Biz insanlar olarak harika bir illüzyonla yaşarız: Günde yirmi kere “Neyse canım, o konuyu orada kapattık, önümüze bakalım” deriz. Spiker ciddiyetiyle verdiğimiz bu beyanatlar elbette harikadır da… Küçük bir pürüz var: İnsan zihni bir tiyatro sahnesi değil ki bir perdeyle geçmişi arkada bırakıversin.
Performans psikologlarının kapısını çalsanız size ilk söyleyecekleri şey şudur: Hayat bir bütündür ve her yaşantı, organizmanın en küçük hücresine kadar iz bırakır. Spor yaparsınız, uyku düzeninize dikkat edersiniz, disiplinli olursunuz; fiziksel olarak taş gibi bir performans sergilemeyi hedeflersiniz. Fakat duygusal cephede işler karışırsa, o sahadaki veya masadaki tüm dengeler sarsılır.
İşte tam bu noktada insanoğlunun en büyük baş belası devreye girer: Belirsizlik.
İlişkide netlik isteriz, iş sözleşmesinde netlik isteriz, yarın havanın nasıl olacağında bile bir kesinlik ararız. Neden mi? Çünkü zihnimiz belirsizliği doğrudan bir “tehlike alarmı” olarak algılar. Sonu görünmeyen bir yola girmek, karanlık oda kontrol etmek gibidir; içeride ne olduğunu bilmediğimiz için otomatik olarak savunmaya geçeriz.
Oysa hayatın acı ama eğlenceli bir gerçeği var: Hayat asla tamamen netleşmez.
Siz en başarılı döneminizi yaşarken, her şeyi planladığınızı sanırken dışarıda gelişen tek bir olay tüm kartların yeniden dağıtılmasına yeter. Netliğe olan bu aşırı ihtiyacımız aslında tamamen kendimizi güvende hissetme arzusundan doğar. Ancak asıl mesele, her şeyin netleşmesini beklemek değil; o belirsizlik denizinin içinde, dalgalara rağmen yol alabilmeyi öğrenmektir.
Kısacası; perdeden kaçış yok, belirsizlik hayatın ana menüsü. Bize düşen ise o menüye biraz esneklik ve kahkaha sosu ekleyip yola devam etmek.
Sağlıcakla kalın.
Birde Turgut Uyar şiiri bırakıyorum.
DENGE
Sizin alınız al, inandım.
Morunuz mor, inandım.
Tanrınız büyük, âmenna.
Şiiriniz adamakıllı şiir,
Dumanı da caba.
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum,
Kalabalık ha olmuş, ha olmamış.
Sokaklarda yitirmiş, cebimde bulmuşum.
Ama sokaklar şöyleymiş,
Ağaçlar böyleymiş,
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.
Aşkım da değişebilir, gerçeklerim de.
Pırılpırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara,
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum,
Hiçbirinizle döğüşemem.
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var,
Sizin alınız al inandım,
Sizin morunuz mor inandım,
Ben tam dünyaya göre,
Ben tam kendime göre,
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.
Turgut Uyar

