İnsanın beş yıl sonra nerede olacağını kestirmek aslında sanıldığı kadar zor değil. Hayatın basit ama sarsılmaz bir denklemi vardır: Çevreniz neyse, siz de osunuz. Kimlerle vakit geçiriyor, nelerden bahsediyor ve vaktinizi hangi değerler etrafında tüketiyorsanız; geleceğiniz de o karelerin toplamından ibaret olacaktır.
Eğer bugün konuştuklarınızı, tartıştığınız konuları ve kurduğunuz cümleleri somut birer veri olarak kağıda döksek, karşımıza çıkacak olan tablo aslında sizin beş yıl sonraki aynanızdır. Ancak mesele sadece dilde değil, eylemdedir.
Sık sık dile getirdiğim bir iddiam var:
“Bana son üç aylık kredi kartı ekstrenizi verin, size kim olduğunuzu söyleyeyim.”
Bu bir abartı değil, bir yaşam gerçeğidir. Çünkü “harcamak” dediğimiz eylem, aslında hayatımızdan neleri eksilttiğimizin ve neleri biriktirdiğimizin bir göstergesidir. Binbir emekle çalışıyor, ter döküyor ve bir kazanç elde ediyorsunuz. Sonra bu kazancı bir yöne doğru akıtıyorsunuz. İşte o parayı akıttığınız mecra, aslında hayatınızı feda ettiğiniz yerdir.
Unutmayın ki; bugün nereye yatırım yapıyorsanız, yarın oradan besleneceksiniz. Paranızın ve zamanınızın aktığı yer, gelecekte size geri dönecek olan kaderinizdir. Hayatınızı neye “harcadığınıza” dikkat edin; çünkü harcadığınız şey, aslında ömrünüzün ta kendisidir.
Sağlıcakla kalın
Aydili Şiir İşliği’nden şiir yoldaşım Gülgün Çankaya’nın şiirini bırakıyorum:
geciken yaz
sisli puslu bir kıyı
boş sandal ve martılar
ıhlamur kokusu da olmasa
hazirana kim inanır
kedilere kim anlatır
kim indirir çatılardan
sincaplar kirpiler
nasıl uyanır kış uykusundan
açsa güneş uçsa kuşlar
sevinse göğün puslu kıyısı
g. çankaya

