Çarşamba, 19 Ağustos 2026 19.08.2026
14°C
USD 47,92
EUR 55,47
Altın 6.680
Benzin 85,21
Dizel 80,07

2 bin 500 ton zehir, 35 yıldır Kocaeli’de bekletiliyor!

CHP İl Binası’nda bugün gerçekleştirilen basın açıklamasında Derince Sahili’nde Koruma Tarım firmasına ait olan ve 35 yıldır burada tutulan zehirli atıklar DDT ve BHC’ler gündeme getirildi. Bu zehirlerin çok ciddi kanser nedeni olduğunu belirten Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi eski Başkanı Sait Ağdacı, halkın her açıdan bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi

2 bin 500 ton zehir, 35 yıldır  Kocaeli’de bekletiliyor!

CHP İl Binası’nda bugün gerçekleştirilen basın açıklamasında Derince Sahili’nde Koruma Tarım firmasına ait olan ve 35 yıldır burada tutulan zehirli atıklar DDT ve BHC’ler gündeme getirildi. Basın açıklamasına İl Başkan Yardımcıları Seda Oral ve Selim yıldız, İl Kadın Kolu Başkan Vekili Selvi Beyhan, İl Başkan Yardımcısı Demet Özgü Karaman, Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi eski Başkanı Sait Ağdacı, Hukuktan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Av. Berna Çetin Peker, CHP Kadın Kolları Yöneticisi Mimar Aygül Fırat, Kartepe Meclis Üyesi Tugay Adak katıldı.  

EN TEHLİKELİ KANSEROJEN MADDELER

Düzenlenen basın açıklamasında Doğa ve İnsan Hakları İzleme grubu tarafından Merkim depolarındaki DDT ve BHC’ler ile ilgili bilgi veren Sait Ağdacı şunları söyledi: “Bu Derince depolarındaki maddelerle ilgili defalarca konuştuk, ne kadar olduğunu, ne zamandır olduğunu, nasıl depolandığını ve nasıl yapılması gerektiğini konuştuk. İsterseniz kısaca ben size bu maddelerin ne olduğundan ve ne durumda olduğundan bahsedeyim. Bu maddeler kanserojen maddeler grubunda grup 1, yani en tehlikeli maddelerden olarak adlandırılıyor. İkinci durumda ki madde daha az tehlikeli olsa bile fakat ikisi de kanser maddesi.” 

3 BİN TONUN ÜZERİNDE

Bu maddeler seneler önce depolanması yasaklanıyor. Türkiye içinse 1985’de yasaklanıyor. İlimizde depolanması ise Merkim depolarında 1982’den beri depolanıyor. Miktar olarak 3 bin tonun üzerinde. Daha sonra 2006 yılında 1982’den 2006 yılına kadar hiçbir işlem görmüyorum. Kocaeli Sanayi Odası finansörlüğünde 500 tonu Almanya’da bertaraf ediliyor. Yine orada kalıyor ve 2014 yılında tekrardan gündeme geliyor. Ne olduğunu görene ve göstermeye kadar oraya Birleşmiş Milletler kalkınma el koyuyor ve bunun bertarafına karar veriliyor. Geçen yıl günde 2 ton olmak üzere yakılıyordu. Daha sonra da 2017 yılının Ağustos ayında da ihaleye çıkılıyor. 

2 FİRMAYA VERİLİYOR’

Kalıcı organik giderici olarak ihaleye çıkıyor. Bu sene Haziran ayında sonuçlanıyor ve 2 firmaya veriliyor. İtalyan ortaklığı Fransız şirket diğeri de İZAYDAŞ. Fransa’ya gönderecekler. 780 tonu da İZAYDAŞ’da bertaraf edilecek deniyor. Bundan sonra ki DDT ve BHC’nin zararlarına gelecek olursak; bu iki madde de ikisi de bir kere kanserojen maddeler. Doğada ve çevrede uzun süre kalabiliyorlar. 50 yıl 60 yıl gibi uzun süre kalabiliyorlar. Etkileri canlılar yüzeyinde öncelikle yumuşak dokulara nüfus ederek zarar veriyor. Sonrasında da hormonal düzeni ve sistemi bozuyor. Hem rüzgar yoluyla uçucular atmosferin katmanlarına kadar çıkıyorlar, sonra toprağa ve suya karışarak her canlıya nüfus edebiliyorlar. Nesli tükenmekte olan canlıların neslini tüketmeye uğratıyor. Sinir sisteminde de etkileri var zeka geriliğine ve zihinsel hastalıklara da sebep olabiliyorlar. Dediğim gibi rüzgar vasıtasıyla veya meterolojik vasıltalarla gittikleri her yerde kalıcı olarak zarar bırakabiliyorlar. Canlıların bünyesini bozuyor ve sonrasında da kansere sebep olabiliyor. Depoların durumları da bunlar, buradakiler.

SADECE YAĞMURLUK, BARET VE LASTİK ÇİZME VARDI

İZAYDAŞ’a gitti. Bertaraf için. Bakın bunlar böyle gitti. Bunlar çuvallarla gitti. Böyle depolanmaması lazım. Sanmayın ki burada Merkim personeli. Değil. Kimyasal şeylerle ve biyolojik maddelerle çalışan kişilerin çalışır vaziyette olması lazım. Biz gittiğimizde depolarda sadece yağmurluk baret ve lastik çizme vardı.

40 TONUN YAKILMASI NETİCESİNDE…

Şimdi bu zararlarını söyledikten sonra dünya üzerindeki yaşanmış birkaç örnek var. 1984 yılında Hindistan’ın Mopal kentinde sadece 40 tonunun yakılması neticesinde ve hiçbir şeye teknolojik filtre sistemine yer verilmeden 20 bin kişi öldü ve 500 bin kişi de hastalandı Sadece 40 tonunu havaya karışıp insanları etkilemesi neticesinde oldu bunlar. Geçen sene yapılan testlerde ve analizlerde Mopal’de bulunması gerekenin 6 milyon katından fazla DDT benzeri kalıntılar tespit edildi. Bir kere kaldığı yerde o toprak bulunduğu depolar vs. kirlenmiş durumda. Oraların da rehabilite edilmesi ve temizlenmesi gerekiyor. Bunun bertarafı işlemi geçen sene neticelenen ihaleyle 2 şirkete verildi. İhale ikiye bölündü. Neden ikiye bölündü, neden sadece Fransız şirketine ve İZAYDAŞ’a verildi? Artı 880 tonu Fransa’da 780 tonu İZAYDAŞ’da bertaraf edilecek. Ama burada 2500 ton atık var. Geri kalanları kim bertaraf edecek?

‘DİYOKSİN VE FURAN ORTAYA ÇIKACAK

Standart kalıntıların yakılması 800 derecede yapılıyor. Ama bunların bertaraf uygulamalarında 1200 derecenin üstüne çıkılması lazım. Devamlı surette bacalardan numunelerin alınıp denetimlerinin yapılması lazım. Yakarak yapılan bertaraf işlemlerde metre küpte 0.1 nanogram oranında dioksin ve furan birleşeni bulunur der. Nanogram gramin milyarda biri. Bundan daha yüksek olduğu takdirde bu bertaraf edilmemiş oluyor. Litrede 0.03 nanogram dioksin ve furan bulunması gerekiyor diyor yönetmelik. İhaleyi kazanan şirketler de Fransa bizi ilgilendirmiyor ama burası bizi ilgilendiriyor. Bunlar da kanserojen maddeler. Dioksin ve furan ortaya çıkacak dedik ama araçtaki egzozlardan da ortaya çıkıyor diyorlar. Ama yanan maddeler farklı; biri çok tehlikeli bir madde, diğeri akaryakıt. Bu süreç zarfında buralarda gözlemciler bulunsun istiyoruz. Emisyonların ölçümlerinin yapılması konusunda talep ediyoruz. Bağımsız laboratuvarlar tarafında yapılmasını istiyoruz. Tabip Odaları’ndan Çevre Mühendisleri Odaları’nda Üniversite Halk Sağlığı tarafından temsilcilerin bulunmasını istiyoruz ki yakılmasında doğacak sıkıntılar ortadan kalksın.

‘VERİN HEPSİNİ GİTSİN!’

Niye iki şirkete verildi madem birini Fransız şirket aldı verin hepsini gitsin! Neden geri kalanı burada bertaraf ediliyor. Trafikten alıyoruz sanayiden alıyoruz. Yiyeceklerimizden İzmit körfezinden çıkan balığı midyeyi yiyor bu millet. Sebzeleri meyveleri tüketiyor. Bu, bu kente müstahak mı? Derince Eğitim Hastanesi’ne gittiğimizde baktığın zaman kayıtlara hep kanser hep kanser. Diyorlar ki kanserin tek nedeni hava kirliliği değil.

 ‘KARAOSMANOĞLU BİZİ HEP KÖTÜLEMEYE ÇALIŞTI’

Dil Deresi’ni ıslah edin. Çıkışından alın numuneye bakın. Körfezde artık oksijen yok. Güneş ışığının dik düştüğünü düşünün, körfezde en fazla bir metreye iniyor bu ışık. Kirliliğin boyutunu gösteriyor. Karaosmanoğlu bizi hep kötülemeye çalıştı. Yılar geçtikçe  bunların zararı çıkacaktır. Bu hastalıkların sebebi hep bunlar. Dediler ki bize bunları söyleyince bunlar 40 yıldır duruyor, bir 40 yıl daha dursunlar dediler. Bunlar topraklara denize havaya da karıştı. Deponun denize mesafesi 50 metre. Buralarda acaba ölçüm yapıldı mı? Temsilcilere sorduğumuz zaman yapıldı ve temiz diyorlar. Ama asla açıklanmadı. Ne oldu ne bitti hiçbir şey bilmiyoruz? Halk bundan bir haber bakın 40 tonuyla 20 bin kişi öldü 500 bin kişi hastalandı diyoruz. 

TAMAMEN İLAÇLARDAN

Ispanak mesela 15 gün önce çıktı; yok yabani ot falan dediler. Alakası yok tamamen ilaçlardan, tamamen kimyasaldan. Neden tedbirini almıyorlar? Madem İZAYDAŞ bunu bertaraf etmeye hazırdır İZAYDAŞ 96-97 yılında faaliyete geçti. Madem bertaraf edecektiniz niye beklediniz? Bu insanlar bunları bertaraf ederken bedava yapmıyorlar. Bir bedel karşılığında bertaraf ediyorlar, belki de onun için ihale ikiye bölündü. Çözüm önerileri de sunuyoruz, sunmaya da devam edeceğiz. Bunların da kamuoyuna bildirilmesini ve vatandaşların bilgilendirilmesini istiyoruz.”

KOCAELİ ÇÖPLÜK MÜ?

Derince Belediyesi’nin asbestli su borularının kullanımının sağlık açısından zararlı olduğuna da değinen Ağdacı konuşmasına şöyle devam etti: ‘’Derince belediye başkanı 24 Eylül’de bir basın toplantısın da itiraf mı, etti ağzından mı kaçırdı bilmem. Kullanılan asbestli su borularının kullanıldığını söyledi. Yine o borularda kanserojen madde var. 1. Derece bertaraf işlemlerinin yapılması lazım. Hatırlarsınız Melih Gökçek’in hava gazı fabrikasında çıkan zehirli gazın Kocaeli’de bertaraf olduğu söylenmişti. Neden Kocaeli geliyor demiştik. Kocaeli Türkiye’nin çöplüğü mü? Buraya niye geliyor Ankara da ITC var, oraya gitsin diyorduk. Belli bir bedel karşılığı yapılıyor tabii. İZAYDAŞ’a gelme sebebi de İZAYDAŞ para kazanacaktı. En küçük teklifi de onlar verdi ki ihaleyi o aldı.

HALKI BİLGİLENDİRİN

Amerika’da çok kullanılıyordu. 97’de tamamen yasaklandı. Bizde de 2010 yılında yasaklandı. Bu da demek oluyor ki Derince belediye başkanının söylediğine göre 2010’dan önce döşendi. Bugüne kadar da kullanılıyor. Acaba bu diğer belediyelerde de kullanıldı mı? Ki kullanıldığını zannediyoruz? Ne kadar kullanıldı, kaç metre kaç kilometre kullanıldı? 2010’da yasaklandıysa, neredeyse aradan 10 yıl geçmiş. Kanserojen etkilerinin asbest çıkma oranı en geç 10 sene. Gıdayla veya su ile alınan asbest iç organlarda kanserlere sebep oluyor. Burada halk üzerinde acaba sağlık taraması yapıldı mı? Nerelerde var? Kocaeli’de hangi belediyelerde var ve İSU bunları ne zaman değiştirecek ve maliyeti ne kadar olacak? Halk üzerinde bir sağlık taraması yapıldı mı? Halk bilgilendirildi mi? Kamuoyunun bu konularda bilgilendirilmesini istiyoruz.”

Yorum yazın

Kocaeli Çınar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin