8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü sebebiyle Kocaeli Kadın Platformu ve Kocaeli İstanbul Sözleşmesi İnisiyatifi üyesi kadınlar İzmit Belediye İş Hanı önünde bir araya gelerek Kent Meydanı’na sloganlarla yürüyüş gerçekleştirdi. Kadınlara siyasi parti temsilcileri de destek verdi. ‘Yaşasın kadın dayanışması’, ‘Bağır herkes duysun erkek şiddeti son bulsun’, ‘Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz’, ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ sloganları ile yürüyen kadınların Feminist Gece Yürüyüşü Kent Meydanı’nda son buldu.
“MÜCADELEMİZ SAYESİNDE”
Kadınlar yürüyüş sonrası basın açıklaması okudu. Açıklamada, “Patriyarkanın, kapitalizmin, ırkçılığın, savaşın, dini baskının, emek sömürüsünün olmadığı eşit ve özgür bir dünya kurmadan isyanımız bitmeyecek” ifadeleri yer aldı. Kadınlar tarafından okunan ortak açıklama şöyle: “Bizi ezen patriyarkaya, hayatlarımızı sömüren kapitalizme, bizi hizaya sokmaya çalışan heteroseksizme karşı başka bir dünyanın mümkün olduğunu gördük. Kadınlara ve LGBTİ+’lara karşı saldırılar her taraftan yükselirken, İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden nafaka hakkının gaspına, homofobi ve transfobiyi alenen örgütleyenlerden bizleri makbul kadınlar yapmaya çalışarak tüm ev ve bakım işlerini üstümüze boca edenlere, yoksulluğun ve savaşın faturasını bizlere çıkaranlara karşı mücadelemizi sürdürüyorsak, direniyorsak, umut edebiliyorsak mücadelemiz sayesinde. Burada bugün toplanan, bugün dünyanın dört bir yanında toplanan kadınlar ve LGBTİ+ler sayesinde.

“DAVALAR AÇILIYOR”
Kadınların toplumsal özne olarak yaşamın içerisinde yer almasını istemeyen siyasal iktidar, yeni rejime uygun makbul kadın yaratma çabası ile muhalif kadınlar üzerindeki baskısını arttırıyor. Üniversite öğrencileri, siyasetçiler, sanatçılar, gazeteciler, kadın aktivistler, sendikal mücadele yürüten kadınlar keyfi, hukuksuz gözaltı ve tutuklamalarla karşılaşıyor. Her eylem ve etkinliğimize yönelik dava açılarak geri adım atmamız bekleniyor. Bir önceki dönem SES Eş Genel Başkanımız Gönül Erden başta olmak üzere üye ve yöneticilerimiz tutuklanarak sendikal mücadelemiz kriminalize edilmeye çalışılıyor. LGBTİQ+ lara dönük nefret ve homofobi kışkırtılıyor. Trans cinayetlerinde etkin soruşturmalar yürütülmüyor ama hak aramak için sokağa çıkan LGBTQ+ lar gözaltına alınıyor, davalar açılıyor

“ORADA DA KAZANACAĞIZ”
Tüm bu saldırılar karşısında geri adım atmadık, kapitalist ataerkiye karşı isyanımızı yükselttik. OHAL’de de, pandemi koşullarında da sistemin saldırılarına rağmen direnmekten vazgeçmedik.8 Mart mitingleri, feminist gece yürüyüşleri, 25 Kasım eylem ve etkinlikleri, İstanbul Sözleşmesi'nin feshine karşı açıklanan 1 Temmuz eylemleri gibi mahallelerden kent merkezlerine kadar kadınların ortak mücadelesine tanık olundu.Sendikalı olmamız önünde engel olmaya çalışan sermayeye karşı örgütlenme hakkımızı savunduk, hangi sendikada örgütleneceğimize biz karar veririz dedik. Ucuz işgücü görülmeyi kabul etmedik, eşdeğer işe eşit ücret istemekte ısrar ettik. İşyerlerimizde karşılaştığımız taciz, şiddet ve mobbinge susmadık, her mecradan sesimizi duyurduk. Gelirimiz erkeğin gelirine ek gelir değil geçimlik dedik ve grev halaylarında başı çektik. Kriz karşısında grev yapan, direnen emekçiler olarak dün Migros Depo' da kazandık, şimdi sıra Farplas'ta, orada da kazanacağız.

“DAYANIŞMADAN GERİ DURMADIK”
Kadın cinayetlerinde failleri koruyan erkek devlet ve yargıya karşı mahkeme önlerinde "Erkek adalet değil gerçek adalet" demekten vazgeçmedik. Adalet nöbeti tutan Emine Şenyaşar ile dayanışmadan geri durmadık. "Tek bir kadının bile kaybedilmesine,katledilmesine tahammülümüz yok" dedik,"Gülistan Doku nerede?" diye sormaktan vazgeçmedik. Cezaevinde cinsel şiddete maruz kaldığını açıklayan Garibe Gezer'in şüpheli ölümü karşısında susmadık! Sağlık hizmetine erişimin engellendiği, tecrit koşullarının arttırıldığı, hasta mahpusların sağlık ve yaşam hakkının ihlal edildiği bir süreçte Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpusların serbest bırakılması için kampanyalar örgütledik. Deniz Poyraz'ın katledilmesine karşı öfkemizi alanlarda birleştirdik, mahkeme salonuna sığmadık. Çilem Doğan'a verilen 15 yıl cezayı kabul etmedik, “öz savunma haktır” dedik.
“İSYAN VE MÜCADELE EKSİLMEYECEK”
Savaştan en çok etkilenenler olarak barışın kadınların sözünün etkin olmasıyla mümkün olacağını söyledik, bunun mücadelesini verdik, veriyoruz. Ataerkil ulus devletlerinize ve savaş sermayesini besleyen politikalarınıza karşı barış ısrarımızdan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Erkek aklının eseri olan savaşa karşı kadın eliyle barışı inşa etme mücadelemizi en zor şartlarda dahi yaptık, yapmaya devam edeceğiz.Hakkımız olanı ancak sokaklarda olarak; evde, işte, cezaevinde, okulda ve yaşadığımız her yerde mücadeleyi büyütürsek kazanacağımızı biliyoruz. İddiamız sadece bugünü kutlamak için değil, sadece kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı kaldırmak için değil, sadece eşitlik için değil. Dünyayı değiştirmekte gözümüz var. Eşit özgür bir dünya kurana kadar bu sokaklardan isyan ve mücadele eksilmeyecek.
“DİRENMEYE DEVAM EDİYORUZ”
Salgının, ekonomik krizin tüm yükünü bize yükleyenlere, bizi yoksullaştıranlara karşı evlerde, fabrika önlerinde, ofislerde, şantiyelerde, meydanlarda direnmeye devam ediyoruz. ‘Mağdur’ olduğunu söyleyen erkekleri güçlendirmek adına nafaka hakkımızın gasp edilmesini kabul etmiyoruz.Patriyarkaya karşı mücadele eden kadınların ve kadın siyasetçilerinhapsedilmesini, KHK’larla, kayyumlarla kadın örgütlerinin ve kadın danışma merkezlerinin kapatılmasını kabul etmiyoruz.Katil erkeklere iyi hal indirimi verilirken erkek şiddetine karşı hayatına sahip çıkan kadınlara onlarca yıl hapis cezası verilmesine isyan ediyoruz.
“İTAAT ETMİYORUZ”
Hapishane kurallarıyla işleyen sığınakları kabul etmiyor, kadın sığınaklarının ve kreşlerin sayısının yetersizliğine, ŞÖNİM’lerin niteliksizliğine, kadınların karakollardan gerigönderilmesine isyan ediyoruz. Sesimizi, sözümüzü, eylemimizi şiddetle, polisle bastırıp mahkemelerde yargılamaya çalışanlara itaat etmiyoruz. Korkmuyoruz. “Ritimli zıplayarak” patriyarkaya başkaldırmaya devam ediyoruz. Eşitlenme ihtimalimiz patriyarkayı ve devleti bu kadar korkuturken, hep birlikte özgürleşmek için birbirimize ve mücadelemize daha sıkı sarılıyoruz. Diyoruz ki; patriyarkanın, kapitalizmin, ırkçılığın, savaşın, dini baskının, emek sömürüsünün olmadığı eşit ve özgür bir dünya kurmadan isyanımız bitmeyecek."

