Pazartesi, 24 Ağustos 2026 24.08.2026
24°C
USD 48,08
EUR 56,09
Altın 7.191
Benzin 88,27
Dizel 83,00

Sanki Yedim…

Sanki Yedim…
Sesli özeti dinle

Osmanlı döneminde yaşayan orta halli bir esnaf, padişahların yaptırdığı görkemli camilere özenir.
Kendisi de benzer bir cami yaptırmayı hayal eder.
Bu hayalini gerçekleştirecek bir bütçeye sahip olmayan esnaf, düşünür ve kendince bir yol bulur.
Canı ne zaman bütçesini aşan lezzetli bir yiyecek istese, “sanki yedim,” der ve o yiyeceğe vereceği
parayı bir köşeye koyar. Yirmi yıl boyunca, “sanki yedim” diye diye biriktirdiği paralarla yaşadığı
mahallede bir cami yaptırmayı başarır.
Ve bu camiye, “Sanki Yedim Cami” adı verilir.
İstanbul Fatih’teki bu cami, büyük yangınlar nedeniyle zarar görse de sonraları yeniden inşa edilir.

Zaman zaman hiç tanımadığım insanlar beni bulup, iç dökerler. Geçtiğimiz günlerde de neredeyse
“tramvay günlükleri” sayılabilecek hikâyeler yaşadım. Facebook sayfamda da paylaşmıştım.
Aslında çok da şaşırılacak anlatılar olmasa da üzülmemek elde değil.

Diyelim ki, rahat bir yaşam sürüyoruz.
Çarşı-Pazar bilmiyoruz.
Yiyip-içip, giyinip, gezip-görüyoruz. Arada sırada göz ucuyla haberleri de görürsek…

Yahya Kaptan Pazarında bir kadının, bir demet taze soğanı eline alıp, cebindeki parayı
denkleştiremeyince tezgâha bıraktığını gördüm. Elindeki poşette çok az patates vardı.

Hava kararmak üzereyken pazarlara gidip, kalan meyve ve sebzeleri toplayan kadınlar…

O da bir şey mi, neler var? Dediğinizi duyar gibi oldum.

Doğrudur.

Neler var…

Hastane kantininin önünde sıra beklerken birbirlerine yaslanarak ayakta durabilen, benizleri sararmış
bir karı koca görmüştüm. Ne zaman hastaneye gitsem, o an gelir gözümün önüne.

Yaşlı adam, fiyat listesini okuyabilmek için çabalarken eşi kulağına eğilip, “bir tane al paylaşalım!”
Adam, cebinden çıkardığı paraları sayarken ”iki poğaça alalım, çay içmeyiz,” dedi. Yüzündeki çaresiz
ve mahcup bir ifadeyle…

Mahcup olması gereken kendisi değildi oysa…

İnsan böyle durumlarda karşısındakini daha çok mahcup etmemek için bilemiyor bazen nasıl
davranacağını.

Keşke hastane kantinlerinde de “askıda” uygulaması olsa…

Askıda Ekmek, hep vardı.
Şimdi; Askıda Simit, Askıda Fatura, Askıda Çorba, Askıda Kırtasiye, Askıda Kıyafet, Askıda Kitap,
Askıda Tıraş…

Atık toplayarak, günlük kazanan beş kişilik bir aile ancak ekmek yiyebiliyor.

Meyveyi bile alamaz duruma gelen emekliler…

Yarı aç yarı tok okula giden öğrenciler…

Ahh çocuklar!

Çöplerden çıkan et parçalarını toplayıp, buzdolapları olmadığı için, kokmadan hemen pişirip yerken,
“kokmuştur” diye düşünerek, azıcık da olsa komşusuyla paylaşan güzel insanlarımız…

Açlık, uyutmaz!

Açlık, hayal kurdurmaz!

Başlarını sokacakları bir evin hayali çok uzaklarda bir dağın ardında, sisler içindeyken…

Zaten yarı aç yarı tok yaşamaya çalışan, yalnızca insanca yaşama hayalleri kuran bu insanlar, nasıl
desin:

“SANKİ YEDİM!”

Yorum yazın

Kocaeli Çınar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin