Pazartesi, 21 Eylül 2026 21.09.2026
24°C
USD 48,70
EUR 55,90
Altın 6.815
Benzin 80,70
Dizel 96,60

Rusya (4)

Rusya (4)

Moskova’da Altına Hücum

Müjde Katedrali’nin Bizimkilere Verdiği “Müjde”

Bazı dostlarım çoktan fark etmiştir ama kendimle ilgili bir özelliği burada ilk kez ifşa edeyim: Çok iyi bir gözlemciyimdir. Aslında bu durum, uzun yıllardır devam eden bir nevi “özel sektör profesyonel yönetici hastalığı”. Tesisin içinde gezerken üretimi aksatacak, sıkıntı çıkaracak kritik bölgeleri ve çalışanları kontrol eder; ileride ihtiyaç duyulabilecek yedeklemeleri, hazırlıkları yapardım. Dolayısıyla nerede ne var, çok iyi bilirdim.

İşte bu mesleki deformasyon, beni etrafa boş gözlerle bakmak yerine dikkatli bir gözlemci yaptı.

Gelelim seyahatimize…

Çarlık dönemi, Ekim Devrimi, Sovyetler Birliği, dünya savaşları derken –ki sadece İkinci Dünya Savaşı’nda askeri ve sivil olmak üzere 27 milyon insanını kaybetmiş– bugün Avrupa’nın tamamından büyük topraklara hükmeden kadim bir ulustan bahsediyoruz: Rusya.

Yıllar yıllar önce yaptığım ilk kısa iş gezisinden aklımda Moskova’nın dondurucu soğuğundan başka bir şey kalmamıştı. Fakat bu seferki farklıydı; gezenti ruhumun arzusunu gidermek, biraz daha kültür ve sanatla iç içe olmak istedim.

Bu yazımda da hazır o eski yönetici radarlarım açıkken, gezi esnasında karşılaştığım “yurdum insanı” manzaralarını anlatayım istedim.

Kızıl Meydan’ın içini dışını didik didik gezdik; basmadığımız taş, fotoğraflamadığımız bir santimetrekare bile kalmadı.

Notlarıma bakarak şu meşhur katedral, kilise ve şapelleri size de aktarayım:

Kremlin kompleksinin hemen dışında yer alan ve o ikonik, renkli kubbeleriyle sıkça Kremlin’le karıştırılan Aziz Basil Katedrali ilk durağımızdı.

Bunun dışında Katedral Meydanı’nı süsleyen diğer tarihi ibadethaneleri de es geçmedik tabii:

• On İki Havari Kilisesi ve Azize Meryem’in Kaftanı Kilisesi

• Başmelek Mikail Katedrali (Archangel Cathedral): Korkunç İvan dahil olmak üzere Rus çarlarının ve prenslerinin mezarlarının bulunduğu o tarihi yapı.

• Müjde Katedrali (Annunciation Cathedral): Çar ailesinin özel şapeli olarak kullanılan, diğerlerine göre daha küçük ölçekli ama dokuz adet göz alıcı altın kubbesiyle dikkat çeken bir yer.

İşte ne olduysa tam bu Müjde Katedrali’nin önünde oldu!

Rehberimiz, bu kubbelerin üzerindeki altın kaplamaların sert hava koşulları ve fırtınalar nedeniyle zamanla aşınarak minik parçacıklar halinde bahçeye saçıldığından bahsetti.

Rehberin ağzından “altın” kelimesi çıktığı anda, bizim grupta kültür turizminin tadı da tuzu da kaçtı!

O saniyede Kızıl Meydan’da bir “Vahşi Batı” esintisi esti ve “Altına Hücum” başladı.

Birkaç dakika önce kültür sanat gurmesi gibi gezinen, entel tavırlı, egosu yüksek memleket insanımın o hallerini görmeliydiniz…

Kimi dizlerini kırmış, kimi belden eğilmiş, herkes zemindeki parke taşlarının arasındaki çamura yapışmış minik parıltıları ayıklıyordu.

Parmak ucuyla buraları kurcalayanlar mı istersiniz, çamurdan altın parçası çıkarmak için tükenmez kalemini kazma kürek gibi kullananlar mı…

O anki manzara karşısında bıyık altından gülümsemekten kendimi alamadım.

Ne diyelim, Müjde Katedrali bizimkilere zenginliği gerçekten de müjdelemişti bir kere!

Sağlıcakla kalın.

9 Yorum

  1. Aziz Nesin Fıkrası gibi geldi.
    Altına hücum kısmı
    Çok güldüm.
    İyi geldi.
    Yine Seninle geziyoruz.
    Merakla izliyorum.
    Hoşça kal.

  2. Ha ha haa altın para oldu mu sanat kültür bitiyor Altına hücum 😁Rehberde kabahat onu demicekti 😁

  3. Güzel bir gezi ve anılar…Ya o altın arama kısmı rezillik. Sorsan ahlak , görgü dersi verirler