Aslında günler öncesinden uyarmıştı meteoroloji.
“Bardaktan boşalırcasına” deyimi az kalır. Gök delindi…
Kurak geçen koca bir yazın ardından neredeyse kış gelmek üzere. Tek damla düşürmez mi bulutlar?
Yok!
Tek bir damla yağmur yok!
İçinde yıllar boyu söylenmemiş sözler, öfkeler biriktirmiş bir insanın patlaması gibi… Acılar içinde kavrulurken, bir damla bile gözyaşı dökemeyen bir insan gibi, aniden patladı gökyüzü…
İnsan böyle havalarda evinde olduğuna şükreder ya…
Ben de bir yandan şükrederken bir yandan da evsiz barksız, yakacaksız yoksul insanları düşünüyorum.
Düşünüyorum düşünmesine de bir katkım mı oluyor sanki?
Hayır!
Evde olmanın şükür duygusuyla yoksul insanların zorlu yaşamları nasıl kardeşçe yaşasın ki içimde…
Şükrün getirdiği huzuru kovalıyor huzursuzluk aceleyle…
Bu, sanki iyilik ve kötülük gibi biraz da!
Ama hepimiz biliriz ki evrende her şey zıttıyla var olur.
Yine daldan dala atlamaya başladım.
En iyisi gidip bir çay suyu koyayım ocağa…
Penceremin önündeki koltuktayım şimdi.
İyilik ve kötülük deyince, yağmurun da etkisi midir bilmem… Karardı içim de gün ortasında kararan odam gibi…
—
Eskidendi, çok eskiden… Tanıdığım zarif bir kadın vardı bir zamanlar.
Çok yakın bir arkadaşımın annesiydi.
Bir insanı tanımlamak için “karıncayı incitmez” deyiminin yetersiz kaldığı bu kadını iteklemiş başka bir kadın.
Hem de komşusunun yanında, çarşıda…
Günler sonra gözleri dolu dolu, boğuk bir sesle anlatmıştı.
Arkadaşım, küçük kızıyla birlikte ailesinin yanında yaşıyordu.
Kendisini ve kızını seven, hiç evlenmemiş bir kişi evlenmek istiyordu arkadaşımla.
Bu durumu içine sindiremeyen kadın, ilk önce arkadaşımın annesini, sonraları da arkadaşımı çok üzdü… Çok…
Olan biten her şeye karşın arkadaşım sabırla, içine içine ağlayarak, inatla iyi davrandı.
Hayatında ilk kez böyle bir davranış biçimiyle karşılaşan arkadaşım için hiç kolay olmayan bir süreçti.
Eşinin arada kalmasını istemiyordu.
Zaten aileden de öyle öğrenmişti.
Zaman geçtikçe kadının içindeki kin ve öfke, sıcak bir ortamdaki kocaman bir buz kalıbı gibi yavaş yavaş eridi ve bitti!
Bir gün büküp boynunu şöyle söylemiş:
“Seni az anlatmışlar. Yaptıklarım için özür dilerim. Öldüğüm zaman gözüm arkada kalmayacak!”
Çok geçmeden vefat eden kadının ardından komşuları, arkadaşımı tanımak için iş yerine ziyarete geldiler…
Neyse, çay demini almıştır. Acele etmemeli hemen tüketmek için…
Beklemeli biraz…
Sabretmeli…
Sıcak ve demli bir çay gibisi var mı…
Isıtıverir en soğuk anıları bile!

