Geçen gün trafikte önüme küt diye kıran bir sürücüye içimden verip veriştirirken birden durdum. Ağzımdan çıkan o klasik, malum küfrü falan düşününce insan ister istemez soruyor: Biz ceza vermek isterken neden cinsellik temalı eylemleri bir tehdit gibi kullanıyoruz? Cinsellik dediğin iki kişinin karşılıklı paylaştığı güzel bir şey değil miydi? Ne ara birini cezalandırma ya da aşağılama yöntemine dönüştü?
Bakın, bu basit bir dil kayması değil. Düşüncelerimiz kelimelere dönüşür, bu doğru; ama bazen sırf dilimize dolandığı için rahatça sarf ettiğimiz o cümleler de dönüp dolaşıp düşünce yapımızı şekillendirir. Boşuna dememiş bilge bir adam; “Ana dilin, dünyayı algılama biçimini belirler” diye. Cümledeki ögelerin yeri, kullandığın deyimler, hatta cümlelerin uzunluğu bile zihninin sınırlarını çizer. İnsan, dilinin izin verdiği çerçevede düşünür.
Hayatta verdiğimiz kararlara, yaptığımız yanlışlara ve genel yaşam biçimimize bir bakın. Dilimizi ve zihnimizi neyle besliyorsak, hayatımız da ona dönüşüyor.
Son bir not: Çevrenize biraz daha dikkatli bakın. Belki de etrafınız düşündüğünüzden çok daha karanlıktır ve bazı karanlık varlıklar insan suretinde aramızda gezmeyi pek seviyordur… Benden söylemesi, sadece biraz dikkat!
Sağlıcakla kalın
Can Yücel şiiri bırakıyorum.⬇️
KİBAR HIRSIZIN TÜRKÜSÜ
Anamın ipiyle indim gökdelen damınızdan
Kelebek gibi girdim kelebek camınızdan
Taksinize mülkünüze dairenize…
Heceleyerek üzerinde ayak ve el uçlarımın
Belledim seyyarenizi ve kelimelerinizi…
Gözlerinize baktım, mukaddes ciltlerinize, büfelerinize
Vesairenize…
Şiir fenerimle de baktım, son çığlık!
Aşk yokmuş sizde beş paralık!
Gidiyorum ben boşçakallar
Sıçmışım ortalık yerinize
Kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık
Can YÜCEL

