Cuma, 6 Kasım 2026 06.11.2026
9°C
USD 49,65
EUR 55,60
Altın 6.385
Benzin 75,00
Dizel 100,80

Arnavutluk Notları (3)

Arnavutluk Notları (3)

Durrës ve Vlorë’deki yol tabelalarında sık sık bir feribot görseline rastlarsınız. “Hayır olsun, bu neyin feribotu?” derseniz söyleyeyim: Buradan sadece üç, üç buçuk saatte İtalya’nın Lecce limanına geçebiliyorsunuz. Keza uçakla da 14-19 Euro gibi komik rakamlara İtalya’ya uçmak mümkün. Yani anlayacağınız, Arnavutlar için İtalya’ya gidip gelmek komşuya oturmaya gitmek kadar kolay. Laf aramızda, İtalya’da hatırı sayılır miktarda Arnavut mafyası olduğu da söylenir.

İtalya ile bu kadar içli dışlı olunca, ticareti de yemek kültürü de hemen kıyıya vurmuş tabii. Ülkede Conad gibi dev İtalyan marketleri var. İçeri bir giriyorsunuz; sayısız makarna çeşidi, çeşit çeşit soslar, İtalyan dondurmaları, pizzalarda kullanılan özel konserve domatesler, salçalar ve ucu bucağı görünmeyen devasa peynir reyonları… Zaten karşı kıyı İtalya olunca malı getirip satması da pek zor olmuyor. Hatta yolda yürürken yanınızdan geçen araçların plakalarının solunda İtalya’nın o meşhur “I” harfini görürseniz hiç şaşırmayın.

Arnavutluk sokaklarında en çok göreceğiniz iki tabela vardır: Biri “Gomisteri”, diğeri ise “Lavazh”. “Gomisteri” lastikçi demek; “Lavazh”ın ise fırınla ya da lavaşla hiçbir alakası yok, kendisi bayağı oto yıkamacı!

Arnavutlar arabalarına gözü gibi bakar, müthiş bir araba sevdaları vardır. Gezerken etrafınıza dikkatlice bakın, adeta bir Mercedes defilesindesinizdir! İnanın ya da inanmayın, burada insanlar gösterişli yaşamayı çok seviyor. Üzerlerinde hep marka kıyafetler görürsünüz. İçinizden “Yahu bunların durumu ne kadar iyiymiş, hepsi orijinal marka giyiniyor” diye geçirebilirsiniz. Ama işin aslı öyle değil; emin olun o insan o tişörtü, o pantolonu yılın 364 günü giyiyor! Kısacası dışarıya sundukları imaja çok dikkat ederler.

Araba tercihleri ise tartışmasız Mercedes’tir. Modelin 2004 ya da 2005 olmasının hiç önemi yoktur; “Mercedes olsun, taştan olsun” derler. İki binli yılların başından kalan modellerde bile direksiyon ısıtma, koltuk ısıtma ve soğutma gibi ne ararsanız vardır. Yani buradaki eski Mercedes’ler, bizdekilerden çok daha dolu ve konforludur. Üstelik bu “taş gibi” arabaları 3.000 – 4.000 Euro’ya satın alabiliyorsunuz.

Peki, neden arabalarına ve kıyafetlerine bu kadar özen gösteriyorlar? Felsefe şöyle: “Benim evimi, asıl yaşantımı, ne yiyip ne içtiğimi sadece yakınlarım bilir. Ama arabamı ve giysilerimi dışarıdaki herhangi bir insan görür ve beni ona göre yargılar.” İşte bu yüzden çoğunda ciddi bir zengin imajı vardır.

Gelelim başkente… Tiran, yaklaşık 600 bin nüfuslu, derli toplu ve çok güzel bir şehir. Ortasında kocaman parkları, kaliteli hizmet sunan mekânları ve oldukça hareketli, güvenli bir şehir hayatı var. Ara sokaklarda bile polislere rastlayabiliyorsunuz. İlginç bir detay: Burada kitap okuma oranı inanılmaz yüksek! Tiran, Avrupa’da en çok kitap okunan 16. şehir konumunda.

25 yıl önce yaşadığım bu şehrin bugün katettiği mesafe gerçekten inanılmaz. Müslüman’ı, Katolik’i, Ortodoks’u ve Ateist’i hiçbir problem yaşamadan, tam bir denge içinde geçinip gidiyor. İnsanları gerçekten eğitimli ve kültürlü. Ancak bu kadar medeniyetin içinde bile garip huyları var: İki şeritli yolda, tam yolun ortasına arabayı çekip giden insanlara sıkça rastlarsınız. Üstelik dörtlüleri bile yakmadan bırakıp giderler! Bu durumu burada çok kanıksamışlar, görürseniz sakın şaşırmayın.

Gelelim meşhur Arnavut mafyasına… Size %100 gerçek bir hikâye anlatayım:

Efsane futbolcu David Beckham, Mercedes’in martı kanat denilen o çok özel seri araçlarından birini satın alıyor. Dünyada sadece birkaç kişide olan bir araba… Beckham bir gün galaya gidiyor, arabayı valeye teslim ediyor. Gala dönüşü bir bakıyor ki araba yok! Yıllar geçiyor, araba şasi numarasından takip ediliyor ve nerede çıkıyor dersiniz? Tabii ki Arnavutluk’ta! Plakası, bütün resmi evrakları bir şekilde halledilip yürütülmüş. Yanlış anlaşılmasın ama kaçakçılık ve hırsızlık işlerine burada zaman zaman rastlanabiliyor.

Öte yandan, şehirde çok sayıda elektrikli araca rastlamanız da mümkün. Mercedes’in SUV modellerinden lüks Audi ve BMW’lere kadar birçok aracın üzerinde yeşil-pembe etiketler görürsünüz; bunlar şehirde elektrikli taksi olarak hizmet verirler.

Son olarak biraz da yakın tarihten bahsedelim:

Eski lider Enver Hoca’nın kızı ve damadı, babaları adına anıt bir mezar yaptırmak istiyorlar. Bunun üzerine Tiran’a devasa bir piramit inşa ettiriyorlar. İlk plan, Enver Hoca’nın naaşını buraya koymaktı fakat sonradan bu fikirden vazgeçildi. Tiran Piramidi tamamlandı ama anıt mezar olarak değil; şu an sergi alanı ve içinde kafelerin bulunduğu popüler bir kültür merkezi olarak kullanılıyor.

Piramidin hemen yanında büyük bir çan bulunur; adı Barış Çanı’dır. Enver Hoca dönemindeki uzun sıkıyönetimin ardından ülkede iç karışıklıklar ve İşkodra’da bir iç savaş çıkmıştı. Karışıklıklar bittikten sonra toplanan mermi kovanları eritildi, bu çan döküldü ve barışın simgesi olarak piramidin yanına yerleştirildi.

Sağlıcakla kalın.

Arnavutluk Notları (3)

Barış Çanı

Arnavutluk Notları (3)

Tiran Piramiti