Bir Orhan Gencebay şarkısının adı gibi, haberler de bir araya gelemez. (Bir araya gelemeyiz -1973) Ama bir arabesk film klişesi gibi yokluktan değil, çokluktan. Bu zamanda haber de her şey gibi bir haylidir, epeydir, çoktur. Sürekli üzerimize, üzerimize akar, kayan yazılar.
***
Bir kalabalık cadde gibi biri diğerine denk gelmeden, eşleşemeden kaybolur. Sosyal medyada öğleden önce şaşırdığımız haber çoktan eskimiştir öğle sonrası ki nerede kaldı geçen sene ne olduğu, ne bittiği, ne dendiği.
***
Sanal tarlalarda sürekli yeni haber başlıkları sürgün verirken, insan bir benzeri ya da zıttı yaşanmışı ya da söylenmişi eşleştirmeye fırsat bile bulamaz. Bulamayınca her haber tek, tek ve birbirinden ilgisiz ama hep beraber internet aleminin çöplüğüne sürüklenir.
***
Sen ise trafikte eve yetişmeyi düşünürken mi hatırlayacaksın eski bir haberi? Otobüste oturacak yer bulma telaşını atlatınca oh çekerken mi düşüneceksin? Yoksa bir gerçek, ertelediğin alarmdan daha şiddetli kafanda zonklayıp seni kendine mi getirebilecek sabah yastığında? Kirayı ya da bir taksidi denkleştirirken, bu halini hangi okuduğun haberle denkleştirebileceksin?
***
Havadis yoğunluğu içinde bir başına, bir müddet yanıp dikkatini çektikten sonra sönüp giden haberlerin hiçbir faydası yok. Çünkü tek başına hiçbir şeyin anlamı yok. Bir şeye bir ad koyabilmek için kıyas şart. Körfez’in yeşilinin yanında siyah var; Fener diye bağırmak için sarı diyende laciverti duyman, siyaha beyaz, sarıya bazen de kırmızı lazım.
***
Elbette sen de haklısın. Bu kalabalık içinde, bir mana verip, pay çıkarıp anlamak zor. Bunca haberi yan yana getirip gerçeğe varmak, lego oynamaktan da zor. Haber seçip okuyabilmek, bilgisayar oyununda üzerine akan meteorları vurmak gibi. Yani sözün özü, haberi yakalarken ve bizzat haberin ortasında insanlık, ‘angry bird’ gibi. Aksi, lanet…
***
Örnek çok. Ben ilk aklıma gelenlerden bir tutam verebilirim. “Bu şehre ihanet ediyoruz” dendiğinde, inançlara saygı güzellemeleri duyduğumuzda bir başka haberle eşleştirmek, “bizim doğalgazımız, petrolümüz, elmas madenimiz yok ama elmastan değerli bir eğitim sistemimiz var” gibi cümleleri tartmak gerekiyor. Siz de evinizde sizi en çok ilgilendiren haberlerden başlayarak deneyebilir, örnekleri çoğaltabilirsiniz.
***
Yani yaşananları unutmamak, söylenenleri not etmek, haberleri evde çorapları diğer eşiyle iç içe geçirir gibi tasnif etmek; sonra da dönüp bir anlam çıkarmak; çıkan sonuca göre de yanıt vermek, lazım geliyor.
***
Yapamazsak, yaşanan her olayda aynı beyanları duyarız; yaşadıklarımız da birbirine benzer. Sonra giderek, herkes hangi makamdaysa, o makamın dublörüne dönüşür, verilen metni okur, mış gibi yapar ve biz de bize verilen rolü oynamak mecburiyetinde kalırız.
Mecbur kalmamak için haberleri bir araya getirmeli. Sadece haberleri değil. Orhan Gencebay’ın Bir araya gelemeyiz adlı şarkısı “yüce dağlar bizi bizden ayırmış” dizesi ile başlar. Bizi bizden ayıran dağları kaldırmalı aradan. Haberleri de bizi de bir araya getirmeli ki şarkının da dediği gibi “dağın arkası” meçhul kalmasın.
***
Yazıya ilham veren şarkı, 1973 yılında piyasaya çıkan Batsın bu dünya albümündendi. Tabii ki albüme adını veren, 70’li yıllara damgasını vuran Orhan Gencebay şarkısıydı. Batsın bu dünya isimli 33’lük plağın aynı adı taşıyan çıkış şarkısında “kula kulluk edene yazıklar olsun” diyordu Orhan “baba”.
Sevgiler.

