Amerikan ve dünya edebiyatının en parlak isimlerinden biri olan Jack London, gerek hayatı gerekse eserleriyle Amerikalı çoğu yazardan farklı bir konuma sahip.
Onu farklı yapan temel unsurlar sadece yeteneği ve hayal gücü değil. Sosyal ve toplumsal duyarlılığı ile ideolojik duruşu da London’ı Amerikan edebiyatında farklı ve özel bir yere konumlandırıyor.
Yazarlıktan yüksek gelir elde eden Amerikalıların ilklerinden olan Jack london, aynı zamanda dünya ticari dergi romanının da öncülerindendir. London, yaşadığı dönemde hem büyük bir popülerliğe ulaşmış hem de yüksek gelir elde etmeyi başarmıştır.
***
1876 yılında Kaliforniya eyaletinin San Francisco şehrinde dünyaya gelen Jack London’ın annesi müzik öğretmeni olan Flora Wellman’dır, babasının kimliği ise kesin olarak bilinmemektedir. Jack henüz sekiz aylıkken annesi Amerikan İç Savaşı gazisi John London ile evlenmiştir. Jack London bu tarihten itibaren gerçek bir baba sevgisine kavuşmuştur.
London, 1889 yılında Hickmott konserve fabrikasında 12-18 saat çalışmaya başlamıştır. Bu ağır iş koşulları işçi sınıfının yaşadığı zorlu hayatı ilk elden deneyimlemesini sağlamıştır. Bir dönem istiridye korsanı olan London, bir süre sonra taraf değiştirerek Kaliforniya Balık Devriyesi’ne üye olur.
***
1893 yılında Japonya’ya gitmek için Sophia Sutherland adlı uskunaya tayfa olarak yazılır. London, bu yıllarda gezgin ve maceraperest yönüyle ön plana çıkmaktadır. Ülkesine döndüğünde bir hint keneviri fabrikasında ve bir elektrik santralinde çalıştıktan sonra serserilik yaşantısına başlar. Serseriliği nedeniyle 1894 yılında 30 gün hapis yatar. Hapishane günleri de edebi ve ideolojik duruşunun ortaya çıkmasında etkili olmuştur.
Denizcilik ve serserilik deneyimlerinin ardından Oakland’a döner. Berkeley Üniversitesi’ne girmek için çok çabalar. Sonunda başarır ancak maddi zorluklar yüzünden 1897’de okulu bırakmak zorunda kalır.
***
1897 yılında Klondike Altın Avına katılır. Klondike dönemi Jack London’ın sağlığına pek iyi gelmese de ilk başarılı öykülerini burada yazmıştır.
Giderek ideolojik çizgisi netleşen ve sosyalizmi benimseyen London, 1898’de Oakland’a döndüğünde yazdıklarını yayımlatmak için girişimlere başlar. Yayımlanan ilk öyküsü Yoldaki Adam, Jack London’ın profesyonel yazarlık kariyerinin de başlangıcıdır.
***
İlk evliliğini 1900’de Bess Maddern ile yapmıştır. Bu evlilikten Joan ve Bessie adında iki çocuğu olmuştur. 1904 yılında Maddern’den boşanan London, 1905’te Charmian Kittredge ile evlenir.
1910 yılında Glen Ellen’da bir çiftlik satın alır. Hayatının geri kalan kısmını burada geçirir. 22 Kasım 1916’da çiftliğinde hayatını kaybeder.
Martin Eden, Demir Ökçe, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş gibi eserleriyle dünya edebiyatına damga vuran Jack London; kapitalizmin kalesi olan ABD’den çıkan büyük bir sosyalist yazar olması itibariyle de son derece dikkat çekicidir.
***
Jack London eserlerinde çoğunlukla işçi sınıfının sorunları, gelir eşitsizliği, açlık, yoksulluk, adaletsizlik, sınıf çatışması ve kapitalizmin yıkıcı etkileri gibi konuları ele alır.
Yazar, 1902 yılında Güneş Batmayan Ülke denilen Büyük Britanya’nın başkenti Londra’nın doğu yakasına gider. İşsiz bir gemici kılığına girerek dönemin şartlarını inceler. Halk yoksulluk ve sefalet içindedir. Büyük Britanya’nın altın çağını yaşadığı bu dönemde Londra’nın doğu yakasında büyük bir yoksulluk hakimdir. London’ın ölümsüz eseri Uçurum İnsanları, dönemin Londra’sındaki halkın hayat koşullarını anlatan değerli bir kaynak özelliği taşımaktadır.
Jack London’ın kitapları sosyal ve toplumsal zeminiyle sadece edebi bir eser niteliğine değil, aynı zamanda tarihi bir belge niteliğine de sahiptir; belgesel tadındadır.

