Aidiyet duygusu yakında belirsiz, uzaklara düştükçe kıymetlidir.
Bu böyledir.
Sıla hasreti çok uzun yıllardır türkülere, öykülere ve filmlere konu olmaktadır.
Bundan sonra da olacaktır.
Yurdumuz cennet.
Her köşesi başka güzel ve büyüleyicidir.
Anadolu’yu sevemeye sebep çok.
Geçmişte Anadolu’nun temiz yürekli insanını, kültürel değerlerimizi, üretkenliğini ve insan canlısı oluşunu görmezden gelenler oldu.
***
Oysa bereketli hilal diye adlandırılan Dicle ve Fırat nehirlerinin orta yerinde yeşeren insanlık, medeniyet umudu nice kavimlerin şahlanışına, büyük imparatorlukların kuruluşuna tanıklık etti.
Bu sebeple coğrafyamız insanlık ve uygarlık tarihi açısından sonsuz öneme sahiptir.
Değişen zamanın değişen koşullarına uyum sağlamak mecburiyeti Anadolu insanımızın son on yıllarda bir iç göç silsilesi ile batıya, büyük metropollere doğru yönelmesine neden oldu.
Böyle olunca kentlerin demografik yapısı değişti.
Kişiler beraberinde yaşantı ve alışkanlıklarını da getirdikleri için toplumsal yapı ve işleyiş yapı bozumuna uğradı.
Gecekondulaşma yöresel mimarinin kendini sürdürememesine, hızla çoğalan kent nüfusu ise gündelik hayatın ve insan ilişkilerinin gözle görülür değişimine yol açtı.
***
Yakın tarihte yaşanan yoksunlukları ve tutarsızlıkları bir Anadolu güzellemesi tadında izleyicilerin beğenisine sunan Yılmaz Erdoğan’ın yönettiği “Vizon Tele” filminde şöyle bir replik vardı; “ Biz biliriz ki, bir yerde mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir.
Burayı seversen burası Dünya’nın en güzel yeridir.
Ama Dünya’nın en güzel yerini sevmezsen orası Dünya’nın en güzel yeri değildir!”
***
Yaşadığımız kentleri sevelim.
Kimliksiz ve karakteri olmayan birbirinin aynı kentler inşa etmenin izah edilebilir tarafı yok.
Kentlerin kendi özel tarihleri vardır.
Sokaklarında caddelerinde yaşanan acı tatlı hatıralar.
Tarih içerisinde dönüm noktaları vardır, atılım yaptıkları bir an ve kent tarihine damga vurmuş, halka hizmet etmiş başarılı insanlarımız vardır.
Kültürel miras yalnızca yerel yönetimler, idari birimler ve devlet eliyle korunmaz.
Korunamaz.
Halkın isteği ve iradesi bu noktada olmazsa olmaz.
Kent meclisleri, STK’lar, Kanaat önderleri, kent esnafları ve duyarlı yurttaşlar tarafından Kent Arşivleri oluşturulmalı ve işlevsel bir şekilde çalışmalar yürütülmelidir.
***
Kent mobilyaları, yeşil alanlar, sosyal hizmet binaları hatta ara sokaklar, üst ve alt geçitler yalnız tabelalarında değil özünde de ait olduğu kentin değerlerine atıfta bulunmalı.
Örneğin, Derince tarihi açısından büyük bir öneme sahip Kırım Türkleri arzu edilen iade-i itibarı görememektedir.
Son olarak kent meydanında Kırım Türklerine atfen inşa edilen saat kulesi ve anıt yıkılarak sönük bir rölyefe, duvar kaplamasına dönüştürüldü.
Bu kentin bir başka güzide değeri olan Kandıra Bezinin yok olmasına seyirci kaldık. Oysa son derece önemli bir maddi kültür unsuru olarak yaşatılmalıydı.
***
Yüreği kent sevgisiyle, yurt sevgisiyle çarpan birinin bu millete verebileceği en güzel hizmetlerden biri de yaşadığı şehre sahip çıkıp nereli olursa olsun “ben Kocaeliliyim” diyerek Kentlilik bilinci içinde hareket etmesidir.
Bu uğurda bu kentin öz değerlerini, tarihsel varoluşunu bütüncül bir ele alış ile tüm yurttaşları kucaklayarak Kentlilik bilinci oluşturma gayesinde olan ilk bakışta iki önemli STK vardır.
İlki başkanlığını Dr. Metin Şentürk’ün yaptığı 10 Derneğin bir araya gelerek oluşturduğu “Kocaeli Yerel Kültür Platformu” ikincisi ise İzmit’te ciddi bilinirliği ve etkinliği olan Hüseyin Erol’un kurucusu ve yürütücüsü olduğu sosyal medya üzerinden örgütlü “Biz İZMİTİZ” grubudur.
***
Yukarıda da bahsettiğim şekliyle kente kimlik kazandırmak yalnızca kentsel dönüşüm ile mahalle konakları inşa edip betona boğulan tepeler ile değil kültürel karşılığı olan özgün ve nitelikli dokunuşlar ile mümkün olacaktır.
Bu yolda STK lara büyük görev düşmektedir.
Şayet kentinizi bir süreliğine terk edip döndüğünüzde kendinizi yabancı hissediyor yolunuzu bulamıyorsanız burada bir sorun var demektir.
Yerel ve yöresel planlamanın kısa vadede değil orta hatta uzun vadede yine yukarıda belirttiğim STK lar, Kanaat Önderleri, kent esnafları ve Kent meclisleri olarak sıralayabileceğimiz kent bileşenleri ile ortak hareket edilerek yapılmasından yanayım.
***
Geleceğimiz için sorumluluk alalım.
Nasıl bir İzmit, nasıl bir Kocaeli görmeyi arzu ediyoruz bunu dile getirelim.
Sivil toplum bunun için vardır; yöneticilere gönüllü danışmanlık hizmeti sunar.
Ki kent meydanları betona boğulmasın, tarih göz ardı edilmesin, tarihi yapılar kaderine terk edilmesin bu topraklara ait olan kültürel değerlere kimse sırtını dönemesin.
Bu konuyu ele almaya devam edeceğiz.
Somut öneriler ile birlikte kentimizi yönetmeye talip politikacıların Kocaeli’yi bir Türkiye mozaiği olarak parça parça değil sadece ve sadece kültürü ile tarihi ile yaşanmışlığı ile “Kocaeli” olarak ele almaları gerektiğini bir Kocaelili olarak tavsiye edeceğim.

