Önceki gün Büyükşehir Belediyesi tarafından gazetelere servis edilen haberi görünce az kalsın küçük dilimi yutuyordum.
Başkan İbrahim Karaosmanoğlu yine bir sabah gezisinde fark etmiş durumu…
Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) Arıtma Tesisi kirli atık suyunu İplikçi Deresi’ne boşaltıyormuş.
***
Nihayet Başkan gerekli girişimlerde bulununca yetkiler de harekete geçebilmiş.
İSU’nun kirliliği denetleyen SCADA sistemini devren dışı bırakan uyanıklar, meğerse zehirli, kirli suyu yağmur suyu kanalına, yağmur suyunu ise arıtma tesisinin kanalına bağlamış.
Bu haberden sonra GOSB’un resmi internet sitesine girip baktım.
Hakkımızda bölümünde yazan yazının ilk cümlesi şuydu: ‘’GOSB, 1985 yılında sanayiyi disipline edebilmek amacıyla kurulmuştur.’’
Gülsem mi, ağlasam mı bilemedim.
***
Adamlar sanayiyi nasıl disipline etmişler görüyor musunuz?
Bir de disipline edilmeseydi ne halde olurduk kim bilir!
Şimdi bu sanayicilere deseniz ki, “Kardeş şu asgari ücret 500 TL’ye düşürülsün” çoğu hemen atlar, vicdanı sızlamadan, ‘’AAA çok iyi olur. Biz zaten para kazanamıyoruz” der.
Doğayı, insanı, emeği, alın terini dinlemez bunlar.
***
Peki bu tesadüfen ortaya çıkarılan çevre katliamı öyle basitçe geçiştirilecek bir durum mudur?
Bunu hesabı sorulmayacak mı?
Yanıtlanması gereken onlarca soru geliyor aklıma.
Sanayinin hançerini sapladığı bu kentte yaşayan bir yurttaş olarak ciddi bir güvensizlik ve korku yaşıyorum.
***
OSB bile üçkağıtçılık yapıp, pis suları doğaya salıyorsa, diğerleri kim bilir neler yapıyordur.
Kim yönetiyor bu kenti?
Kim denetliyor bunları…
İSU kendi kurduğu SCADA sitemini nasıl denetleyemez?
GOSB kaç yıldır kirletiyor bu İplikçi Deresi’ni?
Başka OSB’ler, başka fabrikalar da pis sularını bırakıyor mu derelere?
Kocaeli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü nasıl yorumluyor bu durumu?
Bu doğamızı, insanımızı zehirleyen kişileri kim bulacak?
***
Başkan İbrahim Karaosmanoğlu sabahtan akşama kadar gezsin mi bunları bulmak için?
Nasıl bir sistemsizliktir bu?
Her daim sanayicinin dertlerini duyuran Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu bu konuyla ilgili de bir açıklama yapacak mı mesela…
Kafamda onlarca soru var.
Güvensizlik ve korku yaşıyorum.
Kendimizi kimlere emanet etmişiz de haberimiz yokmuş meğer.

