm bunlardan dolayı referandumda “Hayır” kampanyasına katıldık.
HEP KAYBEDEN ÇALIŞANLAR
Ünal Bey yakın bir zamanda SGK, TMMOB ile yaptığı asgari ücret konusundaki anlaşmasını tek taraflı olarak feshetti. Siz buna sert tepki gösterdiniz. Bu konuyu biraz açar mısınız?
Şimdi kamusal denetim diye bir şey var. Hep denetlemeden bahsediyoruz ya. Kontrol mekanizması ortadan kalkarsa suistimal başlar. Hükümetler geldi geçti, bu ülke bir türlü demokrasiyi oturtamadı. Şuna dikkat edin; hep kaybeden çalışanlar oldu. Şu ana kadar izlenen tüm politikalarda hep kaybedenler çalışanlar oldu, emekliler oldu. Şimdi asgari ücret diyorsunuz, asgari ücret tanımlaması yapıyorsunuz, verdiğiniz ücretle tanımladığımız ihtiyaçların üçte birini bile karşılayamıyorsunuz. Yüzde 3, yüzde 5 puan zamları insanların önüne dayatıyorsunuz. Mesleklerde yapmış olduğunuz işin güçlüğü ve sorumluluğumuz doğrultusunda ücret belirlenmesi gerekiyor. Mühendis arkadaşlarımızın çoğu işletmelerde önemli sorumlulukların altına imza atıyor. Birçok meslektaşımız iş kazalarından sorumlu tutuldukları için hapishanelerde yatıyor. Maalesef plansız artırılan mühendis fakültelerinden çıkan ihtiyaç fazlası meslektaşlarımız nerdeyse asgari ücretle çalıştırılır hale geldi. İşsizlik oranımız yüzde onlara yükseldi. İşvenler bunu kötü niyetli olarak kullanıyor maalesef. SGK sözleşmeyi fesih ederek buna çanak tuttu. Ücretlendirmelerde TMMOB’un tavrı hep emekten yana olmuştur. Ücretle yaşayan insanların bu toplumda söz sahihi olması lazım. Bugün milyonlarca emeklinin olduğu bir ülkede, TBMM’de bir tane emekli temsilcisi yoksa, bu ayıptır. Türkiye’deki çalışan insanları TBMM’de 60-70 milletvekili temsil etse bu yasalar böyle çıkmazdı. Sürekli bir çalışanın aleyhine, sermayeden yana tavır içindeler. Şimdi bizim TMMOB’un SGK ile asgari ücret temelinde yapmış olduğu sözleşme 31 Temmuz 2012’de imzalanmış. Üzerinden 5 sene geçmiş. Şimdi SGK diyor ki “Ben bundan vazgeçtim.” Gerekçen ne? Üstelik bu asgari ücret rakamı da bir mühendisi tatmin edecek seviyede değil. Ama en azından bir disiplin getiriyordu. Gerekçe olarak SGK diyor ki bu sözleşmeyle ilgili ben işverenlerden çok ciddi bir baskı görüyorum. Senin görevin bu değil ki. Senin görevin belirlenen ücretlerin uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek. Örneğin 4 bin lira gösteriyorsanız onun üzerinden bir vergi alıyordunuz. Şimdi bin 1400 lira gösterildiğinde bunun üzerinden bir vergi ödüyorlar. Çalışana açıktan, elden para vererek bir vergi kaçırılıyor. Bunun sonucu bir SGK gelir kaybına uğradığı gibi üyemiz de pirimi eksik yatırıldığından emeklilikte gelir kaybına uğruyor. Benin üyem de bu noktada mağdur ediliyor. Dolayısıyla bunu piyasalaştırıyorsunuz ve 500 bin üyesi olan bir yapının üyelerine haksızlık ediyorsunuz. Biz itirazları sadece kendi üyelerimiz için söylemiyoruz, 1 Mayıs’ta kalkıp işçiler için de söylüyoruz. Emeğiyle geçinen insanların örgütlenmeye ihtiyacı var. Örgütlü yapılar haklarını savunabilirler. Örgütlü toplum demokrasinin en önemli olamazsa olmazlarındandır. Ancak hükümet sürekli bu yapıların içini boşaltmaya uğraşıyor. 12 Eylül darbesinden sonra sendikalı işçi sayısı oldukça azaldı. Sendikalılık nerdeyse bitti. Geçenlerde Cumhurbaşkanı ne dedi; OHAL ile grevi engelliyoruz. Ülkemizde grevli sözleşme hakkı olan işçilerin oranı yüz de beşlerde. Bu ülkemiz ayıbıdır… Bugün Kocaeli camiasında iyi ücret alan işçilere bakın, hepsi 12 Eylül darbesi süreci öncesinde mücadele eden sendikaların üyeleridir. Sonradan kurulan birçok uluslararası şirketin çalışanları bu ücretlerin nerdeyse yarısını alıyorlar. Emek sömürüsü had safhada. Diğer yandan şunu da söylemek lazım; meslek örgütleri de üyelerinin iç disiplinini sağlamalı. Bu olmazsa kaos olur.
MESLEKTEN MENE KADAR GİDER
İç disiplinden bahsediyorsunuz. MMO’da bu işler nasıl oluyor?
Esasında tüm meslek disiplinlerinin kendi içinde örgütlenmesi, kendi etik kuralarını kendileri koymaları ve bunları da disipline etmeleri gerekir. Bu birçok problemi baştan önler. Örneğin TMMO ONUR KURULU etik kurallarına uymayan, haksız rekabet ortamı yaratan, karşı tarafı zarara uğratan üyelerine 6 ay meslekten men cezasından tamamen meslekten mene kadar disiplin kurulunda cezalar verilebiliyor. Bu ister istemez bir iç disiplin getiriyor.
TÜRKİYE’NİN BAŞ BELASI…
Makina Mühendisleri Odası’nın tepki gösterdiği bir konu da LPG sistemi taktıracak araçların oda denetiminden çıkarılmasıydı. Bu konu için bir şey söylemek ister misiniz?
LPG konusu da esasında bizim asansörler gibi denetlenmesi gereken bir alan. Neden biz bunu çok gündeme getirdik, getirmemizin sebebi şu; mühendislikte şöyle bir kural var; eğer bilimsel ve teknik kurallara uyuyorsanız her türlü ekipman ve donanımı rahat rahat kullanırsınız. Bu da sizin yaşamınızı kolaylaştırır. Yakıtlardaki ücret politikaları nedeniyle LPG ucuz bir yakıt haline geldi. Neye göre; benzin ve motorine göre. Böyle olunca da vatandaş doğal olarak bunu seçiyor. LPG kullanımı neredeyse yüzde 50’lere ulaştı ve artarak devam ediyor. Milyonlarca araçtan bahsediyoruz. Yapmış olduğumuz protokol çerçevesinde Makina Mühendisleri Odası bu kontrolleri yapıyordu. Bu araçlarda gaz kaçağını daha önce hafif kusurlu hale getirmişlerdi. Şimdi de denetimden çıkarıp merdiven altı ustaların inisiyatifine bıraktılar. Mevcut durumda montaj yapan firmalardaki bizden belgelendirilmiş mühendisler, yapılan proje çerçevesinde montajları yapıyorlar, altına da imza atıyorlardı. Bizde bağımsız bir kurum olarak montajları kontrol edip kaçak testini yapıyorduk. Şimdi bu yönetmelikle hepsi rafa kalktı, sorumluluk firmalara verildi. Hem montaj yapacaksınız hem de yaptığınız işi onaylayacaksınız. Bunu n sonucu merdiven altı kalitesiz iş yapan birçok firmanın pazara girmesi demektir ki bunun bedelini toplum olarak ağır öderiz. İlk etapta vatandaş açısından cazip görünen bu durum eninde sonunda bizlere bedel ödetir. Devlet bunu daha evvel denedi, birçok araç yanınca vaz geçti. Şimdi aynı yanlışı tekrar yapıyor. Yönetmeliğin durdurulması açısından mücadelemiz devam ediyor. Bizim bu arada vatandaşlarımıza önerimiz can güvenlikleri için, merdiven altı, standart üretim yapmayan firmalardan uzak durmaları, gaz kaçak kontrollerini düzenli olarak yaptırmalarıdır.
Ergün DEMİR

