Cuma, 4 Eylül 2026 04.09.2026
17°C
USD 48,31
EUR 56,07
Altın 6.975
Benzin 94,21
Dizel 89,16

Dayanışma akademisi derslerine devam ediyor

KOÜ’den ihraç edilen 19 akademisyenin kurduğu KODA’nın 10’uncu dersinde “Mitolojiden gerçeğe ateşi çalmak, akademinin sınıfsal işlemi” ve “Dayanışma: sınıf kültürünü oluşturan güzergâhlar” konuları işlendi

Dayanışma akademisi derslerine devam ediyor

Barış bildirisine imza attıkları gerekçesiyle Kocaeli Üniversitesi (KOÜ)’nden ihraç edilen 19 akademisyenin kurduğu Kocaeli Dayanışma Akademisi(KODA) derslerini vermeye devam ediyor. Eğitim Sen Şube binasında devam eden 10’uncu derste, “Dayanışma: sınıf kültürünü oluşturan güzergâhlar” ve “Mitolojiden gerçeğe ateşi çalmak, akademinin sınıfsal işlemi” konuları işlendi. Araştırma Görevlisi Ömer Furkan Özdemir mitoloji bilim tarihi ve insanlık tarihine dair bilgiler verdi. Özdemir akademinin sınıf mücadelesi açısından nerede bulunduğunu anlatırken Doç. Dr. Aslı Kayhan ise dayanışmanın işçiler için önemine, ne şekillerde kurulabileceğine ve işçi sınıfının temel dinamikleri üzerine anlatımda bulundu.

BİLİM TARİHİ İNSANLIK TARİHİYLE BAŞLAR

Mitoloji gelişen din olgusuyla beslenen hikâyeleri oluşturur diyen Özdemir, “İnsanlık tarihi üretimle başlar. Örneğin Antik Yunan’a odaklandığımızda insanların birer figüran olduğunu asıl rollerin tanrıların, titanların olduğunu görüyoruz” dedi. Bunun yalnızca Antik Yunan mitolojisinde kalmadığını ve daha sonrasında doğu kökenli dinlerinde bu mitolojilerden beslendiğini söyledi. Ayrıca pek çok dine ve onların kaynağını aldığı mitoslara bakıldığında çoğunun acıyla sonlandığını dile getiren Özdemir, “Aslında bilimin tarihi ve bilginin tarihi insanlık tarihiyle doğru orantılıdır. İnsanın alet yapmaya başlaması ve onları geliştirmesi bilim tarihinin de gelişimini sağlamıştır” şeklinde konuştu.

DAYANIŞMA KAVRAMININ ÖNEMLİ ROLÜ VAR

Konuşmasının devamında insanların elde ettikleri ürünleri depolamayı keşfetmesiyle üretimleri sonucu kendi hayatlarını planlamayı da öğrendiklerini söyleyen Özdemir, daha sonra her dönemde olduğu gibi egemen sınıfın kendi çıkarlarını korumak adına bu yöntemi kullandığını belirtti. Özdemir “Ortaçağ’da tapınaklarda depolanan ürünlerin tabletlere yazılarak kayıt tutulması da buna bir örnektir. Bilimsel bilgi, ortaya çıkmasından sonra egemen sınıfların kendi çıkarlarını daha da güçlendirmek için kullanılmıştır diyebiliriz” açıklamasında bulundu. Özdemir’in ardından anlatıma başlayan Doç. Dr. Aslı Kayhan, yeni çalışma ilişkilerinde dayanışma kavramının önemli bir rol tuttuğunu belirterek, dayanışmanın günlük hayattaki dayanışma kavramından hareketle emekçi sınıfların egemen sınıflara karşı haklarını korumak için bir arada durabilmesine kadar varan geniş bir yelpazeyi oluşturduğunu söyledi.

İŞÇİLERİN KARŞILACAĞI YERLER KISITLANIYOR

Dayanışma kavramı her zaman kapitalizmin ve etkenlerinin karşısında büyük bir güçtür diyen Kayhan, “Dayanışmanın sağlanması açısından önemli bir kavram güven olarak görülüyordu. Ancak kapitalizmin inşa ettiği yeni çalışma ilişkilerinde işçiler arasında bir parçalanma yaşandı” dedi. Konuşmasının devamında üretim rejiminin işçilerin karşılaşacağı yer ve zamanı kısıtladığını, müdahale ettiğini söyleyen Kayhan, işçiler arasındaki güven ve birlik ortamının bu şekilde parçalandığını ifade etti. Ayrıca Kayhan, “Örgütlülük açısından düşündüğümüzde, fabrikada örgütlediğiniz işçiye yaşam alanında ulaşamıyorsanız bu parçalanmayı daha da derinleştirecektir” sözlerini kullandı.

Yorum yazın

Kocaeli Çınar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin