Türk Eğitim-Sen Kocaeli Şube Başkanı Yaşar Şanlı Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğretmenler için hazırladığı performans sistemi taslağı ile ilgi basın açıklaması yaptı. Yaşar Şanlı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı taslağı eleştirerek şu ifadelere yer verdi: "MEB'in öğretmenlerle olan savaşının bu yeni bölümünde paylaşılan fragmana bakarsak, hep beraber öğretmenlere milletçe not verip değerlendirme yapılacak. Çileli anadolu çocuğu gecesini gündüzüne katıp üniversiteyi bitiriyor, KPSS sınavına giriyor, arkasından torpilli mülakatla karşılaşıyor. Dayısı olanın yol aldığı mülakat sistemini de geçerse 'öğretmen olabilirsin' deniliyor. Ataması yapılırken senle sözleşme yapacağız. 4+2 yıl zorunlu hizmet bölgesinde başarıyla çalış kadroya alalım deniliyor. Bu arada 6 yıl ya eşini yada işini tercih edeceksin diye muhtıra veriliyor. Bakanlık daha mesleğe adım atarken öğretmene, sana geleceği dar ederim anlayışından bir türlü vazgeçmiyor. Geçen senelerde üzerinde çalışma yapılıp rafa kaldırılan performans sistemine yeni deli gömlekleri giydirilmiş. Dört yılda sınava girme zorunluluğu ile okul müdürü, zümre öğretmenler, diğer öğretmenler ile veli ve öğrencilerin de değerlendirmesine tabi tutulması amaçlanmıştır. Farklı oranlarda katkı puanlarıyla birçok paydaşın karşısında, bir nevi sanık sandalyesindeki öğretmene hak ettiği güveni göstermeyecek bu anlayışa ve dayatmaya sonuna kadar karşıyız. Çünkü biliyoruz ki; bana az puan verdi sana çok puan verdi denilerek okulda müdüre, diğer öğretmenlere karşı husumet doğabilecektir.
PERFORMANSTAN NASİBİNİ ALACAKLAR MI?
Her şeyin Alo 147'ye şikayet edildiği bir ortamda veliye verilen bu yetki sağlıklı olmayacaktır. Bazı öğrencilerin öğretmeni kucaklayıp hakaret ettiği geçtiğimiz günlerdeki menfi hadiseleri de hatırlarsak, öğrencinin art niyetli olduğu öğretmenlerine keseceği ceza bu taslak yönetmeliğin bir garabet olduğunu daha net ortaya koyar. Yönetici atamada bir türlü dikiş tutturamayan bakanlık, kayırmacı haktan adaletten uzak kul hakkı yemeyi hayatında olağan hale getirmiş karakter erozyonuna uğramış varsa köşeleri onlara vermiştir. Peki bu kadar tepeden inerek makamlara kuş gibi oturan binlerce okul müdürü ve yardımcıları, hatta il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki tepe yöneticiler de performanstan nasibini alacaklar mıdır? Bakanlık doğru yerden adım atacaksa önce ehliyet ve liyakat esaslı bir yönetici atama sistemiyle başlamalıdır. Güvenirliliği ve ehliyeti tartışılan idarecilerin yapacağı değerlendirmelerde iş barışını bozacak güvensiz bir ortam yaratacaktır. Bu anlamda sopayla hizaya getirme anlayışından vazgeçilmeli. Mesleki gelişim iki temel üzerinde büyümektedir. Eğitim çalışanlarının önce mali-sosyal ve özlük haklarını gözetme, hakkını verme; sonra da manevi yönünü güçlendirme saygınlığını arttırma. Bu konularda gerekli hamleleri yapmayıp, ülkedeki devasa eğitim sorunlarını direk öğretmene faturalama anlayışı ve sürekli sopa tepenizde tehdidi can sıkmaktadır.
TASLAĞIN BU HALİNE KARŞIYIZ
Eğitim camiasının performansını yükseltmek istiyorsanız, mesleki gelişim üzerindeki engelleri kaldırıp kendini yenileyebileceği imkan ve ortamları yaratın. Destek olun. Öğretmen bilsin ki; akıl eğitim bilim üçgeninin merkezinde biz varız. İnsana saygı, akla değer verildiği, eğitimin önemini anlamış bir toplumda varız ve bu topluma yön veriyoruz. Yıllardır söylüyoruz, yine tekrar edelim. Öğretmenin adının olmadığı yerde bir gelecek inşa etmek mümkün değildir. Bakanlık bu konuda taslak yönetmelik üzerinde görüş almaya başlamış olup son şeklini verecektir. Yönetici atama yönetmeliğini de tartışmaya açan bakanlık tavsiye kararlara maalesef uymamıştır. Bu konuda ki tutum, öğretmen performans sisteminde de bir değişiklik olmayacağını, güya siz de bir şeyler söyleyin kabilinden olacağını müjdelemektedir. Taslağın bu haline karşıyız. Objektif ve kurumsal dengeyi bozmayacak bir başarı performansı için öğretmenlerin akademik gelişimine katkı sağlayacak uygulamaları olursa buyursunlar gelsinler."


