Dicle hanım biraz kendinizi tanıtır mısınız?
Adım Dicle Akın, iki üniversite mezunuyum. Sosyal bilimler ve işletme fakültesi mezunuyum. Siyaset ve liderlik okulu, Ankara ve İstanbul mezunuyum. Öğretmenim, köşe yazarıyım. Sosyoloğum. Bir ara bir güzellik salonum vardı. Boş durmayı asla sevmem. Bu arada bir de direksiyon öğretmeniyim. Bir sürü şey var yani. Eşimin asker olmasından dolayı sürekli yer değiştiriyorduk. Boş kalmamak adına birçok iş sahasına atıldım. Ben ilkokul öğretmeniyim. Eşimle evlendikten sonra o nereye giderse ben de gitmek istedim. Onun için devlet öğretmenliği yapmadım.
İDEOLOJİME TERS DÜŞTÜ
Siz eski yıllarda MHP’den milletvekili adayı oldunuz. Şimdi İYİ Parti milletvekili adayısınız. Bu noktaya nasıl geldiniz?
Milliyetçi Hareket Partisi’nde iki dönem milletvekili aday adayıydım. İki dönem de aday oldum. İdeolojime ters düştüğü için artık bu yolda yürümemem gerekiyor dedim. İYİ Parti neden diyeceksiniz; kesinlikle olmalıydı. Bakıyorsunuz, Türkiye’de sistem bozukluğunu geçtim, bir sistem boşluğu vardı. Bu bozukluğu gidermek için yola çıkan bizim genel başkanımız her açıdan bu boşluğu doldurdu. Hiç kimse bilmeden hiçbir işi yapmamalı, hem artısını hem eksisini düşünmeli. Bugün Akit de okumalısın, Cumhuriyet de okumalısın, Halk Tv de dinlemelisin ATV de dinlemelisin. Kimse seni yönlendirmemeli. O veriler bir müddet sonra suyun üstüne çıkıyor. Ondan sonra da zaten doğru yolu buluyorsunuz. Ben ülkücü bir ailenin kızıyım. Eşim asker. Türkiye’de Türk kelimesinin konuşulmasından kaçınılıyor. Bu beni ciddi şekilde rahatsız ediyor. Bir Amerikalıya sorduğunuzda Amerikalıyım diyor, Japona soruyorsunuz Japonum diyor. Amerikanın içerisinde bir sürü halk var. Amerikalıyım başlığı altında toplanıyorlar. Ben Çerkez kızıyım, eşin Gürcü, ben hiçbir zaman mikromilliyetçilik, hemşericilik yapmadım. Bunu doğru bulmuyorum. Sadece nereden geldiğimi belirtmek amaçlı kullanıyorum. Biz Lazıyla, Çerkeziyle, Türküyle, Kürdüyle bir bütünüz. Ama PKK’yı bu bütünün içine asla sokamayız.
ANNE GİBİ SAHİPLENDİ
İYİ Parti ile ya da Meral Akşener ile iletişiminiz ne zaman başladı.
Ben bu partinin kurucu üyesiyim. Kaldı ki Akşener başladığında, Anadolu Oteli’ndeyken izin vermediler ya, o dönemde başladım. O fotoğrafı gördükçe hala içim sızlar. Benim orada yukarıdan fotoğrafımı çekiyorlar, götürüp Devlet Bahçeli’nin önüne koyuyorlar ve diyorlar ki, ‘Sizin dört dönemdir değer verdiğiniz bir aday haindir’ diye. Şunu anlamamışlar, zaten ben oraya gittiysem onu bırakmışımdır. Bunu anlamamışlar. Yani Sayın Akşener başladığı günden itibaren yanındayım. Geçtiğimiz günlerde Kandıra’daydım. Elimi sıkan bir köylü dedi ki, ‘Akşener mazotu 1 buçuk lira yapacakmış. Bu doğru mu?’ Ben de kesinlikle doğru dedim. Biz İsrail’den domates tohumu alan bir ülkeyiz. Bugün baktığınızda her şekilde yurt dışına bağımlı hale gelmişiz. Akşener’in projesi, organik ürünler üretmek, Türk tarımını, hayvancılığını kalkındırmaktır. Bu ülkede kadın şiddeti çok arttı. Akşener’i bu ülkenin kadınları çok sahiplendi. Bu ülkede çok sorun var. Kadın şiddetinin yanında çocuk istismarı var. Eğitimin içi boşaltıldı. Bunlar İslamiyet’in de içini boşalttılar. Ben de bir anneyim. Benim evladım var 19 yaşında. Gözünün içine bakarak büyütüyorum. Akşener’e bakıyorum, Türkiye’yi öyle bir sahiplendi ki. Bir annenin evladını sahiplenmesi gibi sahiplendi.
Siz 5. sıradan milletvekili adayısınız. Bir kadın olarak daha önlerde olmanız gerekmiyor muydu?
Ben Kocaeli’nin adaylık listesini bomba gibi gördüm. Çok da beğendim. Vallahi katıksız çok beğendim. Lütfü Türkkan mesela, Kocaeli için çok gerekli bir isim. Ben onu bir duayen olarak görüyorum. O artık bakan olacak düzeyde bir abim, büyüğüm. Ali Türkşen gerekliydi, kesinlikle gerekliydi. Çünkü o bir marka artık. Kardak komutanı, inanın çok çok sevindim onun aday oluşuna. Kocaeli ile güçlü bağları olan bir isim, eşi zaten buralı. Bu isim de beni onore etti. Bu iki isim zaten kilit isim. Tabanı yukarıya çekecek isimler bunlar. Üçüncü isim Prof. Dr. Harun Demirkaya. Evet bu ismin de olması gerekiyordu. O da zaten asker kökenlidir. Gebze bölgesinde çok tanınan bir isimdir. Çok sevindim çünkü, ben beyne aşığımdır. Çok akıllı insandır. Ruhittin Sönmez, olması gereken bir isimdi. Aydınlar Ocağı başkanı. Ve beşinci de benim.
BEN SUBAY EŞİYİM
5. sıradan aday gösterilmeniz sizin için sorun olmadı yani?
Kesinlikle sorun olmadı. Ben de çok çok mücadele ediyorum. Bakın ben muazzaf subay eşiyim. Türkiye’de bu anlamda sadece ben varım. İki defa bir soruşturma atlattık. Hanımefendiye de FETÖ diye bir damga vurulmaya çalışıldı. Asla buna inanmadığımızı için biz onun yanındayız. Benim eşim bana diyor ki ben askerim senin hiçbir şeyine karışmam, siyasete karışmam. Ama sen sivilsin ne istiyorsan siyaset anlamında yapabilirsin. Ondan da Allah razı olsun. Siyasetle uğraştığım için netice de onun rütbeleri de söz konusu. Ama buna rağmen biz bu yola çıktık. Sayın genel başkanın beni listeye koymasına çok sevindim. Seçmeseydi üzülür müydüm, tabiki üzülürdüm ama neticede yaptığı her şeyin benim başımın üstünde yeri var. Ben listede olmasam da aynı şekilde çalışırdım. Her şekilde çalışırdım. Vallahi de billahi de çalışırdım. Çünkü şu an siyaset zamanı değildir, vatan zamanıdır, son seçimdir, cumhuriyet elden gidiyor. Bir başkanlık sistemi geliyor.
KOCAELİ ÇOK BÜYÜDÜ
Vekil seçilirseniz, Kocaeli için neler düşünüyorsunuz. İlk hangi sorunlarla ilgileneceksiniz?
Kocaeli artık İstanbul gibi bir yer oldu. Çok büyüdü. Benim dikkatle, nasip olursa el atacağım konuların başında trafik konusu geliyor. Her yer otopark olmuş ama bu ne kadar verimli bir durum belli değil. Sokaklar otopark olmuş, parasını veriyoruz. Bu paralar nereye gidiyor bilmiyorum. Plansızlık var. Ülke olarak ötekileştik, Kocaeli olarak ötekileştik. Bir minibüse biniyorsunuz, benim başım açık olabilir. Ama benim imani değerlerimi kimse dışarıdan bilemez. Bu yaradan ile benim aramda olan bir şey. Bir minibüste oturduğumda şöyle değişik çalımlı oturmalar, değişik değişik bakmalar görüyorum. Minibüsçüler kendi bölgelerinin yolcularını alıyor. Başka bölgenin yolcusu almıyor. Bir İstanbul’da böyle bir şey yok. Bu sistemi kesinlikle değiştirmek gerekiyor. Osmangazi Köprüsü’nün çok pahalı olduğunu düşünüyorum. Çöp yakma fabrikası yapılması gibi bir sorunumuz var. Bu projeye biz de karşıyız. Bu kentte kanser riski çok. İşte bu tip konularları meclise taşıyacağım.

TREN KALKMADAN
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Kesinlikle ötekileşmeden, aynı bayrağın, aynı çatının altında, Türk milleti kavramıyla, andımızı söyleyerek yaşamaya devam etmeliyiz. Bazı ilçelere seçim çalışmaları gittiğimde bana diyorlar ki ne yapmalıyız. Ben de diyorum ki, korkmadan, Akşener’in arkasında mücadele etmeliyiz. Başka çıkar yolumuz yok. Son seçim, tren kalktı, son vagonu tuttun tuttun, tutamadıysan güle güle.
Ergün Demir

