5 Haziran Dünya Çevre Günü, “Vallahi ben sizden korktum!” başlıklı bir köşe yazısı yazmıştım.
Köşemde, Karamürsel’de yapılması düşünülen Rüzgar Enerji Santrali Projesi koşunundaki gelişmeleri anlatmıştım.
Konu şuydu; geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Karamürsel’de Senaiye Köyü başta olmak üzere 4 köyün ormanlarını içine alan 12 türbinlik RES projesi için Kocaeli Valiliği İl Çevre Müdürlüğü “ÇED gerekli değildir” kararı vermiş bu karar sonrası Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği (KEYAD) ve yöre halkından 5 kişi bu karara karşı yürütmeyi durdurma davası açmıştı.
***
İtirazın gerekçeleri ÇED’in yapılmaması, Samanlı Dağlarında binlerce ağacın kesilecek olması, tarım alanlarının etkilenecek olması, göçmen kuşların göç yolunda bulunması, bölgedeki endemik bitki türlerinin etkilenecek olması vs iddialarıydı.
Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verince şirket durmadı.
Hemen bir plan tadilatı yaparak yeniden Valiliğe başvurdu.
Sayı düşürüldü, kapasite yükseltildi.
Plan tadilatının içine yeni yeni belgeler eklendi.
***
Bu proje için de “ÇED gerekli değildir” kararı verildi.
Yeni gelişme karşısında da çevreciler ve vatandaşlar yeniden mahkemenin yolunu tuttu.
Tam bunlar yaşanırken ilk mahkeme başvurusunun nihai sonucu geldi.
Kararda, “Dava konusu işlemin iptaline” yazıyordu.
***
Ama artık bu kararın önemi kalmamıştı; çünkü proje değişmiş ve yeni bir süreç başlamıştı.
Tüm bunlar yaşanırken, Ruzen Elektrik firması çoktan çalışmalara başlamıştı bile.
Yapılan imar değişiklikleri sonrası Ruzen Elektrik yasal süreyi beklemeden inşaata da başladı.
Bugün duyduğumuza göre Karamürsel Belediyesi kanun gereği inşaatı
mühürlemek durumunda kalmış.
***
Tahmin ediyorum Ruzen Elektrik önümüzdeki günlerde bu ruhsatı da alacaklardır.
Burada bir sıkıntı yaşamazlar.
Ama süren mahkeme ne olacak diye soracaksınız.
Anladığım kadarıyla firmanın böyle derdi yok.
Böyle bir kaygısı yok.
Yoksa bir mahkeme süreci devam ederken neden böyle bir yatırım yapsınlar ki!
***
Bakın bugünlerde İzmit Körfezi’ni öldüren müsilaj konusunu konuşuyoruz.
Neden bu hale geldik, neyi eksik yaptık diye tartışıyoruz.
Niye bu kadar geç kaldık diye ahlanıp vahlanıyoruz.
Ama diğer taraftan hukuksal süreçler tamamlanmadan, ÇED yapmadan, insanları ikna etmeden başlanan RES projesine engel olamıyoruz.
Yazıktır bu şehre.
***
Kandıra’da yapılan RES’lerde de aynı şeyleri yaşadık.
ÇED yapılmadan, kamulaştırma yapılmadan projeye başlandı.
İşler sonrasında kılıfına uydurulmak zorunda kaldı.
Kuzey Marmara Yolunu yapan firma da aynı şeyleri yaptı.
İzmit Körfezi’ne yapılan limanlar konusu da böyle oldu.
Bu projeleri yapan tüm firmalar Kocaeli’deki yetkili kurumları kale falan almadı.
***
Adamlar işi çözmüş…
Zaman zaman bunu açık açık söyleyen firma sahipleri bile oldu.
“Biz Ankara’ya bağlıyız” dedi.
İşte benim tahminim Ruzen Elektrik de aynı şekilde.
Güçlerini Ankara’dan alıyorlar.
Bir kentte işler böyle yürürse; denizimiz de kirlenir, ormanlarımız da kesilir, sularımız da kurur, doğamız tahrip olur.
Biz de sonrasında ahlanıp vahlanmaya devam ederiz.

