Akıllı Telefon Çağında Bir Aşkın Anatomisi
Aylak bir günün getirdiği tatlı rehavetle, canım şöyle kallavi bir kahve çekti. Adım başı biten, her köşeyi kaplayan o modern kahve zincirlerinden birine attım kendimi. Caddeye bakan, önü açık, kare bir masaya yerleştim. Amacım hem geleni geçeni izlemek hem de az önce gittiğim imza gününden çiçeği burnunda kitabın ön kapağını, arka kapağını, önsözünü şöyle bir evirip çevirmekti.
Ancak hayatın bana küçük bir sürprizi vardı.
Hemen yan masamda, dünyayla bağını koparmış, telefonunun ekranına dikkat kesilmiş bir genç kadın, parmaklarıyla seri mesajlar yazıyordu.
Derken masada bir hareketlenme oldu.
Kadraja, göbeği açık, dövmeli, adeta fırtına koparan bir başka genç kız dâhil oldu.
Ama ne fırtına!
Feryat figan, gözyaşı, isyan…
Elimdeki kitabı okuyor gibi yapıp, kulaklarımı yan masanın frekansına ayarladım. Ne de olsa memleket insanının derdi, benim gibi hikâye avcılarının da ham maddesiydi.
Meğer bizim dövmeli kızın dünyası başına yıkılmış.
Neden mi?
Tam on altı aydır devam eden bir birlikteliği genç adam, o “büyük aşkı”, bir kısa mesajla ilişkiyi bitirdiğini beyan etmiş!
Hani şu her iki yöne de açılan bazı mekân kapıları vardır ya; çarptı mı adamı sersemletir.
Kızcağız tam olarak o şoku yaşıyordu.
İşin içine bir de çocuğun Körfez’deki annesinin evi girince, coğrafi referanslarla süslü öyle bir küfür senfonisi başladı ki, sormayın.
İtiraf edeyim, hayatımda bir genç kızın ağzından bu denli “yaratıcı” ve sert küfürleri ilk defa duyuyordum.
Kelimeler havada uçuşurken, ayrılık acısının yarattığı o absürt intikam planı da gecikmedi:
“Eve gideceğim!
Müziğin sesini sonuna kadar açıp, şarkıları bağıra çağıra söyleyeceğim.
Balon kadehten kırmızı şarabımı yudumlarken, o haini unutana kadar dans edeceğim!”
İşte modern zaman trajedisi…
Bir yanda on altı aylık emeği bir saniyede silen bir kısa mesaj, diğer yanda şarap, dans ve yüksek volümlü müzikle harmanlanmış bir “hızlıca unutma” ritüeli.
Önümüzdeki Cumartesi günü Aydili Sanat Derneği şiir işliği için bir ödev teslim etmem gerekiyordu ve ben harıl harıl ne yazacağımı düşünüyordum.
Bu dramatik finalli, bol öfkeli, biraz da dijital aşk öyküsünü görünce “Tamam,” dedim, “malzeme ayağıma geldi.”
Ne diyelim…
İlhamın nereden geleceği belli olmuyor.
Teşekkürler yan masa, şiirim sayende kurtuldu!
⬇️
anasının körfezine kadar yolu var şimdi
tam içeri girmeye hazırlanırken
yüzüne bir kapının çarpılması gibi ani
modern usulde ayrılmış
kısa bir mesajla
tamamen beklenmedik tam bir saçmalık
kendini kandırmamıştı aşık bile değildi
unuturdu hatta yaza kadar
yine de insanı dehşete düşüren tam bir şok bu
eve gidince biraz şarap içip ağlar belki
sarhoş bir şekilde dans eder sonra
lisedeyken dans etmeyi çok severdi
belki o mutluluktan küçük bir kırıntı yakalar
bundan sonrası ne beni ne de sizi alakadar eder
nasılsa anasının körfezine kadar yolu var
Nöbetçigil
Sağlıcakla kalın



Evet kızların küfür edebiyatı erkekleri solladı.
Yolda yürürken herkes şahit olmuştur