Turan Güneş ve içinde bulunduğu grup Hürriyet Partisi’ni kurarak mecliste grup oluştururlar.
Bu ayrım ve kopuşun ortaya çıkmasında; Menderes hükümeti ile grubu oluşturan isimler arasındaki demokrasiye yönelik ihtilaflar önemli yer tutar.
Bu ayrımda bardağı taşıran son damla diyebileceğimiz husus, hükümetin basına yönelik ispat hakkı kanununda diretmesidir. Hükümet, gazetecinin basın özgürlüğüne dair bu adımı atmaya yanaşmaz.
***
Ancak, parti kurulduktan sonra Başbakan Menderes, bu konuda yaşanan ayrımın yeni bir parti kurabilmek için sebep olarak kullanıldığını anlatırken “Bizim arkadaşlarımızın İspat Hakkı’na sarılmaları vesiledir” der ve “Ortada bir fikir değil mizaç ihtilafı vardır.” şeklinde konuşarak durumu kendi açısından yorumlar.
***
O yıllarda elbette internet, sosyal medya yoktur ama Hürriyet Partisi ile iktidar arasında beyanat düellosu bitmez.
Başbakan üstü kapalı olarak bu yeni hareketi sindirmek istediğini belli eder, karşı taraf bu açıklamaların cevabını vermekte gecikmez.
Hatta yeni partinin kurulma aşamasında, hükümetin kendilerine yönelik açıklamalarına Turan Güneş, dönüş yaparken şunları söyler:
“Başvekil Menderes, İspat Hakkı’nın bir bahane olduğunu söylüyor. Bunu bahane yapan kim olmuştur? İspat Hakkı teklifini getiren arkadaşlar yurt içinde ve dışında başka işlerle meşgulken, vatanın dört bucağında malum şahıslara, “İspat Hakkı Müslümanlığa aykırıdır” dedirten kimdir? Demokratik rejimin unsurlarından birini mevzuatımıza yeniden sokmak isteyenlere bütün parti kademelerini birbirine katmak ve kongreyi oldubittiye getirmek, anayasaya aykırı kanunlar çıkarmaya gitmek karşısında biz de soruyoruz: Memleketin birinci davası milletvekillerini susturmak mıdır?”
***
Hürriyet Partisi
Kurulduktan sonra Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu, genel başkanlığa seçilir. Vekil sayısı 21’e ulaşan parti, henüz ana muhalefet partisi ünvanına sahip olamasa da, herkes DP’den büyük kopuşların yaşanacağını bekler.
Yeni kurulan bu partinin meclisteki niceliği kadar, diğer siyasi partilere göre durduğu yer de tartışma konusu olur, bu zaman içinde.
***
Vatan sevgisi, idealizm gibi kavramlarla meydana gelen partiyi DP’ye göre daha az sağcı haline getirmeye çalışanlardan biri olduğunu beyan eder Güneş.
Yeni kurulmuş bir parti olsa da, içinde farklı çizgilerde duran isimler vardır.
Aslında farklı kesimleri, sınıfsal tutumları birarada tutan DP’den pek farklı değildir.
Ancak içinde o günün şartlarına göre daha radikal söylemlere sahip genç politikacılar mevcuttur.
Turan Güneş, yıllar sonra partinin belirsiz konumunu tarif ederken partiyi ‘parlamento içi siyasi bir eylem’ diye niteler:
“Eğer bugün var olsaydı, namus ve fazilet temaları üzerinde birleştiklerini sanan, birbirinden çok farklı insanların yan yana bulunduğu anlamsız bir kuruluş olurdu.”
***
Ancak bir başka partinin sinesinden koparak kurulmuş yeni oluşum olarak, partinin üyeleri değildir sadece kendilerini tanımlayan. Partinin genç ekibi partiye doğal taban kazandırmak çabası içine girerler.
Özellikle de işçi sorunlarıyla ilgilenirler.
Hatta İstanbul Üniversitesi’nde o dönem düzenlenen işçi seminerleri yasaklanınca Turan Güneş, bunu meclise taşır.
Tartışmaların yaşanmasına sebep olan konu hakkında dönemin çalışma bakanı seminerlerin komünistlerce düzenlendiğini, komünistlerin yakalarında rozet taşımadığını söylerken, Hürriyet Partisi’nin gelişemediği için işçi sınıfına dayanma niyeti taşıdığını iddia eder.
***
Turan Güneş ise bu konuşmanın ardından kürsüye gelerek bir konuşma yapar ve aslında partiyi görmek istediği çizgiyle ilgili ipuçları verir:
“Mensup olduğum partinin işçilerin sempatisini kazanmak niyetinde olduğundan bahsediyorlar. Hiç şüphe etmesin ki böyle bir arzumuz vardır. Kendileri, birtakım insanlar açken birtakım insanların arsa spekülasyonları ile zengin olmasını tercih edici bir doktrine sahip olabilirler. Bendenizin mensup olduğu grup asla ve asla bu kanaati taşımamaktadır. Birtakım insanların süründüğü yerde yine birtakım insanların haksız say ve sermaye karşılığı olmayan kazançlara sahip olmasını Hürriyet Partisi tasvip etmemektedir. Spekülasyon yoluyla karaborsa ile elde edilen kazançları sizin himayenize tevdi ediyoruz.”
***
1957 Seçimleri ve çözülüş
İktidar, basın ve muhalefet üstünde baskısını arttırmaya başlayınca, 1957 yılında muhalefet partileri bu etkiyi işbirliği yaparak aşmayı düşünürler.
Muhalif gruplar bu güç birliği adına yollar ararken iktidar ise daha erken davranıp yasal olarak bu işbirliğini zorlaştırıcı hamlelere başvurur.
CHP, HP ve CMP birbirlerini ikna edebilecek uzlaşı noktasını henüz bulamamışken, o yıl DP seçimi erkene alır.
***
Kısa zaman içinde seçime gitmek zorunda kalan partilere, tek bir listeden bu yarışa katılmanın da yolları kapanmıştır.
Böyle bir yarışın akabinde, 27 Ekim 1957 tarihinde yapılan oylamada DP, tekrardan iktidar olacak oya ve vekil sayısına ulaşır.
CHP, en güçlü muhalefet partisi olarak oyunu arttırır.
Güçlerini birleştiremeyen muhalefetin diğer iki partisi için ise sonuç vahimdir.
Hürriyet Partisi bu seçimde ancak 356 bin oy alabilmiştir.
***
Bu sonuçlarla beraber, Güneş’in partisinde erime başlar.
Maddi olanakları kısıtlı olan eski vekil ve parti yetkililerinin siyaseti bu partide sürdürebilmeleri mümkün değildir.
Memuriyetten gelenler, eski partileri DP’ye dönmeden eski memuriyetlerine de dönemezler.
Hatta DP, eski partililerine tekliflerde bulunur, partiye çağırır.
Tabii ki Güneş de ekonomik sıkıntılarla boğuşanlardandır.
Ünlü siyasetçi seçimlerden sonra partinin yaşadığı sıkıntıyı anlatırken şunları ifade eder:
“DP’ye dönsem iş kolaydı. Menderes partisinin görüntüsünü yeniden büyütmek için seçim kaybeden bütün arkadaşlarımıza çengel atıyordu.”
***
Hem partiyi ayakta tutmak adına hem de hayatını sürdürebilmek için maddi zorluklara göğüs geren politikacının kapısını çalanlar, “Etme eyleme, önceki evindeki tencere sorununu hallet” diye öğütler verirler.
Politikayı bırakıp üniversiteye dönmeyi teklif edenler de olur.
Bu teklifi ise “Milletvekili olamadı diye ayrıldı derler. Sonra yuhalarlar.” diyerek reddeder.
***
CHP’ye katılış
Son yapılan seçimin ardından, iktidar söylemlerini daha da sertleştirir. Muhalefet partileri, özellikle Hürriyet Partisi için zorluk sadece ekonomik olmaktan ibaret değildir.
Öyle serttir ki Menderes bir konuşmasında “Atatürk’e suikast yapmak isteyenlerin darağacında sallanmalarından ders alsınlar” demekten kendini alıkoymazken, İsmet İnönü bu seslenişe “İdam sehpalarının nasıl işleyeceği belli olmaz” şeklinde cevap verir.
***
Ekonomik zorlukların yanı sıra bu sert mücadele biçimi Hürriyet Partisi’ne gönül verenleri de CHP’nin doğal tabanı haline getirir, güçleri birleştirmeyi teşvik eder.
Tüm bu şartların etkisiyle parti CHP’ye katılma kararı alır.
CHP’ye katılmak için iletişim kurma görevi ise Turan Güneş’e düşer. Güneş’in gözünden katılım sürecinin ilk adımı şu şekilde anlatılıyor:
“Ben bu fikre son katılanlardan birisi oldum. Fakat bir karar verildikten sonra da uygulanması için elimden gelen türlü çabayı gösteririm. O nedenle, çoğu kez bu birleşme fikrinin benim başımın altından çıktığını söylerler. Hemen her karardan sonra, siyasal disiplin anlayışım gereği çok ön safta koştuğum için yürütülen eylemin babalığı da bana yakıştırılır. Aslında pek çok olayda olduğu gibi HP’nin CHP’ye katılması olayında da ben sonradan ortaya çıktım. Aramızda CHP ile birleşmenin zorunlu olduğu karara bağlanınca, bu konuda girişimi yapmak bana düştü. Rahmetli İsmet Paşa’nın doğum günü nedeniyle Hürriyet Partisi genel sekreteri olarak kendisine bir demet gül gönderdim. Güllere bir mektup ekledim. Mektupta kendisinin demokrasiye bağlı insanların umudu haline geldiğini kaydettim.”*
***
Güllerle başlayan bu birleşme girişimi olumlu yanıt alır.
Parti içinde bu birleşmeye direten çok az insan vardır.
Bu direten isimlerden biri de daha sonra ülke siyasetinin en meşhur politikacılarından olan Hüsamettin Cindoruk’tur.
Birleşme kararı alınsa da Güneş’e göre Demokrat Parti bu birleşmeyi engelleyebilmek adına pek çok girişimde bulunur.
Devletin resmi memurlarını dahi bu çaba uğruna kullanır.
Katılımdan önce yapılan son kongrede Çankaya kaymakamı, yine Güneş’in ifadesine göre zorluklar çıkarır.
***
Ne olursa olsun, bu birleşme gerçekleşir ve hatta CHP, parti meclisinde HP’den gelenlere yer açar.
Birleşmeden sonra, deneyimli politikacıya siyaseti bırakıp yeniden üniversiteye dönmesi konusundaki teklifler son bulmaz.
O ise yine reddeder ve reddederken şunları söyler:
“Bana bel bağlayanlara ihanet edemem. Partiyi CHP’yle birleştirdi, kendisi kaçtı derler. Açlığa tahammül ederim ama buna tahammül edemem.”
*Turan Güneş’in Siyasal Kavgaları – Akın Simav

