Tarih boyunca hep sığınak olmuş gemicilere…
Astakos Körfezi, yani İzmit Körfezi.
Bilmeyenler için söyleyeyim, Astakos ismi ıstakozdan geliyor.
Çünkü 1970’li yıllara kadar bu körfezde oldukça bol ıstakoz varmış.
Körfez kirlendikçe göçüp gitmişler buradan.
Bir de Astakos kenti var tabii.
Bugünkü Başiskele bölgesinde.
Milattan önce 712 yılında kurulduğu iddia edilir.
***
Günümüz Yunanistan yarımadasının, antik dönemdeki Megara kenti insanları, Dor baskısı nedeniyle bölgeyi terk ederek yeni koloniler oluşturmak üzere gelmişler buraya…
Ve bu kenti kurmuşlar.
İşte kısa geçmişi böyle Astakos‘un…
Peki şimdi durum ne…
***
Astakos Kenti ne durumda?
Astakos Körfezi ne durumda?
Benim bildiğim kadarıyla Astakos Kenti’nin tarihi kalıntılarını ortaya çıkarmak tercih edilmiyor.
Bir tek tercih var, beton…
Astakos Körfezi ise daha beter durumda…
Yıllardır sanayinin pisliği akmış bu körfeze.
Tuzlu suyu bile kokutacak yoğunlukta pislik, zehir akmış bu körfeze.
***
Son yıllarda ise temizlenme iddiası var.
Hatta sözüm ona mavi bayraklar bile alındı.
Bu işin görüntü kısmı elbette.
Oysaki hala limanlar, fabrikalar içten içe kemiriyor körfezi.
Yasa, hukuk, mahkeme dinlemiyorlar.
Doldur babam doldur.
Sanayici de bilinç bu…
Örneğin Gebze OSB’de yağmur suyunu atık su giderine, atık pis suyu ise yağmur suyu giderine bağlayacak kadar uyanık ve “bilinçli” sanayicimiz?
***
Ama, üç beş okul yapıyorlar ya, vergiden düşüp, bütün kent onların sanıyorlar.
İstediğimizi yaparız diye düşünüyorlar.
İşte bu kadar çevre dostu bunlar.
Belediye ise bunu ancak tesadüfen tespit edecek kadar dikkatli!
Ama teknolojiden yana sıkıntısı yok belediyenin.
Hatta çevreyi kontrol eden uçağı bile var.
Sorsan sana “Onlarca arıtma tesisi kurduk, deniz pırıl pırıl” derler.
***
Geçtiğimiz haftalarda da yaklaşık yüz ton petrol sızıntısı yaşandı bu körfezde.
Bakmayın sızıntı dediğime, buna sızıntı değil boca etme denir.
Küçük bir ceza ile yırttı bu firma.
Ne kadar muktedirse adı bile zikredilmedi.
Duyduğuma göre eski bir bakan ortağıymış bu firmanın.
Oysaki bu deniz katliamı belki de uluslararası bir suç.
Sadece bu ülkeyi ilgilendiren bir durum değil yani.
Bizim denizimiz kirlenince Yunanistan’ın da denizi kirlenmiş oluyor çünkü.
***
Belki de 50 yıl sürecek bu kirliliğin etkisi.
Karabataklar, deniz kuşları bağıra bağıra can verdi gözümüzün önünde.
Yüzlercesi hala vücutlarına bulanan ziftle geziyor.
Ama bir milyon 600 bin kişinin yaşadığı bu kentte ancak 10-15 kişi duydu bu deniz kuşlarının çığlığını.
TEMA Vakfı 4 gün sonra gitti deniz kenarına, Körfez Belediyesi ise bir hafta sonra.
İşte bu kentin vicdanı, çevre duyarlılığı da bu kadar.
Zaten asıl sorun da bu herhalde.
***
Yurttaşlar denizine, toprağına, suyuna, havasına gerçekten sahip çıksa böyle olur muydu hiç.
Ama bizde öyle olmuyor.
Adam mahkeme kararına rağmen liman yapmak için denizi doldururken, 50 kişi karşı çıkıyor.
Ama aynı liman Ramazan’da iftar yemeği verince 3 bin mahalleli katılıyor.
İşte bizim duyarlılığımız bu kadar.
***
Bir de şu sorular var ortada; denizdeki bu kirlilik yetkililer tarafından ne kadar temizlendi?
Hangi yöntemle temizlendi?
Temizlik sırasında herhangi bir kimyasal kullanıldı mı?
Kullanıldıysa bu kimyasalın etkileri nelerdir?
Kirlilik ne kadar devam edecek?
Bu kirlilikten balıklar ve diğer deniz canlıları etkilendi mi?
Mesela İzmit Körfezi’nden tutulan balıkları gönül rahatlığıyla yiyebilecek miyiz?
Çoluğumuza, çocuğumuza yedirebilecek miyiz?
Bu soruların yanıtların ben bir vatandaş olarak çok merak ediyorum doğrusu.

