Cuma, 25 Eylül 2026 25.09.2026
3°C
USD 48,85
EUR 55,59
Altın 6.722
Benzin 80,80
Dizel 93,80

Güney Amerika (12)

Güney Amerika (12)

Machu Picchu Yolculuğu

Machu Picchu’ya gitmek heyecan vericiydi. Cusco’daki otelimizde çantalarımızı toplayıp resepsiyona bıraktık; erkenden kahvaltımızı yapıp otobüsteki yerlerimizi aldık. Buradakilerin “Kutsal Yol” dedikleri, Ant Dağları’nın geçit verdiği bir rotadayız. Bir yanımızda gürül gürül akan Urubamba Irmağı, adeta coşkuyla akıyor. İçimden, “Burada rafting ne kadar heyecanlı olur,” diye geçiyor.

Manzara inanılmaz; yüksek dağlar adeta doksan derecelik açıyla gökyüzüne yükseliyor. Güzellikleri içime çeke çeke ilerlerken, “Ah, bizim oralar cennet!” diye söze başlayanların, buraların bakir güzelliğini ve renklerini görseler bu ısrarlarında yanıldıklarını fark edeceklerini düşündüm.

Sonunda trene bineceğimiz istasyonun bulunduğu Ollantaytambo’ya geldik. Tren biletlerimiz dağıtıldı. Burada trene binmek bile bir ritüele bağlı. Örneğin, benim biletim B-26; üzerinde “B” yazan tabelanın önünde tek sıra oluyoruz. Trenci üniformasıyla elinde “B” tabelası tutan görevli, bize dönerek “Please follow me” (Lütfen beni takip edin) dedi. Kapılar açıldı; görevli önde biz arkada B vagonuna vardık.

Vagon kapısından perona uzatılan korkuluklu rampanın başında; biri kız, diğeri erkek güleç yüzlü iki görevli bizi karşıladı. Bileti uzattığımda cep telefonu büyüklüğündeki cihazla QR kodunu okutup kendi dillerinde “Hoş geldiniz” diyerek koltuğumuzu işaret ettiler. Yerime geçtiğimde, özgün desenlerle süslü tertemiz bir masa örtüsüyle karşılaştım. Ahşap masanın başında kendimi trende değil de sanki bir balkonda oturuyormuş gibi hissettim.

Tren hareket etti. Tavanı bile cam kaplı olduğu için yemyeşil vadilerin içinden süzülüyoruz. Çok süratli olmasa da “tıngır mıngır” ilerliyoruz. Şansımıza bizim taraftaki manzara inanılmazdı; hırçın akan nehirle yan yana, dostça yol alıyoruz. Derken uçaklardaki servis arabasına benzer bir arabayla güleç yüzlü bir genç geldi: “What would you like?” (Ne alırdınız?).

Ücretsiz olup olmadığını sorunca bana pişmaniye kutusuna benzer bir kutu, sütlü kahve ve su ikram etti. Diğerleri ücretli sanıp çekindiler ama kutunun içinden kurabiyeler ve fıstıklı krokanlar çıktı; onları atıştırmalık olarak yanıma aldım. Kahvemi içerken aklıma İsviçre’deki meşhur kırmızı tren geldi. Tesadüf bu ya, turda İsviçreli bir çift de vardı. Onlar bile burası için “Güzel ama bu tam bir efsane,” demekten kendilerini alamadılar.

Machu Picchu’nun Gizemi

Peki, Machu Picchu’nun önemi nereden geliyor? İspanyol istilacılar, İnka yerleşimlerini yakıp yıkarak Ollantaytambo’ya kadar gelmişler. Bunu duyan Machu Picchu halkı, iki yerleşim arasındaki patika yolu bozmuş; üzerine ağaçlar ve bitkiler dikerek yolu görünmez hale getirmişler. Hava koşullarının da etkisiyle bitkiler yolu tamamen kapatınca, İspanyollar yolu bulamayıp aramaktan vazgeçmişler. Böylece Machu Picchu, istilayı hasarsız atlatmış.

1911 yılında bölgede uçakla keşif yapan Amerikalı bir araştırmacı (Hiram Bingham), bitki örtüsündeki farklılığı fark edip burayı haritada işaretlemiş. Perulu yetkililerle bölgeye gidilince, İnka medeniyetinin kalıntılarını kaplayan sarmaşıklar temizlenmiş ve bu şaheser gün yüzüne çıkarılmış. 2007 yılında ise Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri seçildi.

Görmek için 300 metrelik dik bir yokuşu tırmanmak zorunda kaldım; çok yorucuydu ama değdi. Yine de benim gibi zorlananlar için bir teleferik şart diye düşünüyorum. Taşları birbirine öyle bir ustalıkla birleştirmişler ki aralarına jilet bile girmiyor; bizzat test ettim, gerçekten inanılmaz!

Kalın sağlıcakla.