Bana kalırsa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu zaman zaman ciddi stratejik hatalar yapıyor.
Sonrasında da bu hatalar ağır faturalar olarak CHP’ye geri dönüyor.
Peki Sayın Kılıçdaroğlu’nun hata yapma hakkı yok mu?
Elbette var.
Fakat, bazı konularda hata yapma şansı yok.
***
Peki bu hatalar Sayın Kılıçdaroğlu’nun birebir kendi hataları mı?
Bir bölümü öyle, bir bölümü de onun danışmanlarının, ekiplerinin hatası.
Tahminim o ki Adana mitinginde Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan vs gibi isimlerin okunması da o metni hazırlayıp Kılıçdaroğlu’na verenlerin hatasıdır.
***
Biraz geriye dönerek Sayın Kılıçdaroğlu’nun bana göre yapmaması gereken hatalardan birkaç tane sıralamak isterim.
Örneğin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde otobüsten halkı selamlarken kurt işareti yapması…
Örneğin, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı yapılması…
Örneğin, “Anayasa’ya aykırı ama milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını ben de istiyorum” demesi.
Ve hatırlayın HDP’li vekiller tutuklandığında, “Seçimle gelen seçimler gitmeli” diye açıklama yaptı Kılıçdaroğlu…
Burada da bir tutarsızlık yok mu sizce de?
***
Gelelim asıl konumuza; Kılıçdaroğlu’nun Adana mitingi sonrası parti içinde homurtular başladı.
Açık açık, milletin gözüne sokarcasına tepkiler ortaya kondu.
Hatta CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan bile çıkıp, “Ilıcak, Altan, Bulaç’ın isimlerini Adana mitinginde hangi mantıkla okuyup, kitleye alkışlatmaya çalışıyorsunuz? Benim için artık bardağı taşıran son damlaydı. Artık CHP, oraya buraya savrulan, hiçbir konuda net duruşu olmayan, hiçbir krizi yönetemeyen bir duruma geldi” dedi.
***
Gelelim ilimize…
İlçe başkanları, gençlik kolları başkanları, eski başkanlar, yöneticiler birçok kişi sosyal medyada ardı ardına olumlu, olumsuz açıklamalar, yorumlar yaptı.
Örneğin CHP İzmit İlçe Başkanı Mehmet Ümit Küçükkaya, “Biz CHP olarak tüm haksızlığa uğramışların sesi ve umuduyuz. Lakin Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın yaptıklarını unutacak değiliz. O yüzden mitingdeki tablo bence pek olmamış. Siyaset tarihe not düşme sanatıdır, bize bu konuda düşüncemizi soran tüm dostlarımıza ajandalarına eklemesi için zaruri bir açıklama ihtiyacı hissettim” diye yazdı sosyal medyada.
***
Ardından CHP İl Gençlik Kolları Başkanı Murat Erinç bir açıklama yaptı ve dedi ki: “Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Deniz Gezmiş, Mustafa Kemal burada derdik mitinglerimizde. Şimdi Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak burada der olduk. Kemikleri sızlıyor bedel ödeyen, canını veren aydınlarımızın. Kabul edilemez asla ve asla kabul edilemez!”
***
Ardından sökün geldi.
Bu eleştirilerden cesaret alanlar Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklenmeye başladı.
Bazıları da Genel Başkanı savunmaya geçti.
Ortalık toz duman oldu.
***
Kimi CHP’liler şu yorumları yaptı:
“Genel Başkanı sevmeyen bir kitle var, bunlar her daim fırsat kolluyor”
“Genel Başkan hata yaptı ama bunu sosyal medyada, açık açık eleştirmek doğru değil.”
Kimileri ise Genel Başkanı savunanlar için, “Fırsat bu fırsat kendilerini göstermek istiyorlar. Bir yer kapma telaşındalar” yorumunu yaptı.
***
Şimdi tüm bu yaşananlara isterseniz “demokrasi işliyor” deyin, isterseniz “parti içi disiplin suçu” deyin, isterseniz “fırsatçılık” deyin…
Burası sizin yorumunuza kalmış, fakat benim dikkat çekmek istediğim başka bir konu var.
Biz gazeteciler zaman zaman CHP’yi eleştirdiğimizde bazı CHP’li tanıdıklar bizlere, yani gazetecilere “Ya iktidar partisini eleştiremiyorsunuz, sürekli bizi eleştiriyorsunuz” gibi sitemlerde bulunuyorlardı.
Kısmen haklı da olabilirler.
Fakat tüm gazetecileri aynı kefeye koymaları yanlış.
Tüm gazetecilere böyle bir yafta yapıştırılamaz.
***
Ben de tüm bu yaşananlardan sonra CHP’lilere şunu demek istiyorum: “Ya arkadaş, sizin seçilmiş yöneticileriniz bile, açık açık sosyal medyadan genel başkanınıza yükleniyor. Biz gazetecilerin eleştirilerine artık lütfen sitem etmeyin.”
Önce kapınızı temizleyin…
Haksız mıyım?

