Geçtiğimiz günlerde Hereke’de yaşanan bir sorunu haberleştirmiştim.
Sorun öyle basite alınacak bir sorun değildi.
Hereke’nin merkezinde, birçok sokakta beton elektrik direkleri neredeyse insanların kafasına düşecek haldeydi.
Hele hele bu direklerden birisi kent merkezindeki bir ilkokula oldukça yakın bir yerdeydi.
***
Betonlar dökülmüş, demirler oksitlenmiş, devrildi devrilecek…
Elbette bölgedeki duyarlı vatandaşlar biz haberimizi yapmadan çok önce gerekli yerlere başvurmuş.
Dilekçe vermiş, bazı yerlere yüz yüze görüşmüş.
Gelin görün ki yıllarca bu soruna bir çözüm bulunamamış.
***
İşte biz bu hayati öneme sahip konuyu gündem yapınca birileri nihayet harekete geçmiş.
Şimdilerde duyduğuma göre SEDAŞ yetkilileri nihayet insanların sesine kulak kabartmış.
Bölgedeki muhtarları aramaya başlayarak konuyla ilgili bilgi alıp hemen harekete geçeceklerini söylemiş.
***
Bu sorununun şakası yok.
İnsan hayatıyla, mal ve can güvenliğiyle ilgili bir sorun bu.
Elbette biz bu konuyu takip etmeye devam edeceğiz.
Umuyoruz SEDAŞ zaman kaybetmeden harekete geçer.
Çünkü bu konunun beklemeye tahammülü yok!
……………………………………………
Başkan olacak kişi Abdullah Gül olsaydı…
Kentimizde önemli bir siyasetçi…
Sohbet ediyoruz.
Haber falan yapmıyoruz.
Ama sohbetimizin merkezinde elbette referandum var.
Referandum sonrası geçilecek sistemin doğru olmadığı, tehlikeli olduğunu anlatıyor ilk olarak.
***
Sonra zamanlamasının da yanlış olduğunu söylüyor.
Ekonomik durumdan, Suriye’deki savaştan, darbe girişiminin üzerinden çok fazla zaman geçmemesinden bahsederek zamanlamanın yanlış olduğunu vurguluyor.
***
Sonra bana sorular soruyor.
Diyor ki, “Bugün başkan olacak kişi Abdullah Gül olsaydı…”
“Veya Bülent Arınç olsaydı.”
“Veya Ahmet Davutoğlu olsaydı…”
“Sence AKP’liler bugün bu sistem değişikliğini canhıraş savunur muydu?”
Ben de “Hayır savunmazdı” dedim.
Sonra bana, “İşte bu tehlikeli sistem değişikliğini sadece bir kişinin istediğini buradan anlayabiliriz” yorumunu yaptı…

