Bu pazar, fotoğraf sanatçısı kıymetli Prof. Dr. Salih Topçu hocamla bir araya gelip deklanşör sesleri arasında koyu bir sohbete daldık. Konumuz ise son yılların en büyük görsel dönüşümü: Fotoğrafın o sarsılmaz “yatay” tahtından inip “ayağa kalkışı.”
Eskiden fotoğraf tutkunları için yatay kadrajın yeri hep başkaydı. Öyle ki, yatay çekilmemiş bir kare; kalitesiyle parmak ısırtan bir baklavanın üzerine, kıvamı tutmamış şerbet dökülmesi gibi bir tat bırakırdı dimağlarda. “Dikey fotoğraf” dendi mi, anlatılacak olaydan yansıtılacak duyguya kadar katı kıstaslar, sarsılmaz kurallar hemen devreye girerdi. Dikey kadraj, sadece belirli kompozisyonların hakkı sayılan bir “istisnaydı.”
Peki, neden bu kadar “yataycıyız?”
Aslında bu estetik algımızın kökleri çok derine, beyaz perdeye dayanıyor. Sinema perdesi de televizyon ekranı da hep yataydı. Gözlerimiz dünyayı bir dikdörtgenin içinden, geniş açıyla izlemeye alıştı yıllarca. Yatay olan bize her zaman daha kapsayıcı, daha “panoramik” ve doğal gelmişti.
Derken zaman hızla aktı ve cep telefonları hayatımızın tam merkezine yerleşti. Televizyon ekranının aksine, avucumuza aldığımızda “dik” duran bir teknoloji aparatı bu… Beraberinde hızla gelişen sosyal medya kültürüyle birlikte, sadece fotoğraflar değil, klipler ve videolar da yavaş yavaş “dikleşmeye” başladı. Artık dünyayı parmağımızla yukarı kaydırırken dikey karelerle selamlıyoruz.
Alışkanlıklar Değişiyor, Bakışlar Dönüşüyor
Yaygın kullanım, her zaman olduğu gibi önceki tercihleri ve o tercihlerin yarattığı değerleri de dönüştürüyor. Artık yeni bir alışkanlık, yeni bir “trend” hüküm sürüyor. En büyük acılara bile zamanla alışan biz insanoğlu, fotoğrafın ayağa kalkmasına mı alışmayacağız? Kuşkusuz alışıyoruz. Gözlerimiz dikey kadrajdaki o dar ama derin akışa uyum sağlıyor.
Ancak burada asıl mesele sadece kadrajın yönü değil; bakışın derinliği. İster yatay olsun ister dikey, yeter ki Platon’un “Mağara Alegorisi”ndeki o zincirlenmiş adamlar gibi kalmayalım. Sadece önümüze yansıtılan gölgelerle yetinmeyip, o çerçevenin içindeki hakikatin peşine düşelim.
Küçük Bir Not:
Bu yazıya eşlik eden kareleri size hem yatay hem de dikey formatta sunuyorum. Bu fotoğraflara bir tablet veya bilgisayar ekranından baktığınızdaki beğeni kriteriniz ile cep telefonu ekranından baktığınızdaki hissinizin muhtemelen farklı olacağını düşünüyorum.
Bakalım sizin tercihiniz hangi “açıdan” yana olacak?
Sağlıcakla kalın.







Doğru açıdan yana 😉
Konu açıkca anlatıldığında bakış açımız değişiyor.
Bu makaleden sonra dikey diyorum.
Bir bakışta derinliği görebilmek…