Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Kocaeli Şubesi dün bir basın açıklaması yaparak, “Çocuklarımıza ‘dokunan’, onların canını acıtan gerici tarikat-cemaat vakıflarıyla imzalanan tüm protokoller derhal ve kayıtsız koşulsuz iptal edilmelidir” dedi. Veli-Der Kocaeli Şube Başkanı Göksal Yılmaz’ın yaptığı basın açıklamasında dernek yönetiminden Gültekin Keskin ve Bilge Altuntaş da hazır bulundu.
ÇOCUKLAR İSTİSMARA UĞRADI
Göksal Yılmaz şunları söyledi: ‘’Gün geçmiyor ki, ülkemizin herhangi bir yerinde, gerici tarikat cemaat vakıflarına ait ‘yurtlarda’ çocuklarımızın başına bir kötülük gelmesin; gün geçmiyor ki, çocuklarımız, canlarımız, en kıymetlilerimiz istismara, şiddete, her türden sömürü ve hak ihlallerine maruz kalmasın! Son olarak İzmir’in Dikili ilçesinde, ‘Süleymancılar’ diye bilinen tarikata ait Özel Miyase Yılmaz Ortaöğretim Erkek Öğrenci Yurdu’nda, yaşları 9 ile 12 arasında değişen çocuklarımız istismara uğradı!
SUÇ ORTAĞI DURUMUNA DÜŞER
Göstermelik bir ‘soruşturmayla’ bir kişi tutuklandı, yurt kapatıldı. Bir kez daha sözüm ona ‘münferit’ bir olay algısı yaratılarak, gerici tarikat cemaat odaklarının ve MEB’in kurumsal sorumlulukları dikkatlerden kaçırılmaya çalışıldı! Ama biz gerçeği biliyoruz. O yüzden de, artık yeter diyoruz. Anayasasında ‘sosyal’ olduğu yazılı bir devlet, kendisine emanet edilen çocukları, birer suç odağına dönüşmüş bulunan gerici tarikat “yurtlarına” teslim edemez! Bu vakıflarla imzaladığı onlarca protokolle, MEB, anayasa suçu işlemektedir. Daha önce Karaman’da, Ensar Vakfı ve Kaim-Der “yurtlarında” onlarca çocuğumuz tecavüze uğradığında, iktidar yetkilileri “… bir kereden bir şey olmaz..” diyebilmiş; tarih önünde eşi bulunmaz bir utanç içine düşmüşlerdi! MEB, Karaman sonrasında, Ensar ve benzeri vakıflarla “protokol” imzalamaya; kendisine emanet edilen çocuklarımızı bu vakıfların “yurtlarında” her türlü kötülükle yüz yüze bırakmaya devam etmiş; dolayısıyla da, bu kirli odaklarla suç ortağı durumuna düşmüştür!
İHALE EDİLEMEZ
Anayasa ve 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, “sosyal ve kamusal bir hak” olduğunu vurgulayarak, sadece eğitim- öğretim değil; çocukların barınma, can güvenliği, sağlık ve bedensel bütünlüklerinin korunması gibi konularda sorumluluğu Milli Eğitim Bakanlığı’na vermektedir! Bu sorumluluk başka kurum ve kuruluşlara devredilemez, ihale edilemez. Kaldı ki, gene Anayasa ve ilgili tüm yasalarda, eğitimin “laik” niteliğine ısrarla vurgu yapıldığı halde, temel referans ve hareket noktaları dinsel faaliyetler olan söz konusu vakıflar, eğitimin hiçbir sürecinde görev alamazlar!
MEB’İ BİR KEZ DAHA UYARIYORUZ
Çocuklarımıza “dokunan”, onların canını acıtan gerici tarikat-cemaat vakıflarıyla imzalanan tüm protokoller derhal ve kayıtsız koşulsuz iptal edilmelidir! Ülke genelinde, tüm çocuklarımızın eğitim-öğretim, barınma, can güvenliği ve temel hakları tamamen Bakanlık (devlet!) güvencesine alınmalı; “sosyal devlet” olmanın gerekleri yerine getirilmelidir.
VARLIĞIMIZI ORTAYA KOYARIZ
Aksi takdirde; çocuklarımızın başına gelecek her türlü “kötülükten”, doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı’nı sorumlu tutacağız! Bizim muhatabımız gerici vakıflar değil, Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Bu nedenle; çocuklarımıza “dokunan”; onları baskı, şiddet ve her türden “can güvenliği” tehdidi ile yüz yüze getiren her durum karşısında direnmekten; çocuklarımızın sessiz çığlığına ses olmaktan; onlar için gerekirse tüm varlığımızı ortaya koymaktan asla vazgeçmeyeceğiz!
TARİHSEL SORUMLUĞUMUZDUR
Buradan ilan ediyoruz; iktidar ve Bakanlık, çocuklarımızın geleceği üzerinde kendi ideolojik ve politik tercihleri doğrultusunda “sosyal mühendislik” yürütmeye son vermez; çocuklarımızı kendi “ajandasına” alet etmeye çalışmaktan vazgeçmezse, karşısında bizi bulacaktır! Gerekirse tüm gövdemizle çocuklarımıza siper olmak, sadece “ebeveyn” olmaktan kaynaklanan bir “görevimiz” değil, aynı zamanda tarihsel sorumluluğumuzdur.”

