Cumartesi, 26 Eylül 2026 26.09.2026
5°C
USD 48,88
EUR 55,69
Altın 6.741
Benzin 80,80
Dizel 93,80

“Şener Şen’e gülmek”

NULL

Aydemir Akbaş’ın ansızın başlattığı tartışma elbette, sıkı bir şekilde gündemin değiştiği yurtta çoktan bayatlamış olsa da, bir konuyu açmak için iyi bir sıçrama tahtası olacağını düşündüm. 
Aydemir Akbaş, Şener Şen için “komik değil” ya da “korkuyor” benzeri beyanlarda bulunmuştu. 
***
Asıl konuya geçmeden önce, Akbaş’ın korkmaktan kastının ne olduğunun merak konusu olması gerektiğini düşünüyorum. 
Yavuz Turgul’u kast ederek, “Bir kişinin peşine takılmış” dediğine göre, eskisi gibi komedi filmlerinde oyunculuğunu sınamadığını düşünüyor olmalı. 
***
Buna aslında korkmak denmez, olsa olsa ustalığın ve tecrübenin getirdiği “kendini bilme” hali olabilir. 
Ayrıca, özellikle 80’li yıllarda Şener Şen’in oynadığı filmleri gözümüzün önünden bir kez daha geçirip düşünürsek, bu filmlerle bugünün ortalama komedi filmleri kıyaslandığında Şener Şen’in temkinli duruşunun sadece bedeni, mimikleriyle, ruhuyla alakası olmadığını da anlayabiliriz.
***
Büyük oyuncunun, komedyen olup olmadığı meselesine tekrar dönüp, başka sorular sorarsak, üzerine konuşulacak farklı noktalar da açığa çıkabilir diye düşünüyorum.
Şener Şen filmleri 2017 yılında hala güldürebilir mi?
Oynadığı filmlerin isimlerine ve tarihlerine göz gezdirince, biraz zorlama da olsa 80 öncesi ve sonrası diye ayrıma gidilebilir. 
Tiyatroda boy gösterirken, yaşam koşulları yüzünden figüran olarak başladığı sinema 70’li yıllarda hayatında önemli bir yere sahip olur. 
O da aynı oranda giderek izleyenin gönlünde önemli bir yere sahip olur. 
70’li yılların ikinci yarısında, Arzu Film ile beraber hala seyircinin görünce kaçırmadığı filmlerin vazgeçilmezi olur.
***
Bir tesadüfün eseri de olsa 80’li yılların başına kadar oynadığı filmlerde, genellikle küçük kurnazlıkların peşinde tipleri canlandırır. Payına düşene ikna olmayan, arkadan dolanarak istediğini almaya çalışan, olduğundan farklı gösteren, genelde karikatür tiplerdir bunlar.
***
1980 yılına yaklaştıkça, büründüğü tiplerin masumiyeti azalır. 
Örneğin Çöpçüler Kralı’nda zabıta amiri olarak çıkar karşımıza. 
Evet güldürür ama daha serttir. 
Daha üsttedir. 
Kemal Sunal sokakta, aşağıdan bakar; o ise evinin penceresinden, daha yukarıdan bakar.
***
Nihayete erdirmek için, 80 sonrası dönemine gelirsek, yukarıda henüz cevaplanmamış sorunun da yanıtını bulmuş olabiliriz. 
Bu dönemeçte çektiği birkaç filmi sıralamak lazım: Banker Bilo (1980), Dolap Beygiri (1982), Şekerpare (1983), Namuslu (1984), Çıplak Vatandaş (1985).
***
Listeyi biraz daha geniş tutabiliriz. 
Ancak bu beş film bana kalırsa yeterli. 
Şekerpare hariç, dördü bulunduğu dönemin insanının değer yargılarının röntgenini çekmekte. 
Filmleri izlerken itibar gören ne, hor görülen eylem ne anlayabiliyorsunuz. 
***
Şekerpare’nin de dahil olduğu ortak özellik ise, dalaverenin ve çabasız mevki, maddiyat sahibi olmanın makbul oluşu.
Başar Sabuncu’nun senaryosunu yazdığı Namuslu filminde Ali Rıza karakterini canlandırır Şener Şen. 
Ailesi ve iş arkadaşları tarafından sürekli aşağılanan dürüst ve naif mutemet, maaş günü bankadan çektiği paralarla daireye giderken soyulur. 
***
Herkese soyulduğunu anlatmaya çalışırken, etrafında kim varsa aslında onun gerçekten hırsızlık yapmış olabileceğine inandırır kendisini. 
Ne kadar uğraşsa da ikna edemez ve üstelik hırsızlık öncesi hor görülen memur, hırsızlıktan sonra evde, mahallede, iş yerinde itibar görür. 
Bütün tanıdıkları, hırsızlık parasından kendi paylarını çıkarma, ortak olma derdindedir. 
İş yerinde statüsü değişir, evde karısı yatağa alır, ev sahibi bodrum katındaki eve yerleşip kendi oturduğu evin anahtarlarını Ali Rıza’ya verir.
***
Namussuz Namuslu ise bu duruma daha fazla dayanamaz ve oyunu onlar gibi oynar ve hepsini dolandırarak bir gemiye atlar, uzaklaşır.
Yukarıda adını geçirdiğim bu filmlerin hepsi uzun yıllara rağmen, isimlerini bugünlere taşımış komedi filmleri. 
Adını geçirmediklerim gibi. 
Şu yukarıdaki soruyu genişleterek sormak lazım. 
Şener Şen’in oynadığı filmleri, özellikle de ucundan kıyısından bahsettiğim Namuslu filmini izlediğimizde, gülebiliyor muyuz? 
O kadar da ‘rahat’ gülebiliyor muyuz? 
***
Çoğu filmde, had ve hudud bilmeden, “bırakıldığı için” yapanları, “bırakıldığı için” geçenleri görünce irkilmiyor muyuz? 
Dolap Beygiri’ndeki Ali’den ya da Namuslu’daki Ali Rıza’dan da geriye eser kalmamış olabilir.
Yani sonuç olarak, 30 sene önce parodisi yapılan hallerin tam ortasında kalmışsak, Şener Şen ya da bir başkası hicvetmek için daha üstüne ne yapsın?