Salı, 30 Haziran 2026 30.06.2026
21°C
USD 46,64
EUR 53,19
Altın 6.023

Parklarımız, Duyarsızlığımız ve İçimizdeki Güzel İnsanlar

Parklarımız, Duyarsızlığımız ve İçimizdeki Güzel İnsanlar

Her sabah Sekapark’ın temiz havasında, bazen yalnız bazen de dostlarımla birlikte adımlıyorum yolları. Parkın dört bir yanında, piknik masalarının hemen iki adım ötesinde koskocaman çöp kutuları var. Gel gör ki masaların üzeri, yerler ve çimenler hep yeme içme artıklarıyla dolu. Bu manzarayı gördükçe içim sızlıyor. Bazen öfkeme yenik düşüp söylene söylene o çöpleri kendi ellerimle kutulara taşıyorum.

Mesele sadece çöp de değil; etrafımızda derin bir duyarsızlık körlüğü var. Görme engelli vatandaşlarımız için yapılmış özel yürüyüş yollarının üzerine motosikletini park eden güvenlik görevlilerini uyarmak zorunda kalıyorum çoğunlukla.

Hatta öyle anlar oluyor ki insanın insanlığından şüphe edesi geliyor: Çerez kabuklarını ve çöplerini denize savuran, oturdukları piknik masalarını yerinden söken bir güruh… Sonra ne mi yapıyorlar? O ağır masaları götürüp, görme engelli yolunun tam üzerine bırakıp arsızca uzaklaşıyorlar. 78 yaşındaki yürüyüş arkadaşımla birlikte, o engelli yolunda yeni sakatlıklara ve kazalara davetiye çıkarılmasın diye, o masaları büyük bir güçlükle kaldırıp kenara taşıyoruz.

Kuruyan Söğüt Ağacı ve Doğa Bilinci

Uzun yıllardır bu parkta yürüdüğüm için, buranın yaşayan bir organizma olduğunu çok iyi bilirim. Ağacını, çiçeğini, hatta yumurtadan yeni çıkmış bir ördeğin her gün eksilen yavrularını bile takip ederim.

Ağa Deresi’nin tam denize ulaştığı noktada, karşılıklı iki yakada birer salkım söğüt vardı. Zamanla o söğütlerden biri kurudu. Önce budadılar, bir süre öylece kaldı; sonra bir de baktık ki birilerinin şöminesinedir ya da sobasınadır, odun olup gitmiş… O güzelim ağacın yok oluşu içimi çok acıtmıştı.

Ancak geçenlerde, tam da o salkım söğüdün kuruduğu yerde mucizevi bir şey fark ettik. İki yeni söğüt fidanı topraktan fışkırmış, yaklaşık bir metre boya ulaşmıştı. Yol arkadaşım Oğuz Abi, o fidanları bir mühendisin diktiğini; her gün bıkmadan, usanmadan gelip su taşıyarak suladığını söyledi. Parkurun sonuna kadar gidip geri döndüğümüzde, bahsi geçen o güzel adamı ellerinde su bidonlarıyla fidanların başında gördük.

Dünyayı Güzelleştiren Sessiz Kahramanlar

Yanına gidip içtenlikle teşekkür ettim. İçimden gidip ona sıkı sıkı sarılmak, kucaklamak geldi.

Bir tarafta eriklerin, ıhlamurların, manolyaların ve güllerin dalını budağını hoyratça kıranlar; diğer tarafta ise kurumuş bir ağacın yasını tutup, yerine yenisini yeşertmek için su taşıyanlar…

Ne diyebilirim ki? Çok şükür; dünyayı güzelleştirmek için sessizce emek veren böyle güzel insanlar hâlâ var.

Sağlıcakla kalın.

Haber Yorumları:

Yorum yazın

Kocaeli Çınar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin