Üstelik İnsan Hakları Günü’ne denk gelen 10 Aralık Pazar günü; Dünya’nın tartışmasız en adaletsiz ligi, Bölgesel Amatör Lig’in 2’nci Grubu’ndaki kent derbisinde futbolu bir kenara bıraktık. Neleri konuşuyoruz.
Mesela; konuşulması gerekenin futbolcu performansları olduğunu varsayalım;
Gölcükspor’da 77 numaralı formasıyla mücadele eden Mehmet Tolunay Gül, bence maçın skoruna da, sonucuna da etki eden futbolcudur ve yine bence, maçın adamıdır.
9’ncu dakikada Gebzespor’dan Ömer Faruk Can’ın boş kaleye giden plasesinde çizgiye birkaç metre kale müdahale ile topu kornere çelmiş; topun peşinden koşarak kayarak müdahalede bulunmuş, kaygan zeminde o hızla kale direğine çarpmış, neyse ki vakayı basit bir tedaviyle atlatmıştır.
Gölcükspor’u 1-0 öne geçiren golde, serbest vuruştan, asist sahibidir.
Ancak aynı futbolcu; maç sonrası saha içi yangın yeriyken Gebzespor tribünleri önünde gerilimi tırmandıran aktörlerden biridir.
Hâlbuki Atatürk ne demiş:
“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.”
**
Maç bitimi sahanın ortasında, olayların göbeğindeyim.
Gölcükspor’da forma numarasını o kargaşada tespit edemediğim bir futbolcu olmasına futbolcu da, sporcu demeye bin şahit ister, “sporcu..”
Gözlemlediğim kadarıyla ortamı sakinleştirmek için çaba sarf eden Gebzespor Yardımcı Antrenörü Önder Yılmaz’a, yumruk atıyor.
Futbolda ve sporun hemen her dalında teknik direktör ve teknik heyet öğreten kişi aynı zamanda öğretmendir. Genç yaşta teknik direktörlük yapıldığı da yaşanan bir vakadır ancak ekseri; teknik heyetlerin yaşı sporcuların yaşından büyüktür. Yaşa hürmet denilen bir kültürümüz vardır bizim veya vardı bir zamanlar. Toplumun tüm kesimlerinde özellikle 2010 sonrası zirve yapan ahlaki çöküntü; bir takım gelenek göreneklerimizi de gömüyor.
Bu nasıl bir hırs ve öfke ki; üstelik takımının 1-0 kazandığı maç sonrası bu ne şiddet bu celal!
Karşılaşmanın sonuna doğru sahaya atılan ikinci toplar..
Altyapıdan yetişen henüz çocuk yaştaki top toplayıcının dahi rakip taraftarı tahrik eden ahlaksızca tavırları..
Bu arada bir Gebzespor taraftarı olarak özeleştiri vermek gerekirse Gebzespor’un kimi iç saha maçlarında da tanık olduğum tutumlardır..
Toplum olarak sorgulamamız gereken hallerdir.
Biz ne ara;
“Kazanmak için her şey mubahtır” anlayışına evrildik…
**
Yorumun başlığı ile bağlamak gerekirse;
Bu sezon da, önceki sezon da tanık olduk.
Spor sahalarında şiddetin önünü yasaklamalar ile keseceğini sanıp futbolu, futbolun ana unsuru taraftardan mahrum bir hale getiren Sayın Vali…
İlimiz ve BAL 2’de de bu sezon ne yazık ki var…
İç saha maçlarına, deplasman taraftarına yasaklama isteyen kulüp yönetimleri..
Ve beraberinde..
Emniyet Teşkilatı’nın öncelikli görevi suçlu yakalamak değil, olası suç ve vakaların önüne geçmektir…
Ancak üstelik İnsan Hakları Günü’ne denk gelen bir maçta maç öncesi ve esnasında ve sonrasında çözümü biber gazı, jop, plastik mermide arayan bir emniyet müdürü…
Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ahmakça..
Nereden baksan; insanlık dışı…

