Herkes ekonomiden dert yanıyor.
İşçi, memur, öğrenci, emekli, esnaf; kiminle konuşsanız sıkıntıda
olduğunu söylüyor.
Kendi çevremizden görüyoruz; öğlene kadar siftah yapamayan esnaf,
mesaisin büyük bir bölümünü para bulmak için harcıyor.
Çoğu borç alma telaşında.
Velhasıl toplumun tüm katmanlarında kötü sinyaller geliyor.
Peki ya sanayici?
***
Valla bu sefer görünen o ki sanayici de bir çıkmazın içine girmiş.
Girmiş girmesine ama ne açık açık bir tepkileri var ne de talepleri…
Son günlerde sanayicinin de ciddi sıkıntı çektiğini, finansmana
ulaşamadığını, kur baskısı yüzünden zarar ettiğini onlar fazlaca feryat
etmeseler de duyar olduk.
“Çalışarak batıyoruz” sesleri ufak ufak gelmeye başladı.
***
İşçi çıkarmalar, yurt dışına kaçmalar, konkordatolar, öz kaynaklarıyla
vaziyeti idare etmeye çalışanlar; bunları duyuyoruz, görüyoruz.
Peki bu işin sonu nereye gidecek?
Bu sorunun yanıtı bende yok.
***
Bugün bir sendikacı tanıdığı bir konu nedeniyle aramışken, “Ya bu
sanayicilerden kötü sinyaller geliyor. Gerçekten sanayici zor
durumda mı?” diye sordum.
Sendikacı arkadaş, “Doğru dedi. İşçi de ağlıyor sanayici de ağlıyor.
Sanayici ilk defa bu kez rol icabı ağlamıyor” diye yanıt verdi.
Neden diye sordum..
Valla bir sürü şey anlattı.
***
Eğer önlem alınmazsa gelecek günlerin karanlık olduğunu belirten
sendikacı şunları söyledi: ‘’Özellikle ihracat yapan sanayiciler daha
zorda. Döviz baskılanıyor. Borsaya bak; son 6 ayda 400 milyar dolar
para çıkmış. Kasım’da devalüasyon bekleniyordu. Bazıları kapatıyor,
bazıları konkordato ilan ediyor, bazıları işçi çıkarıyor. Büyük
zorluklar yaşanıyor ve iktidar hiçbir şey yapmıyor.”
***
Peki dedim sanayici sınıfı hal böyleyken sesini yukarıya neden
ulaştıramıyor?
Ona da şöyle yanıt verdi sendikacı: ‘’Sanayici aslında basına
kapalıyken konuşuyor. Dert yanıyor. Ama konuştukları bakanlar bu
serzenişleri en yukarıya iletmiyor. Belki de yukarıya her şey çok iyi
diyorlardır. Mesela geçenlerde bir Ak Partili vekil ihracatımız 400
milyar dolardan 700 milyar dolara çıktı diye hava atıyordu. Ama
şunu söylemiyor; ihracatımız 2002 yılında 400 milyar dolardı. O
zaman nüfusumuz 65 milyondu. Şimdi 86 milyon. Fon meselesinde
120 milyar doların üstünde bir kayıp var deniyor. Köprü ve
otoyolların satışından 10 milyar dolar bekleniyor. Tüm bunlara
rağmen sanayici konuşmuyor. Daha doğrusu karnından konuşuyor.
Seslerini çıkaramıyorlar. Böyle giderse beklide birçoğu batabilir.
İstiyorlar ki bizim yerimize başkası konuşsun. Deniz bitiyor ama
onlar hala işin gırgırındalar.”
***
Aslında başka birçok şey de söyledi bu sendikacı; fazlasıyla iç karartıcı
şeylerdi bunlar ama ben fazla uzatmak istemiyorum.
Zaten de adam sendikacı; işinin doğası gereği sanayicinin hakkını da o
arayacak değil ya.
Umuyorum ülkemizde hem sanayicinin hem de toplumun tüm
kesimlerinin sesi duyulur.

