Saadet Partisi (SP) İl Başkanı Zafer Mutlu, il binasında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan İl Başkanı Zafer Mutlu, son zamanlarda medyada sıklıkla yer alan Kanal İstanbul Projesi’ne alternatif olarak Sakarya Nehri yatağından İzmit’e kadar uzanacak olan ‘Kanal İzmit’ projesini önerdi.
‘KANAL İZMİT’
“Yarın Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu’nun da katılımıyla Dilara Düğün Salonu’nda saat 14.00’te Dilovası ilçe kongremizi gerçekleştireceğiz” diyerek konuşmasına başlayan Başkan Zafer Mutlu, “Malum son günlerin en önemli tartışma konusu Kanal İstanbul projesidir. Biz bu konuda aslında yeni olmayan alternatif bir kanal projesini değerlendirmek istiyoruz. Bu kanalın adı İzmit Kanalı’dır. İzmit Bölgesi civarında kanal açılması fikri yirmi asır öncesine dayanmaktadır. Taşımacılık kanalı açmak için bu konuda çeşitli projeler tasarlanmıştır. Roma İmparatorluğu’na dayanan kanal planları Osmanlı döneminde de defaatle gündeme gelmiş bu konuda en son 1998 yılında Sakarya Valiliği, gelişen sosyoekonomik ihtiyaçların doğrultusunda, geniş kapsamlı yeni bir fizibilite çalışması başlatmış ve projenin yapılabilir olduğu gösterilmiştir” dedi.
‘İZMİT KANALI VE İSTANBUL’
“Hazırlanan son rapor doğrultusunda İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Hidrolik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Ağıralioğlu’nun ‘İzmit Kanalı ve İstanbul’ adlı çalışmasını kent kamuoyu ile paylaşmak istiyorum” diyen Mutlu, “Kanal güzergahı inşaatı 3 kısımda değerlendirilebilir. Güzergahın ilk 20 kilometresi yani Çark Suyu kavşağına kadar olan kısım Sakarya Nehri yatağındadır. Kanal, Seyifler yakınında Çark Suyu’na girmektedir.1950’den sonra Sakarya Nehri ve kollarında yapılan barajlarla akarsuyun taşıdığı kum, çakıl gibi katı maddeler baraj göllerinde tutulduğu için, nehir yatağı yıllar içinde aşınmış ve derinleşmiştir. Adapazarı yakınlarında son 40 yılda nehrin yatağı 7-8 metre derinleşmiştir. Adapazarı dolayında Sakarya Nehri taban kotu 20 metrelere inmiştir. Aslında ilk 20 kilometrede pek az kazılacak toprak miktarı kalmıştır. Sadece kıvrımlar düzeltilecektir” şeklinde konuştu.
‘İZMİT KÖRFEZİ’NE BAĞLANACAK’
Mutlu, “Çark Suyu yatağında güzergah 20 kilometre kuzeye doğru devam etmektedir. Burada da kanal akarsu yatağındadır. Bu kısımda arazi rakımı 15 metreyi geçmez. Bu ise inşaat, kamulaştırma ve diğer alt yapı değişikliklerinin az, dolayısıyla kanal maliyetinin düşük olması demektir. Daha sonra batıya yönelen kanal güzergahı yine vadi içinden geçmektedir. Bu kısmın uzunluğu ise 19-20 km kadardır. Bu ikinci kısmın uzunluğu toplam olarak 40 kilometredir. İzmit-Kandıra Yolu yanından geçen güzergah, bu kısmında 160 metrelik bir tepeyi aşmaktadır. Sadece burada önemli miktarda bir kazı söz konusudur. Bu kısmın uzunluğu yaklaşık 20 kilometredir. 150-200 metre yüksekliğindeki bir tepenin yarmasından sonra yine mevcut dere yatağı kullanılarak kanal İzmit Körfezi´ne bağlanmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘TARIM ARAZİLERİ KAYBI SON DERECE AZ OLACAKTIR’
“Kanal Sapanca Gölü Havzası’ndan geçmediği için bölgenin en önemli tatlı su kaynağı olan Sapanca Gölü su kaynağına hiçbir olumsuz etkisi olmayacaktır” diyen Mutlu, “Aynı zamanda kanal diğer tatlı su kaynaklarına da zarar vermemektedir. Kanal Kandıra – İzmit arasındaki tepelik kısmı dışında mevcut akarsu yataklarından geçtiğinden verimli tarım arazileri kaybı son derece az olacaktır. Son derece az kazı miktarları ile kanal inşaatı gerçekleştirilebilecektir. Çoğunlukla dere yataklarından geçen güzergahın geçtiği zemin genellikle alüvyon olduğu için bugünün güçlü iş makineleri ile kanal açılması hızlı ve ucuz olabilecektir” dedi.
‘İZMİT KÖRFEZİ’NE SU AKIMI KİRLİLİĞİ ÖNCELEYECEKTİR’
Devamında Mutlu, “Önemli bir tatlı su kaynağı olan Sapanca Gölü’ne ve diğer su kaynaklarına hiçbir zarar vermeyecektir. Çünkü kanal, Sapanca Havzası’ndan geçmemektedir. Bölgedeki tarım topraklarına yok denecek kadar az zarar verecektir. Yüklerin menzili açısından, bu kanal vasıtası ile Anadolu´ya, İstanbul Boğazı’na göre 150 kilometre daha fazla yaklaşılacaktır. Bu ise İstanbul Boğazı trafik yükünü ve hatta bütün İstanbul´un transit yükünü hafifletecektir. Sanayinin ve sanayi hizmetlerinin Anadolu’ya yaklaşması sağlanacaktır. İzmit Körfezi’nde bir akım sağlanmış olacak ve böylece canlı yaşayamaz hale gelen İzmit Körfezi’nin kirliliği bu su akımı ile önlenecektir” ifadelerini kullandı.
‘MUTLU ULAŞIM VE ALT YAPI’NIN DETAYLARINI AKTARDI’
“Sakarya Nehir ağzındaki Yenimahalle Limanı’ndan başka Batı Karadeniz Bölgesi’nin en büyük limanı olan Karasu Limanı’nın bu yıl açılması planlanmaktadır” diyen Mutlu, “Adapazarı-Karasu arasında bölünmüş karayolu bağlantısı vardır. Ayrıca Akyazı’dan başlayıp Adapazarı’nın kuzeyinden geçecek olan Kuzey Marmara Otoyolu bölgenin ulaşımını kolaylaştıracaktır. Adapazarı-Karasu demiryolu bağlantısı kolaylıkla sağlanabilir. Ayrıca İzmit’te Cengiz Topel Havaalanı mevcuttur. Bu havaalanının da önemi artacaktır. Kısaca kurulacak şehrin ulaşım sıkıntısı da olmayacaktır. Yörede bazı sanayi kuruluşları üretim yapmaktadır. Karasu Demir Çelik Fabrikası üretime geçmek üzeredir. Bugünkü çekirdek sanayi ileride gelişecek sanayinin mayasını teşkil edebilecektir. Kanal İstanbul ve yöre sanayisi, nüfusu buraya çekecektir” dedi.
‘KANAL İSTANBUL VE İZMİT GEREKLİ GÖRÜNÜYOR’
Mutlu, “Bu çalışmada, İzmit Körfezi’nde Sapanca Havzası’ndan geçmeyen ve denizde giden büyük gemilerin geçebileceği dış yüklere ve transit yüklerine açık bir kanal projesi ele alınmıştır. Ayrıca bu İzmit Kanalı ile birbirlerini tamamlayacak olan Yeni İstanbul şehrinin kurulması üzerinde durulmuştur. Geçmiş dönemlerde yapılmış olan çalışmalarda da benzer sonuçlara varılmıştı. Bu durum ise akıl için yol birdir sözünün doğruluğunu bir kere daha göstermiştir. İzmit Kanalı ve Yeni İstanbul projeleri pek çok yönden gerekli ve makul görünüyor. Yeni İstanbul Projesi’yle İzmit Kanalı Projesi birbirini tamamlayacaktır” şeklinde konuştu.
‘ŞEHRİMİZİN İYİLİĞİ İÇİN’
Son olarak Mutlu, “Bu şehri yönetenler bölgemizin kalkınması için bu tarz büyük yatırımlar için gereken çabayı göstermelidir. Başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere ilgili bakanlıklarda ve Cumhurbaşkanlığı makamında bu projelerin alternatif olarak değerlendirmeye alınmasını umuyorum. Her şey şehrimizin iyiliği için. İstanbul olmasın da bizim projemiz olsun demiyoruz. Ama şehrimiz açısından baktığımızda hem maliyet açısından hem de çevre açısından önerdiğimiz proje daha az maliyetlidir” dedi.

