Çarşamba, 23 Eylül 2026 23.09.2026
18°C
USD 48,82
EUR 55,95
Altın 6.762
Benzin 80,80
Dizel 96,70

Zehirli Sarmaşık

Zehirli Sarmaşık

Yatak odasını gözetlemeyi seven bir ceviz ağacımız vardı.

Ağaca ve yeşile düşman olanlar, onu da mı kestiler yoksa? diye düşünmeyin. Bu kez düşman yine bir yeşilden. Üstelik hiç de düşman gibi görünmeyen güzel bir bitkiden.

Sordum; “Zehirli Sarmaşık“mış adı.

İnsan, sabah gözünü açtığında o güzelim parlak yeşil yapraklarla göz göze gelince dudağının kıyısına ilişiveriyor bir gülümseme.

Güne doğanın içindeymiş gibi başlamak başlı başına bir sevinç nedeni(ydi)…

Pencereyi açar açmaz odaya dalmaya hazırlanan parlak yeşil yapraklar görünmez oldu önce.

Dallarına konuk ettiği kuşların neşeli sesleri azaldı sonra yavaş yavaş.

Her yıl geldiğimiz bahar ayında; biraz daha küskün, yemeden içmeden kesilmiş ağır bir hastaya benzemeye başlamıştı ceviz ağacımız.

O görkemli ağacın gövdesini saran sarmaşık aslında güzel de görünüyordu ilk zamanlar.

Şimdi gözümü açtığımda kurumuş, cılız, koptu kopacak iki dal görüyorum.

Ve üzülüyorum.

Zaten nicedir hangimiz sevinçle başlar olduk ki güne…

Sanırım kuşlar da üzülüyor.

Kurumuş iki daldan birine konan bir kuşu izledim geçen gün. Buluşmaya geç kalmış bir sevgiliyi bekler gibiydi. Kaygılı görünüyordu. Sağa sola, aşağı yukarı bakıp durdu bir süre.

Öyle kederliydi ki ötüşü…

Sonra, kurumuş diğer dala geldi kondu bir başka kuş.

“Görmediler mi birbirlerini acaba?“ derken…

Hoop uçuverdi kuru dalda beklemekten yorgun düşen kuş, diğerinin yanına.

“Beklemekten ağaç oldum,“ dediğini sanmıyorum gelen kuşa.

Önce pek yüz vermedi yeni gelen. Dişi olabileceğini düşündüm. Kim bilir belki de kızdırmıştı erkek olan ve birazcık kapris yapıyordu.

Salonda çalan telefonuma bakmasam da olurdu.

Derken, bekleyen kuşun ötüşü değişti. Küçücük gövdesinden taşan bir coşkuyla ötüyor, sağında solunda dolanıyor, arada gagasıyla gagasına dokunuyordu.

Böylelikle erkek ve dişi tanımlamamın doğru olduğuna karar vermiş oldum.

Sonrası;

Bir muhabbet… Bir muhabbet…

Neyse, konumuz “Zehirli Sarmaşık” tı.

“Sinsi sinsi büyüyen zehirli sarmaşık, ağacın tepesine ulaştığında yaprakların üzerini tamamen örter. Işık alamayan ağaç zayıflar ve kurur,“ diyor bilgiler.

Biz bu duruma birkaç yıl içinde tanık olduk.

Nerden bilsin ağaç sinsi sinsi yanaşarak, dost gibi görünüp kendisini kurutup yok edecek bitkiyi…

“Pirincin içindeki siyah taştan değil, beyaz taştan kork,“ derler.

Siyah ya da beyaz…

Bazı insanlar yavaş yavaş sizin tüm enerjinizi alırlar.

Önceleri anlamaz insan.

Zaman geçtikçe negatif enerjileri ele geçirir ruhunuzu.

Siyah olanları bile kırıp dökmeden çözmeye çalışmak uzun zamanlar alırken…

Beyaz olanlardan kolay mı öyle çabucak kurtulmak…

Ne yapsın zavallı ceviz ağacı!

O bir ceviz ağacıydı

Ereğli’de bir bahçede

Görüldüğü gibi fotoğrafta da;

Ne kendisi farkında

Ne de başkaları farkında.

Zehirli Sarmaşık