Çarşamba, 30 Eylül 2026 30.09.2026
17°C
USD 49,02
EUR 55,66
Altın 6.609
Benzin 80,80
Dizel 93,80

Bir gazete, ne işine yarar vatandaşın?

NULL

Bu soruyu sorup, bir yanıt ararken asla bu mesleği bizzat yapanlara, emek vermişlere ahkam kesmek ya da akademik bir yazı olduğunu hissettirecek sözcükler sarf ederek kendimi tatmin etmek amacında olmadığımı belirtmek isterim.
Aksine bir sade vatandaş olarak soruya gündelik hayattan bir çıkarımda bulunmak, berraklaştırmak isterken yine bu yazıyı okuyacak sade vatandaşın da zihnini açmak temennisi içindeyim.
Aynı cümleleri, aynı ifadeleri tekrarlaya, tekrarlaya anlamını yitirdiği düşüncesindeyim. Bilinmez bir dilde bir şarkı sözü gibi yalnızca tekrarlanıyor gibi gelmekte bana. Kitap insanın en iyi dostudur gibi doğru ama kalıp hale gelip ölmüş bir deyim sanki artık: Basın özgürlüğü!
Söz gelimi bir çocuğunuz var.
Çocuğunuz okuldan eve gözü kaşı kan içinde, suratı kir pas içinde geliyor. Hatta ağlamış.
Ne yaparsınız?
Bu soruya vereceğiniz cevap, soru sormak olurdu sanırım. Yaşanan hadisenin nasıl olduğuyla ilgili bir sürü soru geçer aklınızdan. Kapılma ihtimaliniz olan öfke duygusunun yanı sıra.
Ona, bunu kimin yaptığını sormaz mısınız? Yaşanan hadisenin nasıl olduğunu anlattırmaz mısınız? Ona bunu yapanın, neden yaptığını sormaz mısınız? Aklınıza yatmıyorsa çocuğunuza dönüp, “tamam ama sen ne yaptında, sana bunu yaptı?” diye çıkışma ihtimaliniz yok mu? Eğer öfkenizi kontrol etmeyi sürdürüyorsanız, ne zaman olduğunu da sorarsınız ve hatta bu yaşanananı bir öğretmene anlatıp anlatmadığını, anlattıysa o sorumlu kişinin bu konuda nasıl bir eylemde bulunduğunu da merak edersiniz.
Çünkü bu hayatta sizi çok ilgilendiren, değer verdiğiniz hatta üstüne titrediğiniz bir varlığın başına böyle bir şeyin nasıl gelmiş olacağı sizi ilgilendirir.
Şu son iki paragrafta okuduğunuz her ne var ise belki de eksik bırakılmış, unutulmuş; bir vatandaş için gazeteciliğin kendisi için tarifidir. Tarifidir ve gazetecilik bir vatandaş için ne ifade ediyorsa, onun birçok açılımından biri.
Çocuğunuzun eve geldiğinde merak ettiğiniz her ne var ise bunlar gazeteciliğin üzerinde yükseldiği vasıflardan birkaçıdır diye sanıyorum. Yine siz, çocuğunuzun başına bir şey geldiğinde her ne yapıyorsanız, organize olmuş, iş bölümü yapmış ve bir ülke adı altında bir araya gelmiş topluluk adına bunu gazeteciler yapar.
Nasıl ki toplumun bireyleri tedavi olmak için doktora gidiyor, evini temizlemek için kimyasal üreten ve satanlardan bu kimyasalı tedarik etmiş oluyorsa, kendi işi gücü arasında kaçırıp nedenini anlayamadığı, gözünden kaçan gelişmeler için de gazetelere, televizyonlara başvurur.
Çünkü bir yerde toplumu ilgilendiren bir vaka yaşandığında, sade vatandaşın 24 saati, bu zaman dilimi içinde yapmak zorunda oldukları yani rutin işleri; vakanın sorumlusuna mikrofon uzatıp “neden, niye, nasıl, kim” sorularını sormaya müsaade etmez.
Bu sebeple gazeteciler vardır. Sorarlar, cevalarını alırlar. Sen de zaten senin yaşadığın şehirde, dünyada yaşandığı için artık o yaşanan her ne ise kulak kabartırsın, dinlersin, okursun. Bu bilgiler sayesinde de bir karar verirsin.
Eğer sen yaşadığın coğrafyada ne olup bittiğini basın mensupları vasıtasıyla öğrenemezsen sorumlu yöneticilerin gerçekten işini iyi, doğru, sorumluluk bilincinde yaptığını nasıl anlayacaksın?
Tut ki yaşadığın şehirde, sorumsuzca idare edilen bir hastane bulunmakta. Sen bunun haberini ya gazeteciler sayesinde alırsın ya da gazetecilerin haber yapması engelleniyorsa feci bir hastalığın pençesinde kapısına dayandığında öğrenirsin. Zaten o sırada da iş işten geçmiş olur.
Bu sabah yeni bir kaza haberi duyuldu mesela. Ankara’da yüksek hızlı tren kazası sonucu birileri hayatından oldu.
Türkiye’de demir yollarından sorumlu yöneticiler var, o yöneticileri denetlemesi gerekenler var ve toplamda bu işin nasıl yürütüleceği konusunda kararlar veren hükümet var ülkede. 
Birilerinin herhangi bir sebepten öldüğü bir kazada kimlerin sorumlu olduğu konusunda, yeterince açık, özgürce haber yapılabiliyor mu ülkede? Yönetici sorumluluları istifa edebiliyor mu? Bu yöneticilere soru sorulabiliyor mu?
Sorulamıyorsa demek ki o kazada ölenlerin yakınları, az önce yukarıda bahsettiğim, eve dayak yiyerek gelen çocuğun ailesinin sorduğu soruları soramıyor, asıl nedenini bulamıyor, bulamayacak.
Gazetecilik bir ülkede vatandaşa, ekmek gibi, su gibi lazım.