Çarşamba, 23 Eylül 2026 23.09.2026
14°C
USD 48,82
EUR 55,95
Altın
Benzin 80,80
Dizel 96,70

AH SEKA! VAH SEKA!

NULL

Tüm dünyada 2020’nin başından beri kâğıt krizi var. 

Türkiye’deki yayıncılar döviz kurlarıyla mücadele ediyor. 

İthal edilen kâğıda yapılan zamlar kitap fiyatlarını iki üç kat arttırdı. 

Öğrencilerin zorunlu ihtiyacı olan defter fiyatları çok yükseldi. 

Günlük kullandığımız kâğıt havlunun, tuvalet kâğıdının fiyat artışları durdurulamıyor. 

*** 

Ağlama suçlu sensin! 

Cumhuriyetin önemli kalelerinden SEKA Kâğıt Fabrikaları haraç mezat satıldı.  

Sustun. 

SEKA‘nın fabrikaları talan edildi, ülke kâğıtta dışarıya bağımlı hale getirildi.  

Sustun. 

Kâğıt ithalatçılarına imtiyaz tanıdılar.  

Sustun. 

Yerli ve milli olan SEKA Kâğıt Fabrikası kapatıldı.  

Alkışladın. 

Altı bin kişinin çalıştığı SEKA Kâğıt Fabrikalarını kapatıp, yerine müze, stat, millet bahçesi yapıldığında alkışlarsan işsiz kalınca, alım gücün azalınca sakın ağlama. 

Suçlu sensin. 

***

Türk Kâğıt Sanayinin kurucusu “Yaşamak için ekmek ne ise, düşünmek için kâğıt odur” dedi. 

Ülkenin kurucusu “Her fabrika bir kaledir” anlayışı ile cumhuriyeti fabrikalar ile donattı. 

Cumhuriyet tarihimizin yerli ve milli ilk fabrikalarından olan İzmit SEKA 86 yıl önce bugün üretime başlamıştı. 

SEKA’nın açılımını neydi? 

Selüloz ve Kâğıt fabrikaları Genel Müdürlüğü. 

İzmit’te başlayan fabrikalaşma süreci ülkenin dört bir yanına dağıldı.  

Kastamonu, yıllık 5 bin ton kapasiteli ülkenin tek sigara kâğıdı üreten fabrikasıydı.

Silifke, Salt ambalaj (Kraft) kâğıdı üreten fabrikaydı.

Afyon, samandan ve kamıştan selüloz üreten fabrikaydı. 

Balıkesir, Giresun, Dalaman ülkenin kırtasiye ve gazete ihtiyacını üreten fabrikalardı. 

Ne oldu bu dokuz fabrikaya?

Biz kendi kâğıdını ve hammaddesini üreten toplumdan, dışa bağımlı bir ülke haline getirildik. 

Bizi bu hale getirenler vebaliniz büyük. 

***

80’den yana tüm iktidarlar; 

Devlet kumaş satar mı deyip Sümerbank’ı. 

Devlet liman işletir mi deyip limanları. 

Devlet şeker üretir mi deyip şeker fabrikalarını. 

Devlet fındık üretir mi deyip Fiskobirlik’i, 

Devlet maden mi çıkarır deyip Etibank’ı. 

Devlet Kâğıt üretir mi deyip SEKA’yı sattı. 

Bu anlayışın geldiği son nokta bakkalcılık. 

***

SEKA işçisi fırsat buldukları her alanda uyarılarını dile getirdi. 

“Kâğıt ve karton sektörünün yıllarca altından kalkamayacağı bir darbe ile karşı karşıyayız. Bu nedenle Türkiye ekonomisi, gelecekte baş edemeyeceği bir maceraya sürükleniyor. SEKA, bir döviz hovardalığı değildir. Gün gelir, ucuz dediğiniz ithal kâğıt, pahalı bir ürüne dönüşür ve biz kâğıtta dışa bağımlı bir ülke haline geliriz.” 

Ama dinlemediler. 

Bazen yan gelip yatmakla suçladılar. 

Bazen de şov yaptıkları ileri sürüldü. 

Dünyaya kâğıt satan İzmit SEKA artık yok. 

SEKA ile birlikte bir üretim anlayışı, bir üretim biçimi yok edildi. 

Dünya piyasalarının altında kâğıt üretebilme ihtimalimiz yok edildi. 

Dokuz adet SEKA fabrikasını satılırken alkışlarsan, 120 yaprak kareli defteri 50 liraya alırsın. 

Gazete ve kitap almak için saatlerce düşünürsün. 

***

Bugün TOGG’u öğrendin aferin. 

Yerli milli kavramını anladın. 

Artık bizlerin neden SEKA, Tekel, Şeker, Sümerbank, Etibank, Tank Palet diye dert yandığımızı da anlarsın. 

Aramızda düşünce olarak tam yirmi yıl var. O açığı çocuklarınız için kapatırsınız umarım. 

***

Elinden değerlerini aldıklarında milli ve yerli anlayışla direneceksin. 

Bak! Artık Kâğıtta dışa bağımlıyız. 

Bugün SEKA yok. 

AH SEKA! VAH SEKA! 

 

Erdem ARCAN – 08 KASIM 2022