Değerli hocam Prof. Dr. Salih Topçu ile dün öğle yemeği arasında, hastanedeki ofisinde çay eşliğinde sohbet ettik. Bu defa konumuz “Doğru sabit midir?” sorusuydu. Öyle güzel izah etti ki sizlerle paylaşmasam olmazdı.
Doğru, Bir Kabul ile Başlar
Güneş bile her gün ufukta biraz daha farklı bir noktadan doğarken insana evrensel ve değişmez tek bir doğruyu dayatmak ne kadar doğrudur? Bugünkü sorum tam olarak bu…
Bu soruyu sorarken elbette evrenin tek bir merkezi olmadığını, Samanyolu Galaksisi’nde Güneş’in bile merkezde yer almadığını biliyorum. Ancak karmaşık sistemleri daha anlaşılır kılmak için her yapıyı kendi içinde değerlendirebilir, konuyu basitleştirebiliriz. Örneğin; Güneş’i sadece kendi sistemi içinde, etrafındaki gezegenlerle birlikte merkezde ve sabit kabul edebiliriz.
Benzer bir kabulü yeryüzünde “insan” için de yapabiliriz. Yaşanan her olayda ve her gelişmede insanı merkeze koyarak yorumlarda bulunabiliriz. Elbette bu da zihinsel bir kabulden ibarettir.
İşte bu kabul çerçevesinde baktığımızda; nasıl ki yeryüzündeki bir insan için Güneş her gün hafifçe değişen bir noktadan doğuyorsa, toplumsal kültürün ve ahlakın “doğru” kabul ettiği koordinatlar da zamanla kayar ve değişir.
Dünün mutlak doğrusu, bugünün yanlışına dönüşebilir. Çünkü doğrular sabit birer yıldız değil; zamana ve insana göre biçimlenen dinamik pusulalardır.
Yeni yazdığım şiirimle yazımı tamamlıyorum.
Çelişki
Dünyanın harcını kararken mimar
Sevgiyle dolmuş iki kabı yan yana tutmadı hiç.
Eksiltmeyi adalet saydı mutlak terazi,
Bir taşana hep boş bir sürahi verdi.
İki gündüzü aynı göğe sığdırmaktan korktu da
Gündüzün adımlarına geceyi pranga yaptı.
Ama hakkını yememeli bu kusursuz tasarımın;
Karanlığı kör bırakmadı,
Onu da dolunayla ödüllendirdi.
En zifiri karanlık bile
Kendi takviminin on dördünde
Güneşin taklitçisi bir ışıkla avunur.
Bu uyumlu çelişkinin tam ortasında,
Geceye dolanmış gündüz gibi
Tamamlanmayı bekleyen iki yarım…
Mesut Nöbetçigil
Sağlıcakla kalın.

