Perşembe, 24 Eylül 2026 24.09.2026
6°C
USD 48,84
EUR 55,75
Altın 6.737
Benzin 80,80
Dizel 96,70

Güney Amerika (17)

Güney Amerika (17)

Uruguay’da Zamanı Durdurmak

Buenos Aires’ten feribota binip, yaklaşık 50 kilometre genişliğindeki Río de la Plata nehrini iki saate yakın bir sürede geçtik. Bu nehir sayesinde, Uruguay’ın güneyinde döküldüğü yerden itibaren gemiler kıtanın iç kısımlarına kadar ilerleyebiliyor; hatta bazı yerlerde nehrin genişliği 200 kilometreyi buluyor. Feribota binerken her iki ülkenin gümrük memurları yan yana oturuyor; biri çıkış işleminizi yaparken diğeri girişinizi onaylıyor. Feribot yolu yarıladığında ise kısa bir süreliğine “free shop” açılıyor.

Eğer bir gün yolunuz Güney Amerika’ya düşerse ve kendinizi her an bir kovalama sahnesi yaşanacakmış gibi hissettiren o kaotik şehirlerden yorulmuş bulursanız, size bir reçetem var: Uruguay. Ama öyle her yerini değil; özellikle Colonia del Sacramento’yu bir “ruh detoksu” merkezi olarak görmelisiniz.

İki Trafik Lambasıyla Dünya Devlerine Kafa Tutmak

Düşünsenize, 32 bin kişinin yaşadığı koca bir şehirde sadece iki adet trafik lambası var. “Şehir plancıları mı tembel, yoksa insanlar mı fazla sabırlı?” derseniz; bence ikincisi. Burada hayat o kadar yavaş akıyor ki kırmızı ışığın yanmasına bile gerek kalmıyor; zaten kimse bir yere yetişmeye çalışmıyor.

Paranızı bozdururken sakın şaşırmayın; Uruguaylılar dolar işaretini ($) direkt Pezo için kullanıyorlar. Yıllardır 1 Dolar, 1.2 Pezo bandında dolanıp duruyor. Ekonomik istikrar mı yoksa “değiştirmeye üşenmek” mi emin değilim ama insanı yormayan bir matematik olduğu kesin.

Mimari Dedektiflik: Çatılara Bak, Kimliğini Öğren

Şehir merkezinde yürürken “Buranın tapusu kimdeymiş?” diye merak ederseniz, başınızı ya göğe ya da yere çevirmeniz yeterli. Colonia, UNESCO tarafından koruma altına alınmış bir açık hava müzesi gibi. Eğer:

Su yolun ortasından akıyor ve çatılar dümdüzse, bilin ki orada bir Portekizli parmağı var.

Yok eğer su kenarlardan süzülüyor ve başınızın üstünde o meşhur kiremitli çatılar yükseliyorsa, İspanyollar orayı sahiplenmiş demektir.

Mimari savaşları bile estetikle çözmüşler; tam bir “sessiz güç” gösterisi.

Boğa Güreşilmeyen Kolezyum

Şehrin biraz dışına çıktığınızda karşınıza İtalya’daki Kolezyum’u andıran görkemli bir yapı çıkıyor: Plaza de Toros. Zamanında “Bizim neyimiz eksik?” diyerek bir boğa güreşi alanı inşa etmişler ama neyse ki bu hevesleri kısa sürmüş. Uzun süredir içinde boğalar değil, sadece rüzgâr esiyor. Burası, şehrin en sakin ve “geçmişte kalmış” köşelerinden biri.

Dünyanın En Fakir (Ama En Zengin) Başkanı

Ve tabii ki Uruguay denince o efsane adamı anmadan geçmek olmaz: Jose Mujica. Hani şu eski, mavi Vosvos’uyla (VW) işe giden, saray yerine çiftlik evinde oturan o güzel adam… Anlatılanlara göre, zamanında o emektar Vosvos’u için 1 milyon dolar teklif etmişler de “Benim emektar satılık değil” diyerek elinin tersiyle itmiş.

İşte Uruguay böyle bir yer. Lüksü bir kenara itip iki trafik lambası ve eski bir Vosvosla mutlu olmayı bilenlerin ülkesi. Eğer ruhunuzun bir köşesinde “bir durayım, bir soluklanayım” isteği varsa, Colonia’nın o taşlı sokaklarında suyun nereden aktığına bakarak yürümek size çok iyi gelecek.

Not: Giderken yanınıza bir hırka alın; ne de olsa güneyin rüzgârı sert, insanı mert olur!

Sağlıcakla kalın.