Kremlin’de Kimse Yoksa…
Gezmek güzel şey ama Moskova’yı gezmek, insanı bir anda devasa bir tarih ve nüfus simülasyonunun içine fırlatıyor. Şöyle bir etrafıma bakıyorum; yüzölçümü olarak Singapur’u üçe katlayan, 13 milyon yerlisi ve bir o kadar da eski Sovyet cumhuriyetlerinden gelen göçmeniyle koca bir “ülke-şehir” burası.
Tabii bir de Rusya’nın kültür başkenti St. Petersburg var ki 6 milyon nüfusuyla, 27 Mayıs’taki kuruluş yıl dönümünü kutlamaya hazırlanırken Moskova’ya uzaktan göz kırpıyor. Neyse, bizim istikametimiz Eylül ayında 870. yaşını kutlayacak olan ihtiyar delikanlı Moskova!
Ahşap Kulübeden Dünya Yönetmeye: Kremlin Hikâyesi
Her şey 12. yüzyılda, adını aldığı nehrin kenarında küçük, mütevazı bir ahşap kale olarak başlamış. Hani o televizyonlarda kasıla kasıla izlediğimiz Kremlin var ya; işte o ilk kale tam dört kez yıkılıp yeniden yapılmış.
Bugün burası Moskova’nın kalbi, yönetimin merkezi. Ama küçük bir detay var: Orada aslında kimse yaşamıyor! Yani sanılanın aksine Vladimir Putin sabahları Kremlin’deki yatağından kalkıp bornozla kahve içmeye gitmiyor. Devlet erkânı şehrin dışındaki Novo-Ogaryovo bölgesinde ikamet ediyor. Putin Beyefendi buraya sadece yabancı misafir ağırlayacağı zaman veya resmi ofis çalışmaları için uğruyor. Anlayacağınız Kremlin, bir nevi devletin “misafir odası”.
Deniz Seviyesine Sitem, İnşaata Selam!
Şimdi bırakalım Kremlin’i de Moskova’yı genel olarak gözümüzde canlandıralım: Dünyanın en büyük metropollerinden biri, ihtişamlı binalar ve bitmek bilmeyen bir hareketlilik…
Peki, bu devasa şehrin “zirvesi” neresi dersiniz? Tabii ki o meşhur devlet üniversitesinin de konuşlandığı, şehre tepeden bakan o malum bölge (Serçeler Tepesi).
Ancak Moskova standartlarında “zirve” dediğimiz yer bile coğrafyaya biraz sitemkâr; deniz seviyesinden topu topu 220 metre yüksekteyiz. Yani “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar” türküsünü burada söyleseniz, coğrafya öğretmeninizden geçer not alamazsınız. Deniz seviyesini baz alırsak, Moskova’da öyle pek de havalara uçacak bir yükseklik bulamıyoruz anlayacağınız.
Fakat asıl mesele yükseklik de değil. Şehrin neresine giderseniz gidin, hangi tepesine çıkarsanız çıkın, gözünüzü kaçıramayacağınız tek bir gerçek var: Bitmeyen o büyük tamirat!
Hiç Bitmeyen Bir Bilgisayar Programı Gibi
Moskova şu sıralar (aslında her sıralar) adeta devasa bir şantiye alanı. Kafanızı ne yöne çevirseniz bir inşaat faaliyeti, bir yol onarımı, bir restorasyon vinci size el sallıyor. Şehir sanki yüzyıllardır bir türlü “Tamam, işte şimdi bitti!” diyememiş gibi. Moskova’da yaşamak; sürekli güncellenen, her sabah yeni bir yaması çıkan bir bilgisayar programının içinde yaşamak gibi bir şey.
Önemli bir parantez: Haklarını yemeyelim; onca büyük inşaat ve yenileme çalışması, muazzam bir tertip, düzen ve iş güvenliği öncelenerek titizlikle ilerliyor.
Sağlıcakla kalın.

