Pazartesi, 19 Ekim 2026 19.10.2026
16°C
USD 49,45
EUR 55,62
Altın 6.645
Benzin 84,30
Dizel 96,90

Kazanan kim? Kaybeden kim? Bedel kimin?

Kazanan kim? Kaybeden kim? Bedel kimin?

Bir zamanlar;

 Frigya ülkesinde Midas adında bir kral yaşarmış.

Midas’ın büyük bir sarayı, hazineleri ve sayısız altını varmış.

Bütün bunlara rağmen hep daha fazlasını istiyormuş…

Bir gün tanrılar ona bir dilekte bulunma hakkı vermiş…

Midas hiç düşünmeden;

“Dokunduğum her şey altına dönüşsün!” demiş.

Dileği hemen kabul edilmiş…

Önce bir dala dokunmuş, dal altın olmuş;

Bir güle dokunmuş, gül altına dönüşmüş;

Daha sonra, sarayındaki bütün eşyalar;

Masalar, kapılar, pencereler;

Her şey altın kesilmiş…

Midas mutluluktan havalara uçmuş,

Artık dünyanın en zengin insanı olacağını düşünüyormuş…

Fakat sıra yemeğe geldiğinde işler değişmiş.

Yiyeceğe dokunduğunda yemek altına dönüşüyormuş.

Su içmek istediğinde su bile altın oluyormuş…

En sonunda sahip olduğu servet,

en temel ihtiyaçlarını karşılamasına engel olmaya başlamış…

Midas’ın istediği şey ona mutluluk değil çaresizlik getirmiş…

Bunun üzerine tanrılara yalvarmış;

“Bu gücümü elimden alın!” diye.

Paktolos Nehri’nde yıkanmasını söylemişler…

Midas yıkanınca, altına dönüştürme gücünden kurtulmuş…

Böylece Midas şunu anlamış:

“Her şeyin altın olması her şeyin değerli olduğu anlamına gelmez.”

Bunun gibi daha birçok anlatıdan, yaşanmış olaylardan, efsanelerden, hikâyelerden ders çıkarılabilir. Hakkıyla elde edilmeyen hiçbir servetin mutlulukla, huzurla, güvenle kullanıldığı görülmemiştir.

 O zaman;

Neden, daha fazlasını ister insanoğlu?

Neden, bulunduğu konumu kullanarak daha çok, daha çok kazanmak ister?

Neden, yoksulun sırtından geçinmek ister?

İnsan ne kadar zengin olursa olsun, dürüstlüğünü ve mutluluğunu kaybederse gerçekten kazanmış sayılır mı?

Para ve zenginlik, insanın bütün ihtiyaçlarını ve duygularını karşılar mı?

Kazananlar kim, kaybedenler kim?

Sorumluluk kime ait?