-Sayın Küçükkaya, şu an nasıl bir Türkiye görüyorsunuz?
*Türkiye genç bir cumhuriyet olmasına karşın, şöyle bir atılım yapma ihtiyacı hissetti Türkiye. Biz batı ile savaş yapmış olabiliriz ama batının doğru yaptığı işlerde de oradan destek alabiliriz, örnek alabiliriz mantığı vardı. İlim, irfan, demokrasi vs. Bu doğuyu, Müslüman coğrafyasını dışlamak anlamında değil. Bu coğrafyanın özüne de uygun olarak bir sentez oluşturdu Türkiye. Hatta bazı konularda batının önüne geçildi. Örneğin kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesi konusu. Ne ırkçı, ne de ümmetçi bir tavır izledi. Sonra bir kalkınma hamlesi başladı, Afyon’a şeker fabrikası, Seydişehir’e alüminyum fabrikası, Van’a et balık kurumları, SEKA vs. kuruldu. Ülkenin coğrafik olarak da dengeli bir şekilde kalkınması sağlandı. Bir taraftan da eğitim hamlesi başladı. Modern dünyanın standartları hedef alındı. Cumhuriyet birçok şeyi başardı. Bunların en önemlisi dış politikaydı. Yurtta sulh, cihanda sulh mantığıyla hareket ediliyordu. Mevcut iktidar cumhuriyetin nimetlerinin hepsinden faydalandı. Ve mevcut iktidar mağduriyet edebiyatıyla devletin başına geçti. AKP iktidara geldiğinde toplumda olağanüstü refleks uyandıracak işler yaptı.
DEMOKRASİ BEKLENTİSİ OHAL’E DÖNÜŞTÜ
-Neydi bu refleks uyandıran çalışmalar?
*Mesela milletvekillerinin lojmanlarını kaldırdı. Bunu herkes memnuniyetle karşıladı. Zaman zaman Nazım Hikmet’in mezarını bile Türkiye’ye getirme girişimleri bile oldu. Özal da ilk başlarda böyle davranmıştı. AKP, ‘Milli Görüş gömleğini bir kenara attık’ dedi. Kuşkusuz AKP, liberalleri de kavramıştı. AB süreci vs. AKP bu noktada iktidarı aldı. Aldığı günde Kemal Derviş, Türkiye’de finans sorunu çözmüştü. Ama biz CHP olarak hep şunu söyledik; üretim olmadığı sürece bu krizler ardı ardına devam eder. AKP, Tayyip Erdoğan’ın emriyle önce sosyalistleri attı, sonra liberalleri attı, nihayetinde ve sonunda Milli Görüşçüleri attı. Nihayetinde büyük bir gönül bağıyla bağlı olduğu, yıllaradır birlikte hareket ettiği Fettullah Gülen’i attı. Çünkü onlar için demokrasi amaç değil araçtı. Demokrasi beklentisi OHAL’e dönüştü. Şimdi geldiğimiz durum bu.

SİSTEM AKP’LİLEŞMİŞ
Daha ölmedik, bunamadık. 6 ay önce parlamenter demokrasi, Gazi Meclisi diye bağıranlar, Yenikapı ruhu diye bağırıyorlardı. Şimdi hepsi gitti. Ülke bu durumda. En sıkıntılı süreç şu, 15 senedir siz bir ev yöneteceksiniz evin bacası kapalı, kapılar kitlenmiyor. Ekonomi batmış, kartlar patlamış ve çıkıp diyeceksiniz ki, ‘Şu mahalle bakkalı yok mu bu mahalle baklalı. Hep onun yüzünden.’ Büyük bir samimiyetsizlik, bu büyük bir aymazlık, doğruyu görmemezlik… Yoksul vatandaşın devlete olan muhtaçlığını, AKP’ye muhtaçlığa çevirmişler. Büyük müteahhitlerin devletle ilişkisi AKP ile ilişkiye dönüşmüş. Yani sistem AKP’lileşmiş. Tayyip Erdoğan’a muhtaç hale gelmiş. Demokrasi, sandık, milli irade narası atanlar 7 Haziran’daki milli iradeyi hazmetmiyor. Bugün Kocaeli Üniversitesi’ndeki sonuca bakın. Kaybettikleri seçimi geri almak için yine seçim yaptılar. Ülke, tüm yönetimi Tayyip Erdoğan’ın üzerine yıkmak için bir rejim değişikliği eşiğine geldi.
GÜLEN AMERİKAN AJANI DEMİŞTİK
-OHAL sürecinde nasıl bir referandum çalışması yapacaksınız?
*OHAL, yani olağanüstü hal sanki bir övünç kaynağıymış gibi davranılıyor. Meclisin o bombalanan yerleri bile onarılmıyor. Olağanüstü hal durumu gerçekten olağanüstü durumlarda olur ve durumdan en kısa zamanda kaçmak gerekir. Oysa bunların öyle bir niyeti yok. Bakın Fettullah Gülen’in devlete sızdığına dair ta Hablemitoğlu, hatta hatta Uğur Mumcularınaçıklamaları, görüşleri var. Elbette bu insanlar o zamanlar iğrenç iftiralarla karşı karşıya kaldı. Uğur Mumcu, Necip Hablemitoğlu bu yüzden öldürüldü. Biz Fettullah Gülen’in Amerikan ajanı olduğu iddia ediyorduk. Biz bunları söyledik diye CHP’ye dinsiz diye yafta yapıştırmaya kalktılar. Buradan soruyorum, bir insanı dinsiz diye yaftalamak günah değil mi? Ben inançlı olan bir insanım, benim hakkımı bunlar öbür dünyada nasıl ödeyecek. Cumhurbaşkanı şimdi çıkacak kürsüye, ben bu konuda kandırıldım deyip gereğini yapacak. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan 5-6 arkadaşıyla otursa, AKP’de kim Fettullah Gülenci diye bir tespit yapamaz mı? Yaparlar ve AKP’yi isteseler bunlardan temizlerler. Ama bunlar bunu tercih etmiyor, Eğitim-Sen’de, CHP’de Fettullahçı aramayı tercih ediyorlar. Sözüm ona partinin bekası için bir tane AKP’liyi bile tespit etmezseniz, bir tane AKP’li Fettullahçı bulmazsanız bunda samimiyet aranmaz.

SAMİMİYET ARANMAZ
-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eğer varsa bu Fetö’cü kişileri AKP’den bilerek mi uzaklaştırmıyor diyorsunuz?
*Bakın bir kadın milletvekili vardı, Şafak Pavey’e kadar saldırdı. Bakın o kadın milletvekili FETÖ ile ilişkili. Bir tane arkadaş açık oy kullanıyor, sanki bir marifet gibi. Biz de diyorduk ki ne kadar fütursuz bir adam. Meğer fütursuz değil kardeşi FETÖ’den içerideymiş. Bunlar biliyorsunuz mezarda ölülere oy attırdılar. Tayyip Erdoğan ile Fetö…Her şey ortada.Bakın tek adam sistemleri her zaman tehlikelidir. Tayyip Erdoğan giderse AKP diye bir şey kalmaz. Tayyip Erdoğan’dan sonra AKP bir tane bile kendine genel başkan bulamamıştır.
-Referandum sürecinde İzmit ilçe ne yapacak. Nasıl çalışacak?
*Bir kere bu seçim, bir AKP, CHP seçimi değil. İkincisi bu sağ-sol seçimi de değil. Üçüncüsü, bu seçimde kimsenin ilk tercihinin bir önemi yok. Türkiye’de AKP’de dahil olmak üzere herkesin siyasal tercihine son derece saygı duyuyorum. Bu seçim kimsenin dinini, mezhebini oylayacağımız bir seçim de değil. Bu seçim nasıl yaşamak istediğimize dair bir üslubun, bir tarzın oylanacağı bir seçim. Yani bu seçimde ben ülkücü kardeşimle sabaha kadar bir afiş mi asacağız, bir çalışma mı yapacağız, ülkücü olmayacak, ben de solcu olmayacağım. Bu seçim herkesin birincil kimliklerini dışarıya bırakıp çalışacağı bir seçim. Bu seçim parlamenter demokrasiyi yaşatacak, cumhuriyete sahip çıkma seçimidir. O yüzden ben bu seçimi CHP İzmit İlçe Başkanı diye değil, ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak organize edeceğim. Bir hafta sonra sokağa ineceğiz. Nisan ayına kadar da CHP ile ilgili bir söylemim olmayacak.
HAYIR MERKEZLERİ KURACAĞIZ
-Referandum sürecinde neler yapacağınızı, nasıl çalışacağınızı biraz daha açar mısınız?
*Partimin büyükleriyle bir toplantı yapacağım. Onlardan da izin alırsam, bazı partiler, sivil toplum örgütleri, sendikalar vs. hemen hepsiyle iletişim kuracağız. Ziyaret edeceğiz. Bu bir vatan sorunu, herkesin cepheye cephane taşıması gerekiyor. Şimdi bakın Amerika’da şu anki cumhurbaşkanımızın yetkilerinin onda biri yok. Ben bir hayır merkezi kurmak istiyorum. İsmi de güzel, hayır merkezi. Her partinin buna destek olmasını isteyeceğim. İsterlerse temsilci de verebilirler. Tek bayrağımız var Türk bayrağı. Bakın bu hayır merkezimiz CHP kadar AKP’liye de açık olacak. Biz çünkü başkanlık sistemine karşıyız. Bunu özellikle söylüyorum. Sürecin ne olduğunu, neyin ne olduğunu anlatan hayır merkezi… Sahaya ben MHP, Komünist Partili, Saadet Partili vs. arkadaşlarımla çıkmak istiyorum. Sokakta hayır merkezleri kuracağız. Son hafta ise İzmit’te bir kapalı mekan toplantısı düşünüyorum. Meral Akşener olabilir, Ümit Özdağ olabilir, Sinan Oğan olabilir, CHP’den genel başkanımız katılırsa çok güzel olur. Olmazsa Deniz Baykal, Muharrem İnce olabilir. Saadet Partili arkadaşlarımızdan yine iddialı siyasetçiler olabilir. Bunun için çalışıyorum. Sol cenahtan Sarp Kuray veya başka isimler olabilir. Örneğin DİSK Genel Başkanı Kani Beko olabilir. Kabul ederler etmezler bilmiyorum ama bizim kafamızdaki böyle bir şey. Memleketin her renginin olmasını istiyorum. Herkesin hayıra dair kendi gerekçeleri vardır. Bu seçimde mizahı da kullanacağız. Pozitif bir çalışma yapacağız. Kötümser olmayan bir çalışma yapacağız. Ülkemizdeki kötü tabloyu zaten herkes görüyor ve birebir yaşıyor. Bunu insanlara bir daha anlatmanın bir anlamı yok. Başarabilirsek küçük skeçlerle, kısa filmlerle çalışma yapacağız. Elbette diğer siyasal partilerin önereceği şeyleri de dikkate alacağız. Belki de çok güzel öneriler gelecek. Bu arada ben MHP’de de birçok kişinin referandumda hayır diyeceğini tahmin ediyorum. Çünkü birçok açıklama görüyoruz.

NESİNİ ELEŞTİREYİM
-Biraz Kocaeli yerelini konuşalım. Belediyeleri ve çalışmalarını değerlendirir misiniz?
*Bazen iş yorgunluğu diye bir kavram var, bu ticarette de siyasette de böyledir. Bunlar bu halde şimdi. Şimdi ben bu AKP’li belediyelerin neresini eleştireyim. Eleştirecek bir şey yok ki ortada. Bir tane büyük projeleri yok ki. Bir tramvay var, tramvayı da zaten 11 gün sonra bizi de davet ederler, birlikte açarız! Ben gideceğim açılışına. Bilmiyorum kendileri de gelirler mi? Yani bunlar ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Trafik keşmekeş. İzmit Belediyesi’ne gelecek olursak, Büyükşehir’in gölgesinde kaldı desek, Büyükşehir’in bir gölgesi yok ki… İzmit Belediyesi’nde etkili olacak bir proje vardı, Tarih Koridoru onu da bitiremediler. Benim hoşuma giden projelerden bir tanesi bu aslında. Hiçbirinin derdi belediyecilik yapmak değil ki, dertleri Tayyip Erdoğan’ı seçmek. Çiçek böcekle belediye çalışması yaptıklarını zannediyorlar. Bir kar yağdı, düştüğümüz hali gördünüz. Bir noktadan sonra ben bunlara ne söyleyeyim. Şimdiye kadar ciddi ciddi sorduğumuz soruların hiçbirisinin yanıtını alamadık ki bunlardan. Belediye Başkan Yardımcısı’nın Belsa Kongresi’nde düştüğü durumdan sonra ne söyleyeyim.
MEMLEKET MESELESİ
-İzmit Belediyesi’ni almaya yönelik nasıl bir çalışmanız olacak. Selman Yıldırım ile aranız bozuk mu gerçekten?
*Herkes bana Selam abiyi soruyor. Bizim hiç kimse ile aramız bozuk olmaz. Selman abi ile de bozuk değil. Hiçbir zaman da bozuk olmaz. Sürekli aynı isimler konuşuluyor, diğer aday adayı arkadaşlar da sorabilir, niye benimle ilgili bir şey konuşulmuyor diye. Şimdi şunu söyleyeyim bakın, şu anki mesele memleket meselesi. Şu an kendi siyasal istikbalini düşünen kim varsa o koltukları onlara nasip olmasın. Önce önümüzdeki referanduma bakalım, referandumdan hayır çıktıktan sonra herkes kendine gelecek. Kurumlara güven gelecek. Referandum aynı zamanda aktif politika yapmak isteyen herkes için de bir avantaj.
-Siyasetteki hedefiniz milletvekilliği olarak konuşuluyor. Buna ne dersiniz?
*Dört ay boyunca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının olabileceği hakları Mustafa Kemal söylemiş. O hakkımı ben de kullanabilirim. Ama ben şu an bir vatandaş sorumluluğuyla sadece referandum diyorum. Ben bu partiye Ankara siyasetinden daha fazla yararlı olabileceğime inanıyorum.
SİRMEN’E VEFA BORCUMUZ VAR
-Sefa Sirmen’i karşılayacak mısınız?
*Evet, Sirmen’i karşılamayı düşünüyoruz. Arkadaşlarla bununla ilgili bir program çalışmamız olacak. Sirmen cidden talihsiz bir süreç yaşadı. Hepimiz üzüldük bu konuda. Özellikle daha sonra yargılayan hakimlerin üç tanesinin Fettullahçı çıkması durumu vardı. Bu üzüntümüzü daha da artırdı. Bu memlekete 15 sene hizmet etmiş bir adamı cezaevinden almak, karşılamak bir vefa görevidir. CHP vefalı bir partidir.
AKP KALMAYACAK
-Son olarak ne söylemek istersiniz?
*Bakın AKP çok büyük bir parti değil, Türkiye’nin en büyük partisi CHP. Korkutarak, kaosla oylarını artırıyorlar. Artık o da bitti. Bunların istikrarlı oldukları konu, zam, baskı, korku, ölüm ekonomik çöküntü… AKP OHAL’li bitirse, içindeki Fettullahçılarla hesaplaşsa AKP diye bir parti mi kalacak. Kalmayacak. Bunu ben de söylemiyorum, AKP’lilerin sosyal medya hesaplarına bakın, çatır çatır söylüyorlar.

