Adı üstünde erken seçim; 24 Haziran erken seçimlerine, diğer bir deyişle baskın seçime Saadet Partisi hazırlıklı mıydı?
Erken seçim kararı alınır alınmaz biz o akşam Saadet Partisi’nde toplandık. Baskın basanındır felsefesiyle biz de bu seçime hazır olduğumuzu gösterdik. Zaten iktidar partisi seçim kararını açıklamasaydı da biz seçim startımızı vermiştik. İlçe kongrelerimizi yapıyorduk. Böyle bir öngörümüz vardı. O akşamki toplantıda bir karar aldık. Madem öyle dedik, Türkiye’nin ilk aday adayını biz açıklayalım. Kim olacak diye düşündüğümüzde, bana dediler ki bu öneriyi sen getirdin o zaman aday sen olacaksın. Gülüştük. Ve böylece sabahleyin erken saatlerde gidip paramızı yatırdık. Türkiye’nin ilk aday adayı ben oldum. Hem yerel hem ulusal gazeteler bunu yazdı. Ayrıca seçim kararı alındığı günün gecesi tüm teşkilatlarımızın önüne parti bayramlarımızı astık. Biliyorsunuz vinççiyiz. O gece tüm teşkilatları seferber ettik.
DOLU DOLU GEÇTİ
Volkan Bey, seçim döneminin Ramazan ayını da kapsaması çalışmalarınıza nasıl yansıdı?
Seçim döneminin Ramazan ayına denk gelmesi beni etkiledi. Çünkü ben şeker hastasıyım. Ama bu Ramazan’ı çok rahat atlattım. Hiçbir zaman bir Ramazanın bu kadar hızlı geçtiğini ben hatırlamıyorum. Kahveler, dernekler, programlar çok hızlı, dolu dolu geçti. Bana bir hafta gibi geldi. Belki de seçim tarihini insanlar çalışamasın diye Ramazan ayına denk getirdiler ama istedikleri gibi olmadı. Bu bizim için bir avantaj haline geldi. Biz akşam namazlarından sonra stantlarımızı açtık, sahura kadar açık kaldı. Stantlarımız doldu doldu taştı. Özellikle Gebze’nin standını görmeliydiniz. Büyük bir insan sirkülasyonu oluştu. İyi ki Ramazan ayına denk gelmiş diyorum.
İNSANLAR BIKMIŞ
Sahada çalışırken neler gördünüz, izlenimleriniz neler?
Artık sahada çok şey görüyoruz. İnsanlarda bir bıkmışlık var. Taze kan lazım. Bu kutuplaştırma düzeninden artık uzaklaşmamız lazım. Bu durum neredeyse bizi iç savaşa götürecek. Şimdi dün akşam Çayırova’daki seçim otobüsümüzün lastikleri bıçaklandı. Yine dün akşam benim Volkan Gemiksiz olarak Gebze’de bir tane afişim havada kalmadı. Sabaha kadar hepsini kesmişler. Benim afişlerimin yanında duran Adalet ve Kalkınma Partisi’nin afişleri ise öylece duruyor. Bu da bunu kimin yaptığını aşikar bir şekilde gösteriyor. Ama biz hala diyoruz ki bunu Adalet ve Kalkınma Partililer yapmamıştır. Biz birkaç tane kendini bilmez bu işi yapmıştır diyoruz. İnsanın ister istemez bir emeği var, bunun karşısında siz bütün kamu araçlarını, devlet binalarını her şeyi kullanıyorsunuz. Biz kendi çabalarımızla ufak tefek çalışmalar yapıyoruz. Ben soruyorum, neden emek hırsızlığı yapıyorsunuz?
İNSANLARI KORKUTUYORLAR
Bu seçimleri Kasım seçimiyle kıyasladığınızda neler görüyorsunuz?
İnsanlarda bir korku durumu var. Bunu görüyoruz. Şimdi insanlara sokakta soruyorlar, hangi partiye oy vereceksiniz? Cevap, ‘Adalet ve Kalkınma Partisi’ oluyor. Ama bu tabi kameraların önünde olduğu zaman oluyor, kameralar kapanınca başka şeyler söyleniyor. Bu insanları korkutuyor. Ben daha önceden de Kocaeli’den milletvekili adayıydım. Haziran ve Kasım seçimleri arasındaki en büyük fark korkuydu. İnsanlara korku politikasını dayattılar. Size bir örnek vereyim, benim yemek fabrikası sahibi arkadaşım var, ciddi sayıda çalışanı var, ilk seçimlerde MHP’ye oy verdiler. İkinci seçimlerde çalışanlarına ben şunu dediğine şahit oldum: ‘Ya bunlardan lanet gelsin, tamam artık şunlar artık bir gelsinler de, yoksa bir batacağız. Ne bankalardan kredi kullandırıyorlar, ne hazırda olan kredimizi kullandırıyorlar, ne ihalelerden para ödüyorlar. Oyunuzu verin, bir an önce gelsinler de… ’ İşte aynısını bu seçimde de yapmaya çalışıyorlar. Bakın dün Ziraat Bankası’na gittim. Arkasından Vakıfbank’a gittim. Talimat gelmiş kimseye halihazırdaki kredileri kullandırtmıyorlar. 24’ünden sonra kullandıracaklarmış. Müdürün yanına girdim ve sordum, burası çadır mı, burası oba mı dedim. Benim bir sürü ödemem, leasingim var, neden kullandıramıyorsunuz dedim. Şu anki piyasa şartlarından dolayı kullandıramıyoruz dediler. Piyasa sıkıntılı değil aslında, yukarından gelen talimatlar piyasayı sıkıntılı hale getiriyorlar. Ve mesela ben vinççiyim, garajıma son hafta 30’ün üstünde makine geldi. Bu kadar aracım garajda yatıyor. Sözlerinin geçtiği herkesin şantiyesini 15 gün durdurdular. Ben bir Kasım seçimleri öncesi gördüm bunu bir de şimdi. Verilen mesaj şu; Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oyunuzu vermezseniz batarsınız. Benim rızkımı Allah veriyor, 50 tane makinem de yatsa sana ben oyumu vermeyeceğim.

BENİ ONORE ETTİ
Sayın Gemiksiz, siz genç bir adaysınız ve 4. sıradan aday gösterildiniz. 4. sırada olmak sizin için ne anlam ifade ediyor?
Ben iki dönem önce meclis üyesi adayıydım, sonra partimiz beni 11. sıradan aday gösterdi. Bu seçimde de Gebze bölgesinin tek adayı ben oldum. Ve 4. sıradan aday gösterildim. Bu sıradan aday gösterilmem beni onore etti. Benim gibi genç birisini böyle bir sıradan göstermeleri mutluluk verici. 32 yaşındayım. Siyaset uzun soluklu bir yarış, ben bu yarışın içerisinde 5 kilometre ile başladım, şimdi 2 kilometrede yarışıyoruz, önümüzdeki senelerde 100 metrede yarışırız.
KARDEŞLİĞİ PEKİŞTİRDİ
Sizin partinizin de dahil olduğu Millet İttifakı’nın olumlu tarafları nedir. Varsa olumsuz tarafları nelerdir?
Millet İttifakı, kardeşlik ve dostluğu pekiştirdi. Ben böyle dostane bir seçim atmosferine girmemiştim. Bir yere gidiyoruz, CHP’liler bizi çok sıcak karşılıyor, İYİ Partililer çok sıcak karşılıyor. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorlar. Bir de Büyük Birlik Partililer bizi çok güzel karşılıyor. Ama onun karşısında da Adalet ve Kalkınma Partili bir adamın dükkanına girdiğim zaman, ‘Aman dükkanıma girme, benim dükkanımı kirletme’ diyor. Biz ittifakı anlatmaya çalışıyoruz, bizim partimizin eskiden de ittifaklar yaptığını söylüyoruz ama anlamak istemiyorlar. Bizim partililerimiz açısından hiçbir sıkıntı yok. Saadet Partililer ittifaka gerçekten sıcak bakıyor.
GÖÇEBE ÇARIDI DEĞİL
Son zamanların en popüler konusu ekonomi ve ciddi bir ekonomik krizden bahsediliyor. Dövizin yükselişi ciddi boyutta. İş dünyasından bir isim olarak bu konuda neler söylersiniz?
Önce şunu söyleyeyim, bu ülke iktidar partisi giderse batmaz. Bu kasıtlı yayılan bir algı. Burası göçebe çadırı değil. 80 yıllık bir birikimi var bu ülkenin, ciddi bir alt yapısı var. Kendisi Tansu Çiller dönemini örnek göstererek, ‘O tarihte devalüasyon oldu’ derdi. Biz devalüasyonun olduğu dönemde bile batmadık, bu dönemde mi batacağız? Piyasaya taze kan ve güven lazım. Biz diyoruz ki, bu ekonomi bizim yapacağımız ağır sanayi hamleleriyle, fabrika yapan fabrikalarla, bu ülkeyi asfalt, yol ve inşaat ekseninden çıkartacağız. Biz bir üretim hamlesi başlatacağız. İşte bu da insanlara umut oluyor. Nasıl yapacaksınız diye soranlara cevabımız Erbakan Hocamız nasıl yaptıysa öyle yapacağız oluyor. Biz bu dönem muhalefette bile kalsak bu fabrikanın temellerini attırırız. Mevcut iktidar 16 yıldır, bir çocuk gibi, bu işin sonunu görmezmiş gibi ülkenin ekonomisini bir obezite haline getirdiler. Ekonomi bir obez gibi büyüdü. İnşaat firmalarının çekleri şu an patır patır yazılıyor. Batanın hesabı yok inşaat firmalarında. Bir de numaradan ayakta duranlar var. Katarlıları zaten Bosna’ya kaçırdılar. Yatırımlarını orada yapıyorlar.
ASLINA DÖN DEĞİŞTİR
Son olarak ne söylemek istersiniz, Kocaeli halkına bir mesajınız var mı?
Saadet Partisi olarak biz şu ana kadar 5.2 bantlarına kadar çıktık. Bizim bu Türkiye ortalaması partimizi, partililerimizi motive edecek bir tablodur. Yüzde 5’lerle girdiğimiz bu ortalamayı yüzde 8’lere çıkarabiliriz. Çok kararsız ve belirgin olmayan bir seçmen kitlesi var. Saadet Partisi’ne yapılan bu hakaret ortamı insanlarda çoğu zaman ters tepiyor. İnsanlarda bu iktidar bitme noktasına geldi duygusu oluştu. İktidar partisi artık süreci yönetemiyor, hala belediye yönetir gibi talimatlar veriyorlar. Erbakan Hocam şöyle diyordu, ‘Biz ona sadece belediye yönetmeyi öğrettik, ülke yönetmeyi öğretmedik.’ Bu arkadaşlar da hala ülkeyi belediye yönetir gibi yönetmeye çalışıyorlar. Kıraathane açmak gibi komik projeler üretiyorlar. Kocaeli halkına, halkımıza ise şunu söylemek istiyorum; aslınıza dönün ve değiştirin.

