Dünya uzun zamandır tek kutuplu bir dünya düzenine teslim olmuştu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ABD tek ve mutlak bir süper güç olarak tüm dünyada dilediği gibi hamleler yaptı. Amerikan karşıtlığına zemin oluşturan bu hamleler çoğu zaman büyük tepkilere neden olsa da ABD’yi durduracak bir güç yoktu. Ancak bu durum artık değişmiş görünüyor.
Aradan geçen zamanda Rusya toparlandı ve artık ABD’nin küresel politikalarına karşı sessiz kalmıyor. Çin ise ABD için Rusya’dan daha büyük bir tehdit. Hem ekonomik olarak hem de askeri olarak durdurulamaz bir şekilde güçlenen Çin’in, yakın bir gelecekte ABD’nin elinden ‘’süper güç’’ ünvanını alacağı kesin gibi. ABD siyasi ve ekonomik olarak pek parlak günler geçirmiyor. Bu şartlar altında, karşında yükselen bloka nasıl karşı koyacağı soru işareti.
***
ABD-AB ve İsrail öncülüğündeki Atlantik Cephesi’nin karşısında çok ciddi bir güç var. Rusya-Çin ve İran öncülüğündeki Avrasya Cephesi. Üstelik de bu cephe müttefik sayısını giderek arttırıyor. Küresel siyasette Atlantik zemin kaybederken Avrasya güçleniyor.
Atlantik Cephesi’nin zayıf noktası adının emperyalizm, işgal ve sömürü ile anılması. Avrasya Cephesi’nin zayıf noktası ise rejimlerinin otoriter, despot, baskıcı ve antidemokratik uygulamalarla anılması.
Dünya, bu iki blokun savaş alanı ve bu savaş uzun bir süredir Orta Doğu’da, Suriye’de cereyan ediyor. ABD ve Atlantik Bloku’nun devirmeye çalıştığı Esad Rejimi’ni Rusya ve İran öncülüğündeki Avrasya Bloku ayakta tutuyor. Simdilerde ise bu savaşa yeni bir cephe daha eklendi: Ukrayna.
***
Coğrafyamız tarihi bir dönemden geçiyor. Ortalık toz duman. Böyle dönemler sancılıdır. Kafalar karışır. Zihinler bulanır. Karışıklık sadece ülkelere değil, zihinlere de yayılır. Böyle zamanlarda uygulanacak dış politika ülke çıkarları için hayati önem teşkil eder. Gelecek, yeni ittifaklara ve yeni düzene göre şekillenir.
İki kutuplu dünya düzeninde iki tarafta hem mevcut kazanımlarını koruma hem de egemenlik sahasını genişletme politikası uyguluyor. Ukrayna’da yaşananları da bu şekilde ele almak mümkün.
***
NATO, Rusya’yı büyük ölçüde kuşatmış durumda. Ukrayna’da da hakim olursa Rusya’nın bütün nefes borularını tıkamış olacak. Rusya’nın Ukrayna konusunda bu kadar sert olmasının nedeni bu. Hem tarihsel egemenlik sahasını kaybetmek istemiyor hem de NATO tarafından iyice köşeye sıkıştırılmaktan kaçınıyor.
Ukrayna kendi iç dinamikleri açısından hassas dengelere sahip. Rusya yanlıları ile Batı yanlılarının arasında çok uzun zamandır süregelen gerginlikler var. Hal böyle olunca ülke iç karışıklıklara da dış müdahalelere de açık hale geliyor. Emperyalizm böyle iklimleri sever, Batı emperyalizmi de Rus emperyalizmi de.
***
Bu tür olayların demokrasisi zayıf olan ülkelerde meydana gelmesi tesadüf değildir. Demokrasinin kurumsallaşmadığı ülkelerde sosyal-siyasi kutuplaşma vardır. Küçük bir kıvılcım, büyük bir yangına dönüşebilir. Böyle ülkeleri çeşitli kışkırtmalarla kaosa sürüklemek emperyalistlerin sıklıkla uyguladığı bir yöntemdir.
Sağlam temeller üzerine kurulu bir demokrasi, güçlü ekonomiyi; güçlü ekonomi, kalkınmayı; kalkınma da toplumsal refahı egemen kılar. Refah içinde yaşayan bir toplumu hiçbir emperyalist kışkırtma birbirine düşüremez.

