Perşembe, 3 Eylül 2026 03.09.2026
27°C
USD 48,31
EUR 56,07
Altın 6.956
Benzin 94,21
Dizel 81,45

Başkası olma kendin ol !!!

Başkası olma kendin ol !!!
Sesli özeti dinle

Tarkan’ın o meşhur şarkı sözü yıllardır kulaklarımızda: “Başkası olma, kendin ol, böyle çok daha güzelsin!”

​Kulağa harika bir özgürlük manifestosu, mis gibi bir kişisel gelişim sloganı gibi geliyor, değil mi? Zaten geçtiğimiz günlerde Kocaeli Üniversitesi’nden değerli bir hocamla laflarken konu tam da buraya geldi. Bir an durup felsefenin ve sosyolojinin merceğinden bakınca gördük ki; durum hiç de o kadar toz pembe değil. Hatta günün sonunda hepimizin başını yakan bir “toplumsal vizyonsuzluğa” dönüşmüş durumda.

​Gelin, bu “kendin ol” meselesini biraz masaya yatıralım.

​İlk çıktığında niyet iyiydi elbette. Bireyin üzerindeki mahalle baskısını kırsın, özgünlüğü teşvik etsin dedik. Fakat günümüzde bu söylem, sorumluluktan kaçmanın en estetik kılıfı haline geldi. İnsanlar eksiklerini sorgulamak ya da kendilerini geliştirmek yerine, oldukları yeri “zirve” zannedip yerinde saymaya başladı. Öz eleştiri kültürü rafa kalktı, yerine ambalajı parlak ama içi boş bir “hak edilmemiş özgüven” yerleşti. Oysa sağlıklı bir birey olmak; sadece mevcut halini sevmek değil, defolarını fark edip onları yontma iradesi göstermektir. Herkes olduğu gibi kalmakta ısrar ederse, toplumsal olarak yerimizde saymamız kaçınılmaz olur.

​İşin duygu boyutuna gelince durum daha da ilginçleşiyor. Popüler kültür bize ham duyguyu övmeyi öğretti: “Şu an içimden bu geçti, pat pat söylüyorum, çünkü ben doğalım!”

​Üzgünüm ama bu doğallık değil, süzgeçsizlik.

​Ham duygu: “Şu an bunu hissediyorum, o halde filtrelemeden, süzmeden  üzerine boşaltıyorum.”

​Olgunlaşmış duygu: “Bunu hissediyorum, nedenini biliyorum, bana ait kısmını görüyorum ve şimdi bunu sana nasıl aktaracağımı seçiyorum.”

​Yani “kendini bilmek”, ham duyguyu alıp işleyebilmektir. Ne zaman neyi, nereye ve nasıl aktaracağını bildiğin an gerçekten kendin olursun. Aksi takdirde sadece etrafa duygusal çöp bırakan bir yetişkin olursun.

​Son olarak; şu “yakınlarımıza karşı sergilediğimiz hamlık” meselesi var. Dışarıdaki insanlara pamuk gibi davranıp, evdeki yakınlarımıza en ham, en kırıcı yüzümüzü göstermeyi “biz çok samimiyiz” diye yutturuyoruz. Oysa özen eşittir sevgidir; nezaket de zaten o sevginin doğal bir meyvesidir. Yakınımızdaki insanların bizim her türlü hamlığımızı, nazımızı ve kötü yüzümüzü çekmesini beklemek açıkçası biraz çocukluktur.

​Özetle dostlar; Megastar’a sevgimiz tamam  ama biz yine de sadece “kendimiz” kalmayalım İşlenmiş, yontulmuş ve nezaketle sarmalanmış versiyonumuza doğru evrilelim. Böyle çok daha güzeliz !

Sağlıcakla kalın.

Yorum yazın

Kocaeli Çınar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin