Cuma, 25 Eylül 2026 25.09.2026
6°C
USD 48,85
EUR 55,59
Altın 6.713
Benzin 80,80
Dizel 93,80

Güney Amerika (1)

Güney Amerika (1)

Nerede kalmıştık? Ah, bu benim aileden kalan alışkanlığım yüzünden çok erken havaalanına gittim. Oturma gruplarının olduğu yerler, gemilerin et odası gibi serindi. Özellikle millet uyuyup uçağını kaçırmasın diye mi böyle iklimlendirmişler, bilemedim.

Saat 08.00’de uçak kalktı. Türk Hava Yolları’nın izzetiikramı ve güler yüzlülüğü; bayramda el öpmeye gidilen ninelerimizin “Bak oğlum vallahi olmaz, bundan da tatmalısın!” içtenliğindeydi. Yalnız iki şey kafamı çok karıştırdı: Havaalanındaki bütün giden-gelen uçuş saatlerini ve kapılarını gösteren panolarda varış noktası Panama yazıyordu. Ancak uçak, Panama City’yi bir saat geçip Kolombiya’nın başkenti Bogota’ya iniyor. Uçakta yapılan anonsta; inen yolcular dışında transit yolcuların sakın uçaktan inmemesi, 1,5 saatlik yakıt ikmali, uçak temizliği ve kontrol için beklemeleri söylendi.

Yolcuların yarısı burada indi ve içeri bir anda fosforlu yelek giyen temizlik personeli doluştu. İki ellerinde iki şarjlı süpürgelerle zemin süpürülürken; diğerleri yere düşmüş şişe, bardak ve çöpleri büyük plastik torbalara doldurup kullanılmış kulaklık, battaniye ve yastıkları toparladılar. İnanılmaz seri çalışıp biz oradayken uçağı tertemiz ettiler.

Fosforlu yelekliler uçağı terk eder etmez, bir anda Matrix filminden fırlamışçasına siyah takım elbiseli ve gözlüklü gençler doluştu. Okul yıllarındaki rahmetli “Deli Doğan” hocamızın sınıfa girip “Çıkarın kağıtları, yazılı yapacağım!” demesi gibi; herkesin çantasını yanına almasını, pasaport ve biletini hazır etmesini istediler. İçimizden “Hayda!” çekip tek tek Panama yolcuları olarak Kolombiya’da kontrolden geçtik.

Ben o küçük bilet parçacığını herhalde düşürmüşüm, bulamadım. İbraz edemeyince siyah takım elbiseli görevli bir süre beni süzdü. “Yolcu listesine bakın (Look at the passenger list). Buradan geçerken merak edip uçağa biletsiz sızmış biri değilim,” dedim. Yaşıma hürmeten olsa gerek, o kıytırık bilet parçası için fazla ısrar etmedi.

Onlar çıktıktan sonra Panama’ya ve hatta İstanbul’a gidecek yeni yolcularla beraber yeni kaptan ve mürettebat geldi. Uçak; yakıt ikmali, temizliği ve hatta yeniden kontrol edilen eski yolcularıyla kalkış pistine doğru ilerledi. Kaptan Pilot Yusuf konuşurken sesindeki tedirginliği hissettim. “Bir saat on dakikaya Panama City’de oluruz,” dedi demesine ama havalandıktan 20 dakika gitmeden sesini yine duyduk: “Teknik bir sorun nedeniyle Bogota’ya geri dönüyoruz.”

Tedirgin halde geri dönerken yanımda oturan, Çin’den Panama’ya dönen Hunter’a “Ne dersin, burada inelim de birlikte otobüsle mi geçelim?” dediğimde; Panama ile Kolombiya arasında kara yolu olmadığını söyledi. Vahşi doğa koşulları yol yapmayı imkansız kılıyormuş.

Teknisyenler kokpitteki arıza sinyalini araştırdılar. Bulup tamir mi ettiler yoksa Kaptan Yusuf’u “Bir şey olmaz, böyle devam et koçum,” diye ikna mı ettiler, bilemiyorum. Ama tek gerçek şu ki; onca ikrama rağmen 24 saat uçakta kalmak bana göre çok sıkıcıydı. Allah insanı karada yaşasın diye yarattığından olsa gerek…

Sağlıcakla kalın.

Güney Amerika (1)